Tag Archives: kadına şiddet uygulama

Kadına Şiddet Uygulanması ve Depresyon

Burcu Akın |12 Kasım 2013 Salı 17:36:29   

Depresyon nedir? 

Depresyon sözcük olarak ruhi çöküntü, buhran, bunalım anlamındadır.

Depresyon kişinin bütün özel hayatını, yemesini, içmesini, uykusunu, sosyal hayatını tamamen etkiler. Depresyon, dünya vatandaşlarını etkisi altına alan dördüncü sıradaki bir rahatsızlıktır. Tedavisi uzun sürer ve pahalıdır. Depresyon eğer tedavi edilmezse intihara neden olabilir.

Depresyon türleri: 

En çok bilinen depresyon türü “major depresyon” dur.  Major depresyonda depresyonun tam belirtileri görülür. Major depresyon hafif, orta ve ağır şiddetli türleri vardır. Depresyon dendiğinde hekimlerin genel olarak anladığı esas rahatsızlık, major depresyondur. Toplumda çok daha sık görülür. Günümüzde her beş kişiden birinin hayatı boyunca depresyon geçireceği bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, önümüzdeki on yılda depresyon en fazla iş gücü kaybına neden olacak rahatsızlıkların başında gelmektedir. Depresyon tedavi edilmediği durumda, sosyal hayatta ve iş hayatında, kişinin duygusal durumunda ciddi rahatsızlıklara yol açabilecek kronik seyirli bir rahatsızlıktır. Araştırmacılar, depresyon tedavisi için ABD’de her yıl 80 milyar dolar civarında  harcama yapıldığını belirtmektedir.

Depresyonun hafif olanına “minör depresyon” denir.  Minör depresyonda depresyonun bazı  belirtileri görülür.

Bazen depresyon belirtileri hafif ama çok uzun süre (2 yıl ve daha fazla) devam edebilir. Bu tip duygu bozukluklarına “distimik depresyon” ya da tanısı zor olduğu için “gizli depresyon” denir.  Yaygın uyku bozuklukları, hiçbir şeyden mutlu olamama, karamsarlık hali, sürekli yorgunluk, isteksizlik, ilgisizlik, güvensizlik hissi, bedensel yakınmalar en önemli belirtileridir.

Depresyonun alt tipleri içerisinde “psikotik özellikli depresyon”dan söz edilir. Psikotik depresyon, şuur bulanıklığı, gerçekte olmayan sesler duyma, hayal görme gibi yüksek ruhi bozukluğu ifade eder.

“Atipik depresyonlar”da ise, normal depresyon belirtilerinin tersi görülür. Belirtiler, kafa karıştırıcıdır. Örneğin, depresyonlu kişilerde uykusuzluk görülürken, atipik depresyon durumlarında hastalarda çok uyuma, aşırı uyuma belirtisine rastlanır.

Diğer bir depresyon türü ise “çocukluk depresyonu”dur. İstatistiklere göre Türkiye’de çocukların yaklaşık %4′ünde depresyon rahatsızlığı vardır. Çocuklarda yetişkinlerden farklı olarak depresyon baş dönmesi, karın ağrısı, okul fobisi, aileye düşkünlük ya da aşırı yaramazlık şeklinde kendini gösterir.

“Özellikle ergenlik dönemindeki depresyonlar kendini başka belirti olmaksızın sadece davranış bozuklukları ile gösterebilir. Bu çocuklarda arkadaş ilişkilerinde bozulma, okul disiplin kurallarına uymada zorluk çekme, okul başarısında düşme, madde bağımlılığı, sigara ve alkol kullanma eğilimi gibi istenmeyen davranışlarda artış görülür.  “

Yukarıdaki türlerin dışında kanser, diyabet, hipertansiyon, inme, parkinson, alzheimer, vb. hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan “ikincil depresyonlar” da vardır.

Kadınlar ve depresyon:

Kadınlarda görülen depresyonun çok farklı nedenleri vardır. Bir kısım depresyonlar aile içi nedenlerden kaynaklanabilir. Bu tip depresyonlarda dış çevrenin etkisi daha azdır. Aile içi geçimsizlik ve şiddet depresyonun en önemli nedenlerindendir. Kadının duygusal yapısının bozulması, yaşam kalitesini olumsuz etkiler ve hatta depresyon etkisindeki kadınları intihara sürükler. Depresyon, kadının hayatının farklı dönemlerinde bir çok kere de tekrarlayabilir. Bu gibi rahatsızlığı olanların kesin olarak ilaç tedavisine gereksinimleri vardır. Eğer tıbbi tedavi olmazsa, depresyona maruz kalan hastaların hem hayat kalitesi çok düşecektir, hem de intihar riski vardır. Bu erkek ve bayan, her iki cins için de geçerli olan bir durumdur.

Kadınlarda görülen depresyonun diğer bir etkeni ise dış nedenlerdir. Dış nedenlerin başında geleni, kadını çevresinde, kadını depresyona sokan bir başka kişinin var olmasıdır. Türkiye’de kadınların üçte biri eşi tarafından her gün veya ayda bir kaç kere dövülmekte, şiddet ve aşağılamaya maruz kalmaktadır.

Kadınlara uygulanan ve kadına dayak atmakla özdeşleşen şiddetin fiziki boyutunun yanında, bir de psikolojik boyutu vardır. Şiddete maruz kalan kadın, müteakip şiddet uygulamasının ne zaman, nerede, ne kadar tahripkar olacağını düşünür. Fiziki şiddet korkusu kadınlarda depresyona yol açan en önemli etkendir. Bunun yanında, yoksulluk da depresyonu tetikler. Yoksul kadınlar ailesinin yiyeceğini temin etmekten, yemeğini pişirmekten, hasta olan aile fertlerinin bakımını yapmaktan, tedavisini yaptırmaktan sorumludur. Türkiye’de yoksullar arasında kadınların oranı  çok yüksektir. İşsizlik Türkiye’de zaten çözümü zor olan genel bir sorundur. Türkiye’de kadınların işsizliği, gizli işsizliği ya da güvencesiz işlerde çalışması çok daha yüksek orandadır. 2009 yılında kadınların iş gücüne katılım oranı %26′dır. Bu orana göre Türkiye’de her dört kadından üçü işsizdir.  2009 öncesinde ise işsiz kadın oranı çok daha fazla idi. Türkiye’de hem yoksulluk hem de şiddet oranı kadınlarda çok fazladır. Yoksulluk ve şiddet, özellikle kadınların ruh sağlığını etkileyen iki önemli etkendir.  O yüzden Türkiye’de depresyon ve duygu bozuklukları kadınlarda daha sık görülmektedir.

“Depresyon kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Türkiye’de kadınların yüzde 25′i, erkeklerin ise yüzde 10′u duygu rahatsızlığı yaşamaktadır. Bu niteliği ile kadınların depresyon rahatsızlığına yakalanma riski fazladır.”

Depresyona giren  kadınlarda görülen davranış bozuklukları:

Depresyon kadınlarda duygu, düşünce ve davranış bozukluklarına neden olur. Kadınların duygu dünyasında çöküntü izlenir.  Depresyon etkisindeki kadının düşünceleri çoğunlukla olumsuzdur. Hayattan umudunu kesmiştir. Bir diğer deyişle günü ve gecesi karanlıktır. Kendini değersiz hisseder. Geçmişte yaptıklarından pişmanlık duyar. Güne isteksiz başlar. Depresyondaki kadınlarda en çok dikkati çeken davranış bozukluğu, intihar olaylarıdır. İntihar dışında sosyal ortamda sosyal beceriksizlik, öfke kontrolünde güçlük çekme,  tahammülsüzlük, kolay alınma, kolay kırılma, kolay öfkelenip kavga çıkarma kadınlarda görülen depresyonun belirtileri olabilir.

Depresyonun en ciddi sonuçlarından bir tanesi intihardır. İntihar düşüncesi kişinin depresyonla ortaya çıkan değersizlik düşüncesi ve özgüvenindeki azalmayla ortaya çıkar. Hayattan keyif alamama, hayatı yaşamaya değer bulmama, zaman zaman düşüncedeki bozulmalar psikotik düzeye çıktığı için, gerçeklik algısı bozulduğundan, intihara meyil artabilir.

Kadınlarda görülen depresyonun tedavisi:

Depresyonun tedavisinde tıbbi tedavi, yani ilaçla tedavi yeterli olmamaktadır. Depresyona neden olan yaşam koşullarının düzeltilmesi hastalığın tedavisi açısından şarttır. Yaşam koşullarının düzeltilmesi demek, hem insani bir yaşam, hem de insani bir muamele demektir. Bu kapsamda işsiz kadınlara iş ortamı sağlamak şüphesi çok önemlidir. Ancak, işte çalışan kadının, maaşını getirip kocasına vermesinden sonra bir de kocasından dayak yemesi durumunda, kadının çalışmasının bir önemi kalmayacaktır.  Bu durum, kadınları daha fazla intihara teşvik etmektedir.

Bunun için kadınların erkeklerden farklı olarak cinsiyetçi yetiştirilmemesi gerekir. Türkiye’de aile yapısı yeniden ele alınmalıdır. Türkiye’de ailelerin durumu iç açıcı değildir. Türkiye’de aile yapısı ve gelenekler, ev içi şiddeti kapatma, toplumdan gizleme yönündedir. “Benim ailem ya da aşiretim sizin ailenizin ya da aşiretinizin yanında güzel görünmeli! Kol kırılır yen içinde kalır! Bu kızın eline erkek eli değmiş, ailemizin namusu kirlenmiştir! Eğer koca evinden baba evine dönersen, gelinliğin kefenin olur ha!” söyleyiş tarzları aile yapısındaki bozukluğun ifadesidir. Gerektiğinde sivil toplum örgütleri ayağa kalkmalı, kadına dayağa karşı protesto yürüyüşü yapmalı, çıkarılacak yeni kanunlarla hastalıklı aile yapısı düzeltilmelidir.  “Böyle gelmiş böyle gider!” mantığı kırılmalıdır.

Okul kitaplarından başlayarak, cinsiyetçilikle mücadele edilmelidir. Aileden başlayarak, cinsiyet eşitsizliği ortadan kaldırılmalıdır. Aileler çocuklarını yetiştirirken, bütün ev işlerini kız çocuklarına yaptırıp, erkek çocukları koruyup-kollamamalı, kız çocuklara daha az, erkek çocuklara daha fazla harçlık vermemelidir. “Hadi kızım abine su getir! Babanın çoraplarını çıkar! Kardeşini uyut! Abinin pantolonunu katla!” yaklaşımı yanlıştır.

Türkiye’de anneler de işte, tarlada veya evde çalışırlar. Akşam eve gelindiğinde, baba kenara çekilip televizyon izlerken, anne çocukların yemeğini hazırlar, derslerine yardımcı olur, çamaşırlarını yıkar, ütülerini yapar, zamanında uyumalarını sağlar. Baba, anneye asla yardım etmek istemez.

Cinsiyet ayrımcılığının yapıldığı aile ve çevrede yetişen kız çocukları, iş hayatına atıldıkları zaman da, erkeklerin yaptığı işlerin (Örneğin; yöneticilik) kadın olduğu için zaten kendisine verilmeyeceğini düşünür. Erkek arkadaş edindiğinde, erkek arkadaşından kötü muamele göreceği hissine kapılır.

Cinsiyet ayrımcılığı yapılan ortamda yetişmiş olan kadınlar, evlendikten sonra, muhtemelen kendi çocuklarını da ailesinden ve erkek egemen çevresinden gördüğü şekilde yetiştirir.

Sonuç ve öneriler: 

Türkiye’de, ömür boyu kadının erkekten daha alt kategoride olduğu algısı vardır ve bu algı sürdürülmek istenmektedir. Kadın da bir insandır. Hayvana kötü muamelenin sorgulandığı, uygar ülkelerde yasaklandığı günümüzde, gizli ve açık şekilde kadınlarımızın itilip kakılmasına, dayak yemesine, horlanmasına, aşağılanmasına artık göz yumulmamalıdır. Bu yüzden:

  • Kız çocuklarının okumasına, çalışmasına, kendisini geliştirmesine, kendisini ifade etmesine ağırlık verilmelidir.
  • Kocasından ayrılan kadınlara: “Sen niye ayrıldın, sen ne başarısız bir kadınmışsın, sen hiç bir işe yaramazsın!” tarzında konuşulmamalı, kadınlar aşağılanmamalı, toplumdan dışlanmamalıdır. Yeniden hayat kurmaları sürecinde, eşinden ayrılan kadınlara destek olunmalıdır.
  • “Kızım sen bu evden gelinlikle çıktın, ancak cenazen bu eve gelir!” anlayışı yanlıştır. Bu mantık kocası ile sorun yaşayan kadınların intihara sürüklenmesinde ana etkendir.  Devletin ve özellikle aileden sorumlu olan bakanlığın çok ciddi politikalar geliştirerek kadınları desteklemesi, şiddetten koruması gerekmektedir. Hiç bir konuda haklı şiddet yoktur, bu kabul yasalaşmalıdır.
  • Kadın sığınma evlerinin sayısı artırılmalı, kadın sığınma evleri asla ayrılan, boşanan erkek ve kadınların tekrar birleştirilmesi için kullanılmamalı, bunun yerine mağdur kadınların tekrar topluma kazandırılması için çalışılmalıdır.
  • Partilerdeki “kadın kotası” derhal kaldırılmalı, TBMM’ndeki kadın milletvekillerinin sayısı artırılmalıdır.
  • Bakanlık, valilik, belediye başkanlığı gibi kilit görevlerde kadınlar da istihdam edilmelidir.
  • Mademki bir hadis’e göre “Cennet anaların ayakları altındadır.”, o halde Diyanet İşleri Başkanlığı Türk toplumunu aydınlatıcı programlar hazırlamalı, Arapça veya Farsça olarak değil de, Türk Halkının anlayacağı bir dilden görsel ve yazılı basını kullanarak, yayımlamalıdır.

—————————————————————

İlgili Makaleler

HTML Snippets Powered By : XYZScripts.com