Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri: Yayılma stratejisi

//Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri: Yayılma stratejisi

Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri: Yayılma stratejisi

Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri denince ilk akla gelen yayılma stratejisidir.

Hitler, yayılma stratejisini dört evrede hayata geçirdi. 

Birinci evrede, son derece zekice bir dizi diplomatik manevrayla Versailles’ın çizdiği çerçeveyi yıkmak için işe koyuldu.

Ekim 1933’te Milletler Cemiyeti’nden ve Cemiyet’in toplamış olduğu silahsızlanma konferansından çekildi. Çekilme kararından, silahsızlanma konferansında güç indirimine gitmek istemedikleri için Almanya’nın Cemiyette ya da konferansta kalmasını imkansız hale getirdiklerini söylediği Fransızları sorumlu tuttu.

Ocak 1934’te Polonya’yla bir antlaşma imzalayarak, Fransa’nın Polonya’yla ve “Küçük Antant” vasıtasıyla daha küçük Doğu Avrupa devletleriyle yapmaya çalıştığı anlaşmaları bozdu.

Mart 1935’te ise Almanya’nın artık 100.000 kişilik bir orduyla kısıtlanamayacağını söyleyerek Versailles Antlaşması’nın askeri hükümlerini tanımadığını açıkladı. Ardından, Alman ordusunu üç katına çıkarma ve bir hava gücü oluşturma planlarını açıkladı. Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri için üstün niteliklere sahip, uzun süre muharebe edebilecek bir askeri güç gerekliydi. 

Stresa toplantıları

Britanyalılar, Fransızlar ve İtalyanlar Hitler’in girişimlerine karşılık vermek üzere Stresa’da (İtalya) toplandılar, ama daha onlar bir uzlaşmaya varamadan, Hitler Britanya’yı bir deniz antlaşması için müzakereye davet etti. Britanya fırsatın üzerine atladı, dolayısıyla da Stresa toplantısından eşgüdümlü bir mukabele kararı çıkmasının yolunu kesti.

Mart 1936’da, Etiyopya’daki olayların dikkatleri Orta Avrupa’dan uzaklaştırdığı bir sırada, Hitler birliklerini Locarno Paktı’yla silahsızlandırılmış olan Rheinland’a soktu. Fransa’nın Sovyetler Birliği’yle anlaşma zemini arayarak Locarno antlaşmasını ortadan kaldırdığını ileri sürerek, Fransa’yı kendisini buna yapmaya mecbur etmekle suçladı.

Diğer Avrupa devletlerinin Versailles Antlaşması’nın gözden geçirilmesine ilişkin görüşlerini kabul etmeleri halinde, Milletler Cemiyeti’ne dönebileceğini ima etti; bu, pek çok Batı kentindeki suçluluk duygusundan ve tereddütten faydalanmaya yönelik zekice bir manevraydı.

Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri: Komşu ülkelerin işgali (1936-1940)

İkinci evre (1936-1940) Hitler’in Almanya’ya komşu küçük ülkeleri yutarak genişlemesiydi.

Hitler 1936’da, 1940’ta savaşa hazır olabilmek için askeri yığınak yapılmasını öngören dört yıllık bir ekonomik planın ana hatlarını belirledi.

İtalya’yla Mihver Paktı’nı, Japonya’yla Anti Komintern Pakt’ı imzaladı.  

Hitler ayrıca, İspanya’da demokratik yollarla seçilmiş solcu bir halk cephesi hükümetine karşı yürütülen savaşta faşistlerin yanında yer alarak müdahale etti.

Hitler, İspanya İç Savaşı’nda (1926-1939) faşist General Franco’yu desteklemek için bu ülkeye tanklar ve bombardıman uçakları göndermesini, bunun Batı’yı Bolşevizm tehdidinden koruma mücadelesinin parçası olduğu iddiasıyla gerekçelendirdi.

1937’de, Hitler’in pilotları savunmasız sivil halkı bombalayıp Bask kenti Guernica’yı yok ederken, İspanya Almanya’nın askeri gücünü sınadığı bir deneme tahtası durumuna geldi.

Yaygın uluslararası protestolara rağmen, Fransa, Büyük Britanya ve ABD İspanya’da Cumhuriyetçileri desteklemek için hiçbir şey yapmadılar.

Avusturya’nın işgali

Ertesi yıl, Avusturya Şansölyesi Schuschnigg Avusturya’nın Almanya’yla yeniden birleşmesi konusunu halkoyuna sundu; Schuschnigg’in umudu, Hitler tarafından buna zorlanmadan önce Avusturyalıların birleşmeye karşı oy kullanmasındaydı. Ama Hitler müdahale etti. 1938’de Alman birlikleri Viyana’ya girerek Avusturya’nın bağımsızlığına son verdi.

Sıra Çekoslovakya’ya gelmişti. Hitler Çekoslovakya’nın Sudetenland eyaletinde yaşayan 3 milyon Alman’ın kaderini tayin hakkı meselesini ileri sürerek Çekoslovakya’yı sıkıştırdı. Çekoslovakya’nın Almanya sınırında bulunan bu bölge, potansiyel Alman saldırısına karşı doğal bir engel oluşturan Bohemya Dağları’nı içine aldığından, askeri açıdan önemliydi. Hitler, Almanca konuşan bu halkı Çekoslovakya sınırları içinde bırakan Birinci Dünya Savaşı sonrası düzenlemenin kaderini tayin hakkının ihlali ve Batı ülkelerinin hıyanetinin bir başka örneği olduğunu iddia etti. Almanca konuşulan bölgenin Alman anavatanına katılmak üzere Çekosloyakya’dan ayrılmasına izin verilmesini istedi. Kaygılanan Çekler yedeklerinin bir bölümünü silah altına aldılar. Buna çok öfkelenen Hitler, Çekoslovakya’yı ezip geçmeye ant içti.

Britanya harekete geçiyor

Bu olaylar, savaşın Avrupa’da çıkmasını istemeyen Britanya’yı teyakkuza geçirdi. 1937-1940 arasında Britanya başbakanı olan Neville Chamberlain savaş tehlikesini savuşturmak amacıyla üç kez Almanya’ya gitti.

Chamberlain, kıtada hiç askeri bulunmadığı ve arada büyük bir mesafe olduğu için Britanya’nın Çekoslovakya’yı savunmasının mümkün olmadığına inanıyordu.

Daha önemlisi, Çekoslovakya’nın savaşmaya değmediğini düşünüyor ve ülkesinin savaşa hazır olmadığını biliyordu.

Guernica’nın bombalanmasının gösterdiği gibi, hava gücü giderek önem kazanıyor, bombardıman operasyonları korkusu büyüyor ve Chamberlain Britanya hava savunma ve radar sistemlerinin bir hava savaşına hazır olmadığını görüyordu.

Bütün bu nedenlerle, Eylül 1938’de Münih’te Hitler’le bir araya geldi ve Hitler’in kalan Çekoslovak topraklarını rahat bırakacağına söz vermesi koşuluyla Sudetenland’ı Almanya’ya vererek, Çekoslovakya’nın bölüşülmesini kabul etti.

Hitler söz verdi ve Chamberlain Britanya’ya dönüp Çekoslovakya’yı kurtardığını ve “zamanında barış” sağladığını iddia etti.

Çekoslavakya’nın işgali

Bundan sadece altı ay sonra, Mart 1939’da, Alman birlikleri Çekoslovakya’nın kalan kısmını istila ederek başkent Prag’ı ele geçirdi. Şoka uğrayan Britanya, Hitler’in yeni zafer arayışlarına girebileceğini ve bir sonraki hedefinin Polonya olabileceğini gördü.

18. yüzyılda taksim edilen Polonya, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra devlet olarak yeniden kurulmuş ve yeni devlete, Almanca konuşan halkın da yaşadığı, Baltık kıyısındaki Danzig limanına açılan bir koridor verilmişti.

Hitler bir kez daha aynı taktikleri kullandı. Polonya’da Almanca konuşan bir nüfus olmasının kaderini tayin hakkının ihlali ve Versailles Antlaşmasının bir başka hıyaneti olduğunu ileri sürdü. Bu defa, Britanya ve Fransa Polonya’yı koruma güvencesi vererek Hitler’i caydırmaya çalıştı. Hitler bunun üzerine parlak bir diplomatik manevra gerçekleştirdi. Batı’yı Bolşevizm’e karşı koruyacağını söylemiş olmasına rağmen, Ağustos 1939’da aniden Stalin’le bir antlaşma imzaladı. Bu pakt Batı’da dilediğini yapması için elini serbest bıraktı. Antlaşma, Polonya’nın yeniden taksimini öngören gizli bir protokolü de içeriyordu.

Stalin ve Hitler Polonya’dan birer parça alma konusunda anlaştılar. Hitler 1 Eylül 1939’da Polonya’ya savaş açarak kendi payını kaptı. Bu defa, Britanyalıların araya girip ılımlılık vaatleri karşılığında Polonya’nın bir kısmını kendisine verecekleri yeni bir Münih anlaşması arayışında değildi.

Polonya artık istediğim konumda… Tek korkum, son anda domuzun tekinin çıkıp bana bir arabuluculuk planı sunması. Adolf Hitler, 27 Ağustos 1939

Hitler’in siyasi ve askeri stratejileri: Avrupa’da üstünlük

Hitler’in stratejisinin üçüncü evresi kısa sürdü. Almanya 1940’ta kıtada askeri üstünlüğü sağladı.

Hitler’in Polonya’yı almasından sonra, ortalık geçici bir süre sakinleşti; bu dönem “yalancı savaş” dönemi olarak anılıyordu.

Hitler Britanya’nın barış talebinde bulunmasını bekliyordu. Ne var ki, 1940 baharında Britanya’nın Norveç’e birlik göndereceğinden korktu. Kendi birliklerini daha önce göndererek Britanya’nın Norveç’e bir çıkarma yapmasının önüne geçti. Ardından Hollanda, Belçika ve Fransa’ya yönelik ‘blitzkrieg’ini başlattı.

Mayıs 1940’ta tanklarını, geçit vermez sanılan Ardennes Ormanı üzerinden Fransa’ya sokarak, Fransızları ve Britanyalıları gafil avladı. Hitler, Fransa’nın Almanya sınırının büyük bölümünü koruyan, Fransızların müstahkem Maginot Hattı’nın etrafından dolanmıştı. Alman kuvvetleri Britanya birliklerini Dunkerque limanına geri sürdü; Britanyalılar teçhizatlarını burada bırakarak kalan askerlerini Manş’ın karşı yakasına tahliye etmek zorunda kaldılar. Böylece, Hitler 1940 yılındaki bir dizi parlak harekâtla Avrupa Kıtası’nın Sovyetler Birliği’nin batısında kalan kesiminin efendisi oldu.

Hitler’in Siyasi ve Askeri Stratejileri: Topyekün Savaş

Hitler’in planlarının “aşırı zorlanma” olarak nitelenebilecek dördüncü evresi (1941-1945) topyekün savaşı başlattı.

Hitler uzun zamandır doğuya Sovyetler Birliği’nin üzerine yürümek istiyordu. Ama iki cephede birden savaş olasılığını bertaraf etmek için önce Britanya’dan kurtulmak istedi. Hava üstünlüğünü sağlayabilirse, Manş’ı geçip Britanya’yı istila edebilirdi. Ama Hitler’in hava kuvvetleri Britanya Savaşı’nda (Temmuz-Ekim 1940) yenilgiye uğradı.

Hava üstünlüğünü elde edemeyen Hitler, cevabı zor bir soruyla karşı karşıya kaldı: Sovyetler Birliği’ne saldırı planlarını rafa mı kaldırmalıydı?

Hitler Britanya’yı yenmeyi başaramamış olmasına rağmen, Stalin’i çabucak dize getirip sonra Britanya’nın üzerine bir kez daha gidebileceğini düşünerek, Sovyetler Birliği’ne saldırmaya karar verdi.

Ayrıca, Sovyetler Birliği’ne saldırmanın Britanyalıları Sovyetlerle ittifak olasılığından yoksun bırakacağına inanıyordu.

Hitler Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ne savaş açtı; bu muazzam bir hataydı.

Aralık 1941’de, Japonların Pearl Harbor’a saldırmasından sonra büyük bir hata daha yaptı: ABD’ye savaş ilan etti.

Hitler bunu muhtemelen Japonya’yı savaşa kilitlemek için yapmıştı, zira yanına geçmesi için Japonya’yı sıkıştırıp duruyordu ve bu fırsattan yararlanarak Amerikan gemilerine karşı denizaltı harekâtını başlattı. Bunu yapmakla, Üçüncü Reich’ı sona erdiren küresel savaşı da başlatmış oldu.

Kaynaklar:

¹ Küresel Çatışma ve İşbirliğini Anlamak, Joseph S. Nye, Jr.&David A. Welch, Türkiye İş Bnkası Kültür Yayınları (2015)

² Hitler’s Military Strategy & Goals in World War II

³ Why did Hitler’s military strategy prove to be effective in the beginning of WWII

Hitler’s Leadership Style

By | 2017-04-05T16:00:54+00:00 Nisan 5th, 2017|Harp ve Strateji|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: