Küreselleşme, küresel siyaset, küresel ticaret ve küresel çatışma kavramları

//Küreselleşme, küresel siyaset, küresel ticaret ve küresel çatışma kavramları

Küreselleşme, küresel siyaset, küresel ticaret ve küresel çatışma kavramları

Küreselleşme nedir?

Küreselleşme, farklı uluslar, halklar, şirketler ve hükümetler arasındaki etkileşim ve entegrasyon sürecidir. Küreselleşme süreci, uluslararası ticaret, yatırım ve bilgi teknolojisiyle desteklenmektedir. Bu sürecin, çevre, kültür, siyasal sistemler, ekonomik kalkınma ve refah, dünya genelindeki toplumların fiziksel sağlığı üzerinde etkileri vardır.

Küreselleşme, bizden çok uzaklarda meydana gelen siyasi, ekonomik, ticari ve doğa olaylarının, alınan kararların bizleri de etkilemesidir. Japonya gibi dünya ekonomisinin önemli aktörlerinden birisinde meydana gelen büyük ölçekli depremler, dünyanın bütün ülkelerinde borsaları anında ve olumsuz yönde etkilemektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 2008 yılında meydana gelen ekonomik krizin dünya ülkelerindeki etkileri halen devam etmektedir.

Küreselleşme olgusu yeni değildir. Binlerce yıldır, insanlar -daha sonra şirketler- birbirlerine uzak mesafelerdeki bölgelerden alışveriş yapıyor ve birbirlerine mal ve hizmet satıyorlardı.  Orta Çağ’da Çin ve Avrupa’yı birbirine bağlayan ünlü Orta Asya İpek Yolu buna iyi bir örnektir. Aynı şekilde, yüzyıllar boyunca insanlar ve şirketler diğer ülkelerdeki şirketlere yatırım yapmışlardır. Aslında, mevcut küreselleşme dalgasının özelliklerinin çoğu, 1914’te I. Dünya Savaşı’nın başlangıcından önce geçerli olan özelliklerle benzerlik taşır.

Teknolojik gelişmeler ve küreselleşme

Fakat son birkaç on yılın politika ve teknolojik gelişmeleri sınır ötesi ticaret, yatırım ve göç hareketlerini hızlandırdı. Birçok gözlemci, dünyanın ekonomik kalkınma bakımından niteliksel olarak yeni bir aşamaya girdiğine inanmaktadır. Örneğin, 1950 yılından bu yana, dünya ticaret hacmi 20 kat arttı. 1997’den 1999’a, dış yatırım akışı 468 milyar dolardan 827 milyar dolara neredeyse iki katına çıktı. Yazar Thomas Friedman, bugün küreselleşme dalgasının öncekilerden farklı, “daha uzak, daha hızlı, daha ucuz ve daha derin” olduğunu söyledi. Bu küreselleşme dalgası, ekonomileri yurt içinde ve yurt dışında dışa açan politikalar tarafından yönlendirildi. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana geçen yıllarda ve özellikle son yirmi yılda birçok hükümet, kendi üretken potansiyellerini büyük ölçüde artıran ve uluslararası ticaret ve yatırım için sayısız yeni fırsatlar yaratan “serbest pazar ekonomisi” sistemlerini benimsedi. Hükümetler ayrıca ticaretteki engellerin dramatik olarak azaltılması ve mal, hizmet ticareti ve yatırım ticaretinin teşvik edilmesi için uluslararası anlaşmalar yapmıştır. Dış pazarlarda yeni fırsatlardan yararlanan şirketler, yabancı fabrikalar inşa ettiler ve yabancı ortaklarla üretim ve pazarlama düzenlemeleri yaptılar. Bu nedenle, küreselleşmenin belirleyici özelliği, uluslararası endüstriyel ve finansal iş yapısında gözlemlenmektedir.

Teknoloji, küreselleşmenin başlıca itici gücü olmuştur. Özellikle bilgi teknolojisindeki gelişmeler, ekonomik yaşamı önemli ölçüde değiştirdi. Bilgi teknolojileri, tüketicilere, yatırımcılara, işletmelere, ekonomik fırsatları ve eğilimleri belirlemek ve takip etmek için yeni analiz olanakları sundu. Varlıkların kolay aktarımı ve uzaktan kumandayla işbirliği yapma gibi değerli yeni araçlar,  bireysel ekonomik aktörlere bile yeni fırsatlar yaratmıştır.

Küresel siyaset

Siyaset; yönetme sanatı, kamusal işlerin, uzlaşmazlıkların şiddet dışı yöntemlerle çözümü, güç ve kaynakların dağıtımıdır. Küresel siyasette siyasetin bütünü sadece devletler arasında gerçekleşmemektedir.

Devlet nedir?

Devlet; kara, deniz ve hava sınırları belirli bir ülke içinde egemen yetki alanı oluşturan siyasi bir birlikteliktir. 1933 Montevideo Devletlerin Hak ve Yükümlülükleri Konvansiyonu’na göre devletin belirleyici nitelikleri: Belirli bir ülke, kalıcı bir nüfus, işleyen bir hükümet, diğer devletlerle ilişkiye girme kapasitesidir.

Modern devletlerin çoğunun ya ulus-devlet olması ya da ulus-devlet olmaya çalışmasına rağmen, dünya sahnesinde etkin bir şekilde hareket etmelerine olanak sağlayan şey ulus değil, devlet niteliğine sahip olmalarıdır. Bu yüzden uluslararası siyasetin, devletler arası siyaset olarak tanımlanması daha uygundur.

Bununla birlikte devlet-merkezli dünya siyaseti yaklaşımını sürdürmek giderek zorlaşmaktadır. Çünkü, 1970’lerden itibaren devletleri dünya sahnesinde tek aktör olarak görmek mümkün değildir.

Devletlerin ve ulusal hükümetlerin rolünü inkar etmeden, ulus-ötesi şirketler (transnational corporations-TNCs), hükümet-dışı örgütler (non-governmental organizations-NGOs) ve devlet-dışı diğer yapılanmalarda siyaseti etkilediğini kabul etmek gerekir. Bazıları bu modele karma-aktör modeli de demektedir.

Kapitalizm karşıtı hareketler, El-Kaide, Greenpeace, Google, General Motors, Papalık..vb. gibi örgütler, farklı yollarla ve değişen derecelerde dünya siyasetini şekillendirmeye yardımcı olmaktadır.

Küresel, dünya çapında demektir.

Küresel, dünya çapında demektir. Bu anlamda küresel siyaset denince akla ulusal ya da bölgesel değil de dünya çapında yürütülen siyaset gelmelidir.

Küresel siyaseti yürütmek üzere başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, dünya çapında önemi olan ve faaliyet icra eden hükümet ve hükümet dışı aktörlerin sayısında son yıllarda artış olmuştur.

Küreselleşme yanlısı teorisyenlere göre, küresel düzeyde karşılıklı ilişkiler her geçen gün artmaktadır.

  • Küresel siyaset, artık geleneksel siyaseti geride bırakmıştır.
  • Küresel siyaset, dünya çapında bütün ülkelerce hızla kabul edilmektedir.

Karşıt görüşteki uzmanlara göre ise küçük ya da büyük değişik ülke ve toplulukların birbirlerine olan bu önlenemeyen bağlanmışlık durumunun uzun süre devam etmesi mümkün değildir.

  • Sınırsız bir küresel ortamda yaşadığımız iddiası ya da ulus devletin sonunun geldiği tezleri tamamen hayal ürünüdür, hatta sömürgecilerin yeni propaganda vasıtasıdır.

Bir kısım uzmanlara göre ise, küresel düzeydeki siyaset, hiçbir anlamda ulusal siyasetin yerine geçememiştir. Bu nedenle küresel sözcüğünün eş anlamlısı olarak kapsamlı sözcüğünü kullanmak daha doğru olacaktır.

  • Küresel sözcüğü evrendeki  bütün unsurları ifade eder ve hepsini kapsar. Küresel siyaset, sadece küresel düzeyde değil, en geniş haliyle dünya çapında, bölgesel, ulusal, ulus-altı vb. olarak da cereyan eder.
  • Bu görüşü savunanlara göre, küresel siyasetin gelişimi, uluslararası politika kavramının yok edilmesi manasına gelmez. Aksine ‘küresel’ ve ‘uluslararası’ kavramları birlikte vardır ve birbirlerin tamamlarlar.

Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri’nin 21.yy stratejisinde vurgulandığı gibi; kutuplardaki buzulların da erimesiyle birlikte, küreselleşme insanların göç yollarını, sağlık, eğitim, kültür ve çatışma şekillerini etkilemektedir.

Küreselleşme ve İpek Yolu

Küreselleşme ve İpek Yolu

Küresel çatışmalar, bölgesel çatışmalar

Küresel çatışmalar geleneksel ve düzensiz taktiklerle, merkezi olmayan planlama ve icrayla, devlet-dışı aktörlerin basit ve karmaşık yeni teknolojik olanakları kullanmasıyla karakterize edilir. Zayıf iktidar yapısı, buna ek olarak yolsuzluk ve rüşvetle çürümeye yüz tutmuş hükümetler, haklarını alamayanların memnuniyetsizliğinin her geçen gün artması, dinsel aşırılık, etnik milliyetçilik, değişen nüfus yapıları dünya çapında ve bölgesel çatışmaların yayılmasına katkıda bulunmaktadır.

Küresel soruna verilebilecek en basit örnek içinde yaşadığımız çevrenin (kara, deniz ve hava ülkeleri) her geçen gün insan sağlığını tehdit edecek boyutta kirlenmesidir.

Küresel ticaret

Günümüzde uluslararası ticaret sisteminin dışında kalan ülkelerin dünya çapında ticaret yapmaları olasılığı yok gibidir. Buna küresel ekonomi denmektedir.

  • Dünya Bankası, IMF ve Avrupa Merkez Bankası..vb. gibi potansiyel dış yatırım kaynakları ve finans piyasalarından faydalanmayan ülke sayısı giderek azalmaktadır.
  • 2008 ekonomik krizinin artçı etkileri dolayısıyla, Yunanistan, İspanya, İtalya gibi ülkelerde meydana gelen ekonomik dalgalanmalar ve krizler, küresel ekonomiyi tehdit ettiğinden, büyük devletler zorunlu olarak krize giren ülkelere yardıma koşmuşlardır.

Kaynaklar:

¹ Küresel Siyaset, Andrew Heywood (2014), Adres Yayınları

²  The Levin Institute,The State University of New York

 

Ahmet Akın, (E) Topçu Kurmay Albay

By | 2017-04-15T14:32:25+00:00 Nisan 15th, 2017|Harp ve Strateji|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: