Hubris sendromu nedir? Hubris sendromu davranışlarımızı nasıl etkiler?

//Hubris sendromu nedir? Hubris sendromu davranışlarımızı nasıl etkiler?

Hubris sendromu nedir? Hubris sendromu davranışlarımızı nasıl etkiler?

Çoğunlukla siyasetçilerde görülen hubris sendromu, sonradan kazanılmış bir kişilik bozukluğu hastalığıdır. Kibir sendromu da denir. Kendini adeta tanrı olarak görme, abartılı gurur, kendine aşırı güven ve başkalarına güvenmeme ve saygısızlık en önemli belirtileridir. Tedavisi yoktur.

‘Hubris sendromu’nun özellikleri

Karizma, çekicilik, ilham verme becerisi, ikna edici olma, vizyon genişliği, risk alma isteği, aşırı istek ve cesaretli kendine güven vb. gibi nitelikler genellikle başarılı liderlerle ilişkilendirilir. Ancak bu profilin başka bir yanı var: Bazı liderler aşırı kendine güvenir ve oldukça ataktır. Karar verirken çevrelerine danışmak istemezler. Başkalarının tekliflerini ve önerilerini dinlemeyi ret ederler. Giderek kontrolsüzca, dikkatsiz hareket etmeye başlarlar. Bu tip davranış bozuklukları lider için ve doğal olarak yönettiği devlet için felaketle sonuçlanabilir ve büyük bir hasara neden olabilir. Rasyonel kararlar alma kapasitesinde kaybın devam etmesi halk tarafından “sadece hata yapıyor” dan fazlası olarak algılanabilir. Bu unsurları birbirine bağlayan ortak tehdit kibirlilik, abartılı gurur, kendine aşırı güven ve başkalarına saygısızlıktır.

Hubris sendromu ya da narsisizm

Başkalarının hayatına zarar vererek gücünü kötüye kullanan bir lider hakkında nasıl faydalıdır diye düşünebiliriz? Bazıları bunu narsisizm kapsamında normal davranışın aşırı tezahürü olarak kabul edebilir.

Narsisizm ukalalık ölçüsünde kendini beğenme, kendini her zaman haklı görme, kendini büyük ve çok güçlü görme hastalığıdır.

Narsist kişi dış dünyayı anlayamaz ve algılayamaz. Bu durum kişide korku yaratır. Korku ve ihtiras nedeniyle, kişi zamanla diktatörleşir. Diktatör olaylar karşısında başarısız olunca, gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur. Her şey sadece narsist kişi için vardır ve herkes narsist kişiye hizmet etmelidir. Başkalarınca ortaya konan fikirler narsist kişinin çıkarlarına hizmet ediyorsa, kabul edilir. Aksi halde bu fikir ve hareketler narsist kişiler ve liderler açısından kabul edilemez düşüncelerdir.

Narsisistik kişilik bozukluğu duygu kusuru olarak ifade edilir. Belirtileri iyi tanımlanmış ve objektiftir.

Hubris sendromu başkasının davranışının sizin duygularınızı nasıl etkilediğinin öznel değerlendirmesidir. Örneğin, Kral III. Richard’ın Shakespeare’in oyununda tasvir edilen davranışı kibirli olduğuna işarettir. Bu, Kral III. Richard ‘ın karakteri hakkında sizin duygusal tepkinize dayanan bir değerlendirmedir. Çünkü, Richard büyük ağabeyinin ölümüyle tahtın üzerine oturarak kral haline gelen bir kralın oğludur. Her ikisinin ortak yönü de vardır. Hem narsistler hem de hubris sendromu rahatsızlığı olanlar, başkalarını beğenmezler.

Hubris sendromu ve “güç etkisi”

Çılgınlığın tarihi aslında “GÜÇ’ün tarihidir. Güce dayandığından dolayı çılgınlık hem her şeyi yapabilme hem de hiçbir şey yapamama kudretidir. Çılgınlığı kontrol etmek için de güce ihtiyaç duyulur. Otoritenin normal yapısını tehdit ettiğinden dolayı çılgınlık çoğu kere tahrip etkisi yüksek olan sonsuz bir gayrettir.

Güç ve başarı insanlığın varoluşundan bu yana insan beyninde değişikliğe neden olan iki önemli etkendir. Hiçbir insan beyni “güç ve başarı” duygusunun beyinde neden olduğu geniş çaplı etkiye tepkisiz kalamaz.

“Güç ve başarı”nın beyin üzerindeki etkisi aynen kokainin etkisine benzer. Uzmanlara göre kokain uyarıcı olduğu için, kullanıcılarda rahatlık, güven ve zindelik duygusu yaratır. Kokain kullananlar ilgisizlikten yakınırlar. Uyarıcının da etkisiyle azla yetinmezler ve hep daha fazlasını isterler. Kullanıcılar tuhaf, dengesiz ve bazen de alışılmışın dışında kaba davranışlarda bulunabilirler. Kokainin uzun süreli kullanılması hafif depresyondan, kokain psikozuna kadar ciddi zihinsel problemlere yol açabilir. Kokain psikozunun belirtileri, şizofren hastalığının belirtileriyle benzerlik gösterir.

Aynen kokain maddesinde olduğu gibi, güç ve başarı duygusu beyin networkü (ağı) içinde kimyasal mesaj ileticisi olan “dopamin”in aktivitesini arttırır. Bu yüzden beynin fonksiyonlarında değişiklik gözlemlenir. Dopamin, vücutta doğal olarak üretilen bir kimyasaldır. Beyinde, sinir hücreleri arasında sinyallerin iletilmesini sağlar. Beyinde meydana gelen bu değişiklikler aynı zamanda beyin zarını da etkileyerek, insanın düşünce yapısını değiştirir. İnsanların kendisini olduğundan daha güvenli, daha cesur ve akıllı hissetmesini sağlar.

Güç ve başarı duygusunun beyinde neden olduğu değişikliklerin etkisi bununla da sınırlı değildir. Başarı ve güç duygusu, insanı bencilleştirir, benmerkezci yapar. Başarı ve güç duygusu etkisindeki insanlar özeleştiriden hoşlanmazlar, özeleştiri yapmaktan kaçınırlar. Aşırı güven duygusunun etkisiyle olaylar karşısında daha az endişe duyarlar. Korkusuz ve saldırgandırlar. Bu yüzden yaptıkları hataları anlamaları ve önlerindeki tehlikeleri önceden algılamaları hayli zordur.

Sınırsız güç duygusunun beyin üzerindeki diğer bir nörolojik etkisi de kişinin kendi hatalarını görmesini engellemesidir.

‘Hubris sendromu’nun siyasete etkisi

10 yıldan fazla iktidarda kalan hiçbir lider güç ve başarı sendromundan, kibir sendromundan kaynaklanan algılama ve muhakeme bozukluklarından, yanlış karar verme saplantısından kendini koruyamaz. Üstelik kibir sendromunun henüz keşfedilmiş bir ilacı, tedavi yöntemi ve aşısı da mevcut değildir. Bu yüzden Amerika Birleşik Devletleri ve Çin Halk Cumhuriyeti gibi ülkelerde bir siyasetçinin 10 yıldan fazla iktidarda kalması yasaktır.

Tarihte ünlü Fransız Kralı XV. Lui dahil, birçok güçlü liderin “benden sonrası tufan” psikozu içerisine girmelerinin temel nedeni nörolojiktir. Farkında olmasalar bile bu gibi güçlü liderler “hubris sendromu”nun acımasız tutsağı durumundadır.

Hubris sendromu ve aşırı güç kullanma

Aşırı güç, kişinin vazgeçilmez olduğu dürtüsünü zinde tutar. Bazı politik liderler hubris sendromu etkisiyle kendilerini herkesten zeki, yetenekli ve eşsiz gördüklerinden iktidar koltuklarını korumak için verdikleri savaş sürecinde, yönettikleri ülkelerde ağır tahribata yol açarlar.

Aynı zamanda nörolog ve psikiyatrist de olan eski İngiltere Dışişleri bakanı Dr. Lord David Owen bazı liderlerde görülen kişilik bozukluğu yani “hubris sendromu” tezini ilk ortaya atan bilim adamlarındandır. Owen, “kibir sendromu” teşhisi konan İngiltere Başbakanlarından Margaret Thatcher ve Tony Blair’in tedavi sürecinde de rol oynamıştır.

Margaret Thatcher 1975-1990 arasında Muhafazakâr Parti başkanlığı, 1979-1990 arasında da başbakanlık yaptı. Tony Blair ise 18 yıllık muhafazakâr iktidarlardan sonra, 1997’de İşçi Partisinden Birleşik Krallık başbakanı seçilmiştir. Tony Blair 27 Haziran 2007’de koltuğunu Gordon Brown’a devretti.

‘Hubris sendromu’nun belirtileri

Dr. Lord David Owen’a göre ‘hubris sendromu’nun belirtileri şunlardır:

  1. Liderin kendisini çok beğenmesi, “güçlü imajı”nın kaybedilmesinden korkması,
  2. Liderin ülke geleceğini kendi geleceğinde görmesi, kendisini ülkesi için vazgeçilmez addetmesi,
  3. Liderin kendi kararlarına aşırı güvenmesi, her şeyi sadece kendisinin yapabileceğine inanması, başkalarının öğüt ve eleştirilerine tahammülsüzlük göstermesi ve onlara hakaretle karşılık vermesi,
  4. Liderin sadece “Allah”a ve “Tarih”e karşı sorumlu olduğuna inanması, dünyevi organlara karşı (meclis, halk, kamuoyu, basın, yargı vb.) sorumluluk taşımaması,
  5. Liderin gerçeklerden uzaklaşma eğilimi göstermesi, giderek yalnızlaşması,
  6. Liderin aşırı gurur ve kibrinden dolayı, hatalı kararlar vermesi ve ülkede işlerin her geçen gün kötüye gitmesi.

Kaynaklar:

¹ Huffintonpost

² Oxfordjournal

³ Hubris syndrome: An acquired personality disorder? 

 

By | 2017-12-08T13:22:00+00:00 Ekim 14th, 2017|Sağlık|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: