İsrail İran Savaşı: İsrail ve ABD İran’a taarruz edebilir mi?

//İsrail İran Savaşı: İsrail ve ABD İran’a taarruz edebilir mi?

İsrail İran Savaşı: İsrail ve ABD İran’a taarruz edebilir mi?

İsrail İran Savaşı: Muhtemel gerekçeleri

İran, uranyum zenginleştirme işine devam etmektedir. 04 Eylül 2011 günü, Buşehr nükleer santralinde nükleer yakıt kullanılarak üretimine başlanan ilk enerji (şimdilik 60 megavat, tam kapasiteye ulaşıldığında 1000 megavat) ulusal enerji hattına bağlanmıştır. Rusya ve Çin, İran’a teknik, Pakistan ise bilgi-teknoloji desteği vermektedir. Petrol ve doğalgaz zengini İran’ın ekonomik gücü nükleer programı desteklemeye yetecek düzeydedir.

Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na gelen bilgilere göre, İran sivil amaçlarla kurduğu nükleer santralde atom bombası üretme çalışmaları yapmaktadır. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) 08 Kasım 2011 tarihli son raporunda, İran’ın askeri amaçlara yönelik bir nükleer program yürüttüğünü açıkladı. Raporda, İran’ın laboratuvarlarda nükleer patlama deneyleri yaptığı, nükleer patlamayı gerçekleştirecek sistemleri ve balistik füzelere monte edilmek üzere nükleer başlık çeşitlerini test ettiği vurgulandı.

ABD ve Batı tarafından desteklenen Arap Baharı rüzgarı Orta Doğu coğrafyasında esmeye devam etmekte, diktatörlükler yıkılmakta, yerlerine görünüşe göre Batı yanlısı hükümetler kurulmaktadır. Ancak, dünyanın en baskıcı rejimlerinden sayılan İran bu rüzgardan etkilenmemektedir. Batı stratejisi açısından İran’daki rejimin otoritesinin sarsılması, İran’daki muhaliflere nefes aldırılması gerekmektedir.

2003 yılında ABD’nin suni gerekçelerle Saddam Hüseyin idaresindeki Irak’ı işgaliyle, İsrail bulunduğu zor coğrafyada önemli bir düşmanından kurtulmuştur. İsrail’in diğer bir düşmanı olan Suriye ise, Arap baharı rüzgarının etkisi altında Mart 2011’den beri iç savaşla boğuşmaktadır. İsrail’in doğu komşusu olan Ürdün etkisiz hale getirilmiş, İsrail’in canı istediği zaman operasyon yaptığı Lübnan ise adeta parçalanmıştır. İsrail’in batı komşusu Mısır, Arap baharı rüzgarına dayanamamış, Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin göreve getirdiği Genelkurmay Başkanı Sisi 4 temmuz 2013’te yönetime el koyduklarını açıklamıştır.

“Eğer birisi seni öldürmek istiyorsa, sen onu daha önceden öldürmek zorundasın.” 

                                                                                           Benjamin Netanyahu

                                                              İsrail başbakanı ve Likud Partisi başkanı

İsrail İran Savaşı: Diğer etkenler

25 Eylül 2017 günü Barzani liderliğindeki Kuzey Irak Kürt Yönetimi bölgede “Bağımsız Kürdistan” devletinin kurulması konusunda referandum yapmıştır. Türkiye, İran ve Bağdat hükümetleri bu referanduma şiddetle karşı çıkmışlardır. Barzani’nin halk oylaması şimdilik sadece İsrail tarafından geniş ölçüde desteklenmektedir.

Küresel politika açısından Çin ve Rusya, ABD’nin ve Batı’nın en büyük rakibi ve muhtemel düşmanıdır. Çin ve Rusya’nın İran’la ve hatta Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olması, teknoloji alışverişinde bulunması, batının kontrolü dışında İran, Suriye ve Afganistan’la iyi ilişkiler geliştirmeleri, ABD ve Batı’nın hoşuna gitmemektedir.

Yer altı kaynaklarının (petrol ve doğalgaz) zenginliği sayesinde, İran ekonomik ve teknolojik alt yapısını sürekli geliştirmekte, bölgesel  bir güç haline gelmektedir. İran’ın Irak, Körfez ülkeleri, Suriye, Lübnan, Filistin, Afganistan ve Azerbaycan’da etkinliği her geçen gün artmaktadır. Başta Suudi Arabistan ve Türkiye olmak üzere, Körfez’deki Sünni Müslümanlar, İran’ın bölgedeki gücünden ve giderek artan etkisinden rahatsızdır. İran, Lübnan ve Gazze’deki Hizbullah ve Hamas militanları ile Suriye ordusuna para, silah, araç ve gereç yardımı yapmakta, Orta Doğu’da Şii’lik inancını hakim kılmaya gayret göstermektedir. ABD’nin Irak’tan büyük oranda çekilmesi ile birlikte İran Bağdat hükümetleri üzerinde kesin söz sahibi duruma gelmiştir. İran’ın Suriye lideri Esad’ı desteklediği bilinmektedir.

İran, İsrail devletini tanımamakta, İsrail devletinin kuruluşunu hata olarak görmekte, İsrail devletine düşman olduğunu her fırsatta ilan etmektedir.

Sosyal güvenlik reformunu bir türlü hayata geçiremeyen, sürekli sıcak çatışmalarla askeri harcamaları artan, ekonomik kriz içerisindeki ABD, Irak ve Afganistan’daki askeri varlığını zorunlu olarak sonlandırmıştır. ABD, kendisinden sonra İran’ın hem Irak’ta hem de Afganistan’da doğacak boşluğu doldurmasından çekinmekteydi. Irak açısından bakılınca ABD endişelerinde haklı çıkmıştır. Afganistan’da ise ABD’nin düşmanı olan Sünni Taliban etkisi giderek artmaktadır.

ABD, İran-Irak-Türkiye ve muhtemelen Suriye topraklarında bağımsız bir Kürdistan devleti kurarak, Orta Doğu’da İsrail’e kardeş yeni bir çıbanbaşı yaratmak istemektedir. 25 Eylül’de Kuzey Irak’ta yapılan referandum bu yolda atılmış önemli bir adımdır. NATO üyesi olan Türkiye’yi bir kenara bırakırsak; İran, ABD’nin Kürdistan hedefine ulaşmasındaki en büyük engellerden biridir.

İran’ın yer altı kaynakları batının iştahını kabartmaktadır. Krizle boğuşan ABD ve Batı toplumunun önemli sanayi devleri, Libya, Suriye ve Irak’tan sonra, gözünü İran’ın doğal zenginliklerine dikmiştir.

İsrail İran Savaşı: Taarruz kararı

Siyasi olarak BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olan ABD’nin, BM Güvenlik Konseyi’nden İran’a taarruz kararı çıkartması zordur. Çin ve Rusya, ABD’nin Orta Doğu ve dünyadaki nüfuzunu artırmasına her zaman karşı çıkan iki devlettir. Dolayısıyla bu iki ülke, BM Güvenlik Konseyi’nde ABD karşısında yer alacak, ABD güdümündeki BM Güvenlik Konseyi’nde, İran’a taarruz kararı kabul edilmeyecektir.

Eğer İran’a bir operasyon yapılacaksa, ABD, İngiltere ve İsrail, İran’a taarruz kararını kendi başlarına vereceklerdir. ABD, Orta Doğu bölgesindeki eski üslerine ek olarak, özellikle Kuzey Irak Kürt Yönetimi bölgesinde tesis ettiği askeri üslerden geniş ölçüde faydalanacaktır. İncirlik Üssü’nün kullanılması hususu tartışmalı olabilir.

Uluslararası hukuka göre Birleşmiş Milletler kararlarına dayanmayan hiç bir askeri harekat, meşru değildir. Dolayısıyla, hangi gerekçeyle olursa olsun, “nükleer silah üretmeye çalışıyorsun, senin niyetin kötü!” diyerek bir devletin bir başka devlet topraklarına girmesi, fabrika, maden yatağı, yol, köprü vb. hedefleri bombalaması devletler hukukuna aykırıdır. Bir diğer deyişle haydutluktur.

İsrail İran Savaşı: Taarruzun niteliği

ABD ve İsrail, harbin başlangıcında İran’ın bir bütün olarak savunma imkan ve kabiliyetlerini yok etmek isteyecektir. Zaten bu yönde de hazırlık yaptıkları hemen her gün batı basınında ve ABD’li generallerin anılarında açıkça yazmaktadır.  İran ise yukarıda da belirtildiği gibi çok geniş bir coğrafyaya sahiptir. Nükleer tesisleri, uranyum zenginleştirme laboratuvarları, değerli maden yatakları ülkenin merkezinde ve dağınık haldedir. Basında yer alan bilgilere göre Tahran, İsfahan, Natanz, Arak, Buşehr gibi yerleşim yerleri civarında kitle imha silahı üretme tesisleri mevcuttur.

ABD’nin isteklerini İran yönetimine kabul ettirebilmek için hava ve füze taarruzuna başlamadan evvel, İran’ı dünyadan izole etmek isteyebilir. Aynen Irak’ta yaptığı gibi (Mart 2003) yalan yanlış istihbaratla dünya kamuoyunu yanıltabilir. ABD Basra Körfezini kapatarak, İran’ın dünyaya petrol sevkiyatını kesebilir.

İran’ın batı komşusu Türkiye’dir. Türkiye NATO üyesi olduğundan, ABD’nin sözünden çıkamaz ve kriz döneminde İran petrollerinin Türkiye üzerinden pazarlanmasına aracılık edemez.

İran’ın doğusunda Hazar Denizi vardır. Harp süresince İran, Hazar Denizi üzerinden Rusya’ya, Türkmenistan’a, Azerbaycan’a, Pakistan’a, Hindistan’a ve Çin’e petrol ve doğalgaz sevkiyatına devam edebilir. Esasen özellikle İran-Pakistan arasında petrol botu hattı döşenmesi konusundaki müzakereler son yıllarda artış göstermiştir.

İran’ın kuzey batısında yer alan Ermenistan ise barış zamanında olduğu gibi, savaş zamanında da İran’dan petrol ve doğalgaz almaya mecburdur.

İran’ın doğusunda Afganistan ve Hindistan yer almaktadır. Deniz yolu bağlantısı bulunmayan Afganistan vasıtasıyla İran’ın dünya ile bağlantı kurması zordur.

Özetle İran, bulunduğu coğrafi konum itibariyle, kolay kolay dünyadan izole edilebilecek bir ülke değildir.

Şartlar, İran’a yapılacak bir harekatın geniş kapsamlı tutulmasını gerektirmektedir.

By | 2017-10-09T21:43:46+00:00 Ekim 9th, 2017|Asya|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: