Etiket arşivi: güç dengesi

Güç dengesi: Günümüzde güç dengesi sistemi teorileri

Güç dengesi sistemi teorileri denince akla üç teori gelmektedir: Realist görüş, liberal görüş ve eleştirel görüşler.

Teknik anlamda “Güç dengesi sistemi”

Teknik anlamda “Güç dengesi sistemi”, bir çok devletin oluşturduğu uluslararası sistemin korunması, uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması bakımından önemlidir.

Güç dengesi sisteminde tek bir ‘hegemon’ devlet yoktur. Aksi halde zaten güç dengesinden söz edilemez. Taraflar, içlerinden birisinin çok güçlenmemesi, diğer devletlere tehdit oluşturmaması için daima birbirlerini gözlem altında tutarlar.

Tarihte güç dengesi

Tarihçilere göre iki büyük güç dengesi çağı mevcuttur: 1648’den 1789’a ve 1814’ten 1914’e kadar olan dönemler.

Otuz Yıl Savaşları 1648’de Westphalia Barışı ile sona erdiğinde Avrupa’nın monarkları birbirlerini yeterince hırpalamış ve Fransız Devrimi’ne (1789) kadar süren bir güç-dengesi sistemi inşa edilmişti.

İki-kutuplu güç dengesi

Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gibi iki süper gücün hegemonyası altında geçen, 1945-1989 yılları arasında yaşanmış olan Soğuk Savaş dönemi, özellikle iki dünya savaşı ile yerle bir olan Avrupa Kıtası’na yarım yüzyıl süreyle barış getirmiştir. Burada iki süper gücün birbirini mağlup etmeyi göze alamaması, ya da birinin diğerinden korkmaması, bir şekilde iki-kutuplu güç dengesinin sağlanmış olması, uluslararası sisteme denge getirmiştir.

Güç dengesizliği ve Kırım’ın ilhakı

Mart 2014’te sözde halk oylamasıyla Kırım Yarımadası’nın Rusya Federasyonu’na katılmasında, Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’dan daha güçlü olmasının payı büyüktür. Rusya Federasyonu ile Ukrayna arasında devam eden krizde, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri Rusya Federasyonu karşısında ‘denge’ oluşturamamıştır.

Güç dengesi sisteminde ‘güçler’

Konuyla ilgili olarak ortaya atılan başlıca teoriler ve uluslararası yaklaşımlar Andrew Heywood tarafından yayımlanmış olan Küresel Siyaset (Adres yayınları, Ağustos 2014) kitabında ayrıntılı olarak incelenmiştir. Heywood’a göre ortaya atılan teoriler incelenirken sadece ‘askeri güç’ kavramının dikkate alınmaması, ekonomik güç ile politik nüfuz kabiliyetinin de göz önünde tutulması gerekmektedir.

Güç dengesi sistemleri ve Ukrayna gerçeği
Güç dengesi sistemleri ve Ukrayna gerçeği

Güç dengesi ve realist görüş

Güç dengesinin ne olduğu fikri, realist teoride merkezi bir yere sahiptir.

Örneğin Waltz (1979) güç dengesini uluslararası politikanın teorisi olarak tanımlamıştır. Bu, devlet davranışının şekillenmesinde gücün önemiyle ve uluslararası politikanın yapılandırılmasında güç ilişkilerinin rolüyle ilgili varsayımları yansıtmaktadır.

Realistler, kabaca iki ya da daha fazla güç bloku arasında denge olarak anlaşılan güç dengesini oldukça olumlu çerçevede değerlendirmektedirler. Gücü kontrol edebilecek tek güç olarak güç dengesi barış ve istikrara neden olma eğilimi taşımaktadır. Ancak realizm birbirinden oldukça farklı iki güç dengesi kavramı benimsemiştir.

Klasik realistlere göre güç dengesi sistemi

Klasik realistlere göre siyasi müdahalenin ve devlet adamlığının bir ürünü olan güç dengesi temelde bir politikadır. (Özgür iradeye ve bireysel taahhüde inanmayı öngören) bu iradecilik (voluntarism) örneği, dış politikadaki temel karar vericilerin (sınırsız olmasa bile) geniş bir manevra alanına sahip olduklarını varsayar.

Neo-realistlere göre güç dengesi sistemi

Diğer taraftan neo-realistlerin gözünde güç dengesi, karar vericilerin kendi iradelerine dayalı davranışlarının bir sonucu olarak değil, otomatik olarak ortaya çıkan bir düzenlemeler seti olması anlamında daha çok bir sistemdir. (İnsan davranışlarının tamamen dış faktörler tarafından belirlenmesini öngören) bu gerekircilik (determinism) örneği, güç dengesinin, temelde, uluslararası sistemin dinamikleri tarafından sınırlandırılan devlet adamlarına dayatıldığını ileri sürmektedir. Bu durumun nedeni, bir kendi kendine yardım (self-help) sistemindeki devletlerin tek bir devletin hakimiyetinin ortaya çıkışını engelleme yönünde hareket etmeleri olasılığının yüksek olmasıdır.

Bununla birlikte güç dengesinin çok-kutuplu ya da tek-kutuplu sistemden çok iki-kutuplu sistemde ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.

Soğuk Savaş Döneminde Güç Dengesi
Soğuk Savaş Döneminde Güç Dengesi

 

Neo-realist bakış açısından iki-kutuplu sistemler

Neo-realist bakış açısından iki-kutuplu sistemler, istikrar eğilimlidir ve barış olasılığını güçlendirir. Bu aşağıdaki nedenlerle olur:

  • Yalnızca iki büyük gücün varlığı, bu süreçte konumlarını sürdürdükleri için, bu güçleri iki-kutupluluğun devamı konusunda teşvik eder.
  • Büyük güçlerin az sayıda olması, büyük güçler arasında çıkabilecek savaş olasılığının azalması anlamına gelir.
  • Yalnızca iki büyük gücün varlığı, yanlış hesap olasılığını azaltır ve etkin bir caydırıcılık sisteminin işlemesini kolaylaştırır.
  • Her blok kendi iç kaynaklarına (ekonomik ve askeri) güvenmeye zorlandığı ve gücü arttırmak için dışsal olanaklar (diğer devletlerle ittifak veya blok) bulunmadığı için güç ilişkileri daha istikrarlıdır.

Çok-kutuplu sistemler ve istikrarsızlık

Diğer taraftan çok-kutuplu sistemler, aşağıdaki nedenlerle doğaları gereği istikrarsızdır:

  • Çok sayıda büyük güç, olası büyük güç çatışmalarının sayısını arttırır.
  • Büyük güçlerin etkilerini arttırmak için dışsal olanaklara sahip olması nedeniyle çok-kutupluluk, akışkanlık ve belki de istikrarsızlık yönünde bir eğilim doğurur.
  • Gücün merkezi kayboldukça, zayıf devletler mevcut büyük güçleri yerinden etmek ve meydan okumak için ittifaklar kurma olanağına kavuşurken, mevcut büyük güçler daha tedirgin ve tutkulu hale gelir.

Neo-realist istikrar teorisi düşüncesi, süper güç döneminin dinamiklerini açıklamak için kullanıldığı Soğuk Savaş sonrasında çok hakimdi. O zamandan beri istikrar ve çatışmayı basit bir biçimde uluslararası sistemin yapısal dinamikleriyle açıklamanın çekiciliği azalmıştır.

Güç dengesi ve liberal görüş

Liberaller genel olarak güç dengesi fikrini eleştirirler. Onların görüşüne göre güç dengesi güç politikasını ve uluslararası rekabeti meşrulaştırır ve güçlendirir ve böylece doğası gereği istikrarsızlığa ve derin güvensizliğe neden olur. Bunun nedeni, güç dengesinin temel öncülünün, diğer devletlerin ya da devletler koalisyonlarının güvenliği tehdit edeceği ve bu tehdidin ancak rakip bir güç oluşumuyla ya da rakip bir ittifakın kurulmasıyla önlenebileceği olmasıdır. Bu yüzden güç dengesi zihniyetinin savaşı önlemekten çok savaşa neden olması muhtemeldir. Bu çerçevede liberal düşüncenin büyük bölümü, barış ve güvenliği sağlamak için daha etkin alternatif mekanizmaların bulunması üzerine yoğunlaşmıştır. Liberallerin temel çözüm önerisi, uluslararası politika ormanını bir hayvanat bahçesine dönüştürecek olan Milletler Cemiyeti ya da Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlerin kurulmasıdır. Bu önerinin temeli, güç dengesinin devletler arasında özel anlaşmaları teşvik ederken, uluslararası örgütlerin devletlerin hepsini olmasa bile çoğunu kapsayan açık anlaşmaları teşvik etmesi ve böylece ortak bir güvenlik sisteminin kurulmasını mümkün kılmasıdır.

Ortak güvenlik (Kolektif güvenlik) nedir?

Ortak güvenlik, devletlerin saldırganlığı caydırmak için birbirlerini savunma ve uluslar arası düzenin ihlal edilmesi halinde saldırganı cezalandırma sözü vermelerinin teorisini ve uygulamasını ifade etmektedir.

Bu olgunun temel fikri, saldırganlığa karşı koymanın en iyi yolu, belli sayıda devletin ortak eylemler gerçekleştirmesidir ve bunun, güç politikasının neden olduğu güvensizlik ve belirsizliğe tek alternatif olduğudur. Ortak güvenliğin başarılı olmasının üç şartı vardır:

  • Birincisi, devletlerin gücü aşağı yukarı eşit olmalıdır. Ya da en azından aralarında çok güçlü bir devlet olmamalıdır.
  • İkincisi, bütün devletler birbirini savunma sorumluluğunu üstlenmeye ve onun maliyetine katlanmaya istekli olmalıdır.
  • Üçüncüsü, etkin eylem gerçekleştirme bakımından ahlaki otoriteye ve siyasi kapasiteye sahip bir uluslararası yapı bulunmalıdır.

Güç dengesi ve eleştirel görüşler

Güç dengesine yönelik olarak çeşitli eleştirel yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.

  • Örneğin sosyal inşacılar herhangi bir güç dengesi değerlendirmesinin ne derece algı, fikir ve inançlara dayandığına yoğunlaşmışlardır. Bu çerçevede herhangi bir güç dengesi değerlendirmesi, devletlerin kendileriyle ve başka devletlerle ilgili sahip oldukları kimlik tanımlamaları tarafından belirlenmektedir. Kısaca Wendt’in (1999) sıkça alıntılanan anarşiyle ilgili görüşünü başka kelimelerle ifade etmek gerekirse, güç dengesi devletlerin ondan ne anladığıdır.

Güç dengesi insan ürünü mü?

Uluslararası toplum teorisyenleri de benzer şekilde güç dengesinin insan ürünü bir şey olduğunu ileri sürmektedirler. Buna göre güç dengesi, ortak normların ve değerlerin varlığından ve devletlerin savaşı önleme konusundaki ortak arzusundan ortaya çıkmaktadır. Bu çerçevede güç dengesi, devletler onun işlemesini istedikleri için işler.

Feminist teorisyenler ne diyor?

Feminist teorisyenler, güç dengesinin uluslararası çatışma ve savaş olasılığını azaltmaktan çok artırdığı konusunda liberallerle aynı görüşü paylaşmaktadırlar. Feministlere göre bu, gücün neredeyse her zaman `başkaları üzerinde güç’, başkalarını kontrol etme ve hakimiyeti altına alma yeteneği olarak algılanmasını öngören güç dengesinin cinsiyet çerçevesinde kavramlaştırılmasını yansıtmaktadır. Bu çerçevede güç dengesi değişmez bir şekilde güç mücadelesi olmaktadır.

Post-sömürgecilik teorisyenlerin görüşü

Son olarak, post-sömürgecilik teorisyenleri, güç dengesini, dünyanın geri kalanının dikkate alınmasını dışlayan temelde Avrupalı ya da Batılı bir oyun olarak görmektedirler. Bu yüzden 19. Yüzyıl’daki Avrupa güç dengesi, ‘Afrika için mücadeleyle’ ve küresel eşitsizliklerin ve dengesizliklerin derinleşmesiyle aynı tarihe denk gelmiştir.

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay