Mülteci nedir? Mülteciler neden ülke değiştirmektedir?

//Mülteci nedir? Mülteciler neden ülke değiştirmektedir?

Mülteci nedir? Mülteciler neden ülke değiştirmektedir?

Tarihin her döneminde Kuzey Amerika, Güney Amerika ve Kuzey Avrupa toprakları mülteciler tarafından hedef seçilmiştir. Mülteciler,  göç ettikleri ülkelerde işsiz sayısını artırdıkları, uyum sorunu yaşadıkları, bu yüzden yeni ülkelerinde problem teşkil ettikleri bilinmektedir. Genç iş gücüne ihtiyacı olan bazı ülkeler mülteci kabul etmeye gönüllü yaklaşmış olsalar da; özellikle mültecilerin iş bulma olasılıkları, her zaman yerli nüfusa göre daha az olmuştur. Dünyada giderek artan işsizlik ve açlık sorunu, dünyanın en zengin ülkelerini dahi tedirgin etmektedir.

2010’dan itibaren Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da başlayan Arap Baharı, tarihin kaydettiği en büyük göç hareketlerine ve mülteci akınına neden olmuştur. Son mülteci akınında en çok talep Kuzey Avrupa’ya özellikle Almanya’ya olmuştur. Bazı Avrupa Birliği ülkeleri mültecileri kabul edip etmeme konusunu parlamentolarında karara bağlarken,  bazıları da halk oylaması yapmıştır. Yine de bir kısım Avrupa Birliği ülkesinin sınırlarını tel örgülerle ve duvar örmek suretiyle mültecilere kapattıklarına şahit olunmuştur. Kasım 2016’da ABD Devlet Başkanı seçilen Donald Trump ise ABD’ye bazı ülkelerden kesinlikle mülteci kabul etmeyeceklerini defalarca açıklamıştır.

Mülteci nedir?

Mülteci sözcüğü, Arapça kökenlidir. Başka bir ülkeye veya yere sığınmış olan kişi, sığınıktır. Yabancı bir ülkede iltica etmeden önce belirli bir süre kalan kimseye de mülteci denir.

Avrupa’da ‘mülteci krizi’nin tarihi gelişimi

Avrupa kıtasına mültecilerin kitlesel gelişi, Avrupa’da göçün ekonomik ve siyasal yansımaları hakkında bir tartışma başlattı. Göçle ilgili bu tartışma aslında yeni değil. Tarih boyunca, Avrupa içine ve dışına göçler, Kıta Avrupa’sını şekillendirmiştir. Tüccarlar, sanatçılar ve aydınlar kendi ticaretlerini daha iyi yapabilmek için Avrupa ülkeleri arasında göç ettiler, bir ülkeden diğerine taşındılar. İspanyollar ve İtalyanlar Güney Amerika’ya göçmeyi tercih ederlerken; İngilizler, Hollandalılar, Almanlar ve İsveçliler de, Amerika Birleşik Devletleri’ne göç ettiler. Ruslar, Bolşevik devriminden sonra Batı Avrupa’ya göç ettiler. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanistan ve Türkiye’de yaşayan bir kısım Yunanlı ve Türk karşılıklı anlaşma ile yer değiştirdiler. Bütün bu yaşananlar, dönemleri itibariyle ilgili ülkelerde ‘mülteci krizi’ yaşanmasına neden oldular.

II. Dünya Savaşı sonrası yaşanan mülteci krizi

II. Dünya Savaşı sonrasını takip eden on yıllar boyunca, intikam, işsizlik gibi nedenlerle başlayan ‘mülteci krizi’ bütün Avrupa’yı derinden etkiledi. İnsanlar, daha fazla miktarda Avrupa-içi göçler yaratarak ülkelerini değiştirdi. Bu kapsamda özellikle Orta ve Doğu Avrupa’da yaşayan pek çok etnik Alman, II. Dünya Savaşı sonrasında misilleme olarak evlerinden kovuldular. Almanları etkileyen mülteci krizi esnasında kesin rakamlar bilinmemekle birlikte, 1950’lerin başlarında neredeyse 3,5 milyon etnik Alman mülteci Doğu Almanya’ya ve 8 milyon etnik Alman mülteci ise, Batı Almanya’ya göç etmişti. Ayrıca savaştan sonra, yoksulluk ve işsizlikten kaçan yüzbinlerce Güney Avrupalı, Kuzey Avrupa’ya ya da Amerika’ya göç etti.

Sömürgeciliğin sona ermesi ve yarattığı mülteci krizi

I. Dünya Savaşı’ndan sonra, sömürgecilik resmen tarihe karıştı. 1950’li ve 1960’lı yıllarda, sömürgeci ülkeler, başta Afrika ve Güney Asya olmak üzere, sömürdükleri  ülkeleri  terk etmek zorunda kaldılar. Bu durum tersine göçe neden oldu.  Bağımsız olsalar bile, kıtlıkla, işsizlikle baş edemeyen Afrika ve Güney Asya gibi fakir ülkelerde yaşayan binlerce insan, göçmen olarak Avrupa’ya taşınmaya başladı. Arka arkaya iki dünya savaşı yaşayan, genç nüfusunun çoğunu harpte kaybeden başta Almanya ve İngiltere olmak üzere sanayi tabanı bulunan Avrupalı ülkeler, sömürge ülkelerinden gelen sığınmacılara destek verdiler, mülteciliği adeta teşvik ettiler.

Çocuk mülteciler

“Misafir işçi” programlarının altın çağı olan bu dönemde altı çizilmesi gereken bir konu vardı: Bütün bu politikalar göçmenlerin sonunda evlerine döneceği varsayımına dayanmaktaydı. Göçmen programların çoğu 1970’lerin başında patlak veren petrol krizi ardından başlayan ekonomik kriz ile birlikte sona erdi. Ancak, göçmenler aile birleştirme politikaları sayesinde Avrupa’ya akmaya devam etti. En belirgin örnek, Türk ailelerin Almanya’ya göç etmesidir.

Berlin Duvarı’nın yıkılması sonrası ‘mülteci krizi’

1990’ların başında yeniden Avrupa’ya göçten bahsedilir oldu. Bu dönemde Avrupa’ya göç sürecinin merkezinde bir kez daha Almanya vardı.  Berlin Duvarı’nın yıkılması (1989) başta Doğu Almanya, Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği’nde yaşayan etnik Almanların daha gelişmiş olan birleşik Almanya’ya göç etmelerine olanak sağladı. 1990’larda Yugoslavya’nın parçalanması, bunu takip eden etnik çatışmalar, binlerce insanı Batı Avrupa’ya göç etmeye zorladı.

2000’li yıllarda ‘mülteci krizi’

2000’lerde, Avrupa’ya göçü iki olay şekillendirdi. Birincisi Avrupa Birliği’nin doğuya doğru genişlemesidir. Bu, eski komünist blok bünyesindeki ülkelerde yaşayanların, Batı Avupa’da yasal olarak iş bulmalarına olanak sağladı. İkincisi ise, 2008’den itibaren dünyada yaşanan ekonomik krizdir. Bütün dünyada ve özellikle Avrupa’da yaşanan ekonomik kriz, binlerce Portekizlinin, İspanyolun, Yunanlının ve İrlandalının Almanya’ya, İngiltere’ye ve Avrupa kuzeyindeki diğer zengin ülkelere göç etmesine neden olmuştur. Halen fakir Avrupa ülkelerinden, zengin Avrupa ülkelerine doğru göçler ve yol açtığı  ‘mülteci krizi’ devam etmektedir.

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

By | 2017-12-16T11:11:06+00:00 Aralık 16th, 2017|Avrupa|0 Yorum

About the Author:

KKK’lığından emekli (2012) topçu kurmay albay. Çeşitli Kara Kuvvetleri birliklerinde batarya, tabur ve alay komutanlığı yaptı. 1997-2003 yılları arasında Güneydoğu Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanlığı Karargahı’nda, 2005-2008 yılları arasında Heidelberg Kara Unsur Komutanlığı Karargahı’nda görev yaptı. 10 yıldan fazla süren NATO görevlerini müteakip, Dağ ve Komd.Tug.K.Yrdc. (Hakkari) ve 3.Taktik P.Tüm.Kur.Bşk. (Hakkari) görevlerinde bulundu. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazardır. İngilizce ve Almanca bilmektedir. “Siber Savaşlar ve Uluslararası Çatışmalar (New York Eyalet Üniversitesi/ABD) ve “Savaş Paradoksları (Princeton Üniversitesi/ABD) konularında sertifika sahibidir.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: