Vietnam Savaşı: Kuzey Vietnam ABD'yi nasıl mağlup etti?

Vietnam Savaşı: Kuzey Vietnam ABD’yi nasıl mağlup etti?

Vietnam Savaşı (1963-1973) Kuzey Vietnam, Çin ve SSCB ile anti-komünist Güney Vietnam ve ABD arasında meydana gelmiştir.

Vietnam Savaşı, diğer adıyla İkinci Çinhindi Savaşı Kore Savaşı’ndan sonra Soğuk Savaş döneminin ikinci sıcak çatışmasıdır.

Çinhindi ya da Hindiçin, Güneydoğu Asya bölgesindedir. Hindistan’ın doğusu ve Çin’in güneyinde kalan bölgeye verilen addır. Çinhindi bölgesi, genel olarak Vietnam, Kamboçya, Malezya ve Laos’u içine alır.

 Vietnam Savaşı: ABD’nin niyet ve maksadı neydi?

  • Vietnam Savaşı kazanılırsa, Amerikan desteğindeki yeni Güney Vietnam hükumetinin oldukça istikrar kazanması Vietnam halkı arasında onay görmesine yardımcı olabilirdi.
  • Kuzey Vietnam havaalanlarının bombalanması Kuzey Vietnam hava kuvvetlerine ağır bir darbe indirmişti.
  • Gerçi ABD‘de büyük çaplı savaş karşıtı gösteriler yapılıyordu ama anketler Amerikan halkının çoğunun Vietnam Savaşı’nı desteklediğini ve yakında sona ereceğine inandığını gösteriyordu.
  • Vietnam Savaşı sürecinde, asıl düşman olan Vietkong gerillaları ile Kuzey Vietnam Ordusu, Amerikan ateş gücü ve teknolojisi karşısında yüz yüze çarpışmalarda etkisiz olduğunu kanıtladığından, gündemdeki strateji onları büyük bir çarpışma için kandırmaktı.

Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi ya da Vietkong nedir?

Vietnam Ulusal Kurtuluş Cephesi ya da Vietkong, 20 Aralık 1960’ta Güney Vietnam yönetiminin çökertilmesi, Kuzey ve Güney Vietnam’ın yeniden birleştirilmesi amacıyla oluşturulan siyasi örgüt idi.

Vietnam Savaşı esnasında ABD ordusunun stratejisi

Vietnam Savaşı'nda General Vo Nguyen Giap
Vietnam Savaşı’nda General Vo Nguyen Giap

1967 yılı sonunda Amerikan istihbarat servisi Kuzey Vietnamlıların ve Vietkong askerlerinin böyle bir tuzağa, yani ateş ve yüksek teknolojinin kullanılacağı büyük bir muharebe tuzağına yakın olduğunu bildirdi: General Vo Nguyen Giap, Khe Sanh’daki ABD deniz kuvvetlerinin ileri karakoluna büyük bir saldırı planlıyordu.

Anlaşılan General Vo Nguyen Giap 1954 yılında Fransız Ordusu’nu yenilgiye uğrattığı ve Fransızları ülkeden attığı Dien Bien Phu Çarpışması’ndaki başarısını Vietnam Savaşı’nda yinelemek istiyordu.

Khe Sanh çok önemli bir stratejik ileri karakol idi. Kuzey ile Güney’i ayıran, askerden arındırılmış bölgeden yalnızca yirmi bir kilometre uzaktaydı. Üstelik güneydeki Vietkong’un malzeme hattının geçtiği Laos sınırındaki ünlü Ho Chi Minh Yolu’na dokuz kilometre uzaktaydı.

Vietnam Savaşı'nda General William C. Westmoreland
Vietnam Savaşı’nda General William C. Westmoreland

ABD güçlerinin Başkomutanı General William C. Westmoreland, kuzey ve güneydeki düşman hareketlerini gözlemlemek için Khe Sanh karakolunu kullanıyordu. Dien Bien Phu da Fransızlar için aynı görevi üstlenmişti ve Giap burayı izole edip yok etmeyi başarmıştı.

Kuzey Vietnam savaş stratejisi nedir?

Kuzey Vietnam savaş stratejisi, dönemin süper harp gücü ABD’ye diz çöktürdü.

1967 yılında Vietnam’daki Amerikan birliklerinin komutanları, en sonunda Vietnam Savaşı’nda ilerleme kaydetmekte olduklarını düşündüler.

Çünkü, Güney Vietnam’a sızmış ve kırsal bölgelerinin büyük bir kısmını denetim altına almış olan Kuzey Vietnamlı Vietkong askerlerini bulmak ve yok etmek için bir dizi operasyon başlatmışlardı.

Bu gerilla savaşçıları kolay ele geçmiyordu ama Amerikalılar yıl boyunca gerçekleştirdikleri birkaç çarpışmada Vietkonglulara ağır kayıplar verdirmişlerdi.

ABD’nin savaş hazırlıkları

Westmoreland, Vietnam Savaşı’nda Giap’ın aynı zaferi kazanmasına izin vermemek için Khe Sahn çevresine helikopterlerini kullanabilmek ve hava sahasını denetlemek için çok iyi korunan uçuş pistleri inşa ettirdi.

Gerekli olabileceğini düşünerek güneyden büyük miktarda askeri Khe Sanh bölgesine çekti. Ayrıca ileri karakola destek sağlamak için 6000 deniz piyadesi daha çağırdı.

General William C. Westmoreland yine de Khe Sanh üzerine yapılacak bir saldırıyı tamamen önlemek istemiyordu: Kuzey Vietnam ordusu ve Vietkong gerillaları ile yüz yüze savaşmak ve düşmanı  ağır bir yenilgiye uğratmak istiyordu.

Vietnam Savaşı’nda Khe Sanh karakolu aslında Kuzey Vietnamlıların önüne atılan bir yemdi.

Vietnam Savaşı ve 1968 yılı muharebeleri

1968 yılının ilk haftalarında tüm gözler Khe Sanh üzerindeydi. Beyaz Saray ve ABD medyası nihai savaşın neredeyse başlayacağından emin gibiydi. Sonunda 21 Ocak 1968 sabahı Kuzey Vietman Ordusu şiddetli bir saldırı başlattı. Her iki taraf da direnirken, saldırı bir kuşatmaya dönüştü.

Vietnam Savaşı'nda Khe Sanh Karakolu
Vietnam Savaşı’nda Khe Sanh Karakolu

Vietnam Savaşı’nda stratejik Tet saldırısı

Çarpışmanın başlamasından kısa bir süre sonra Vietnamlılar Tet adı verilen yeni yıl kutlamalarını yapacaklardı.

Bu şenlik döneminde savaşa ara verip ateşkes sağlamak gelenekselleşmişti. Bu yıl da aynısı oldu ve Tet süresince savaşmamak için iki taraf anlaştı.

Ne var ki Yeni Yıl’ın ilk günü olan 31 Ocak sabahı, Güney Vietnam’dan gelen haberler neredeyse tüm büyük kasaba ve kentlerle birlikte önemli Amerikan üslerinin Vietkong saldırısı altında olduğunu bildirdi.

Saldırıları harita üzerinde izleyen bir ABD generali, “Tilt makinesine benziyordu, her saldırıyla ışıklar yanıveriyordu” diye anlattı. Saygon’un bazı bölgeleri bile düşman askerleriyle dolmuştu.

Vietnam’ daki Amerikan varlığının simgesi olan ABD elçiliğinin duvarını bombayla yıkıp içeri bile girmişlerdi. Deniz piyadeleri Amerikan televizyonlarında izlenen çok kanlı bir çarpışmayla elçiliğin denetimini tekrar ele geçirdiler.

Vietkonglar kentin radyo istasyonuna, başkanlık sarayına ve Tan Son Nhut hava üssündeki Westmoreland’in kendi dairesine de saldırdılar. Kent bir anda sokak savaşlarına ve kaosa gömüldü. Saygon dışında taşra kentleri de kuşatma altına alındı.

En önemlisi ise eski Vietnam’ın başkenti olan ve Budistlerce kutsal sayılan Hue kentinin Kuzey Vietnamlılarca ele geçirilmesiydi. İsyancılar neredeyse kentin tümünü denetim altına aldılar. Bu arada Khe Sanh’a dalgalar halinde saldırılar sürüyordu.

Esas hedef neresiydi?

Westmoreland’in esas hedefin neresi olduğunu anlaması zorlaşmıştı: Güneydeki çatışmalar askerlerin Khe Sanh’dan uzaklaştırılmasını sağlamak için miydi, yoksa tümüyle tersi miydi?

Birkaç hafta içinde Amerikalılar Güney Vietnam’ın tüm bölgelerinde yine üstünlüğü ele geçirdiler, Saygon’u ve kendi hava üslerinin denetimini yeniden kazandılar. Hue ve Khe Sanh kuşatmaları daha uzun sürdü.

Bu arada ABD ordusunun ateş gücü ve hava bombardımanı sonunda isyancılara pes ettirdi ama Hue kentinin büyük bir kısmı yerle bir oldu. Daha sonraları Tet Saldırısı olarak adlandırılacak bu çarpışmayı Westmoreland, İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru yaşanmış olan Bulge Çarpışması’na benzemişti.

Tet Saldırısı’nın stratejik sonuçları

Fransa’nın doğusuna ani bir saldırı düzenleyen Almanlar müttefikleri şaşkına çevirmiş, ilk birkaç gün boyunca hızla ilerleyerek panik yaratmışlardı ama müttefikler kendilerini toplayıp Almanlar’ı geri püskürtmeyi başarmışlardı.

Bu çarpışmanın Alman Ordusu’nun ölüm çanları, son atışları olduğu anlaşılmıştı. Westmoreland da Khe Sanh’daki Kuzey Vietnam Ordusu’nun ve Güney’deki Vietkongun aynı durumda olduğunu, Amerikalılara oranla çok ağır kayıplar verdiklerini, hatta tüm Vietnam Savaşı’nda etkin olan Vietkong altyapısının çöktüğünü ileri sürüyordu.

Asla bir daha kendilerini toplayamayacaklardı; sonunda beklendiği şekilde düşman kendini ortaya çıkarmış ve kötü biçimde ezilmişti.

Karanlık atalet artınca, belirsizlik, hareketsizlik, ihmal ve kuruntular ortaya çıkar.

Sağduyu hakim olduğunda, bedeni ölen varlıklar gerçeği bilenlerin lekelenmemiş dünyasına girerler. Kişi tutkuyla öldüğünde hareketi sevenlerin dünyasında yeniden doğar; karanlık atalette ölürse budalaların rahimlerinden doğar. İyi davranış meyvesinin saf ve lekesiz olduğunu söylerler ama acı çekmek tutkunun, cahillik ise karanlık ataletin meyvesidir.

Sağduyudan bilgi doğar; tutkudan açgözlülük ortaya çıkar; karanlık ataletten ihmal, kuruntu ve cahillik çıkar. Sağduyulu olanlar yukarı çıkarken, tutkulu olanlar orta yerde kalır; karanlık atalete kapılmış olanlar kötü yollara saplanıp dibe doğru çökerler.

THE BHAGAVAD GITA: KRISHNA’S COUNSEL IN TIME OF WAR, MS I. YY. 

Vietnam Savaşı: Savaşın amacı belirsizleşti!

Amerikalılar Tet Saldırısı’nın Kuzey için bir taktik felaketi olduğunu düşündüler ama anavatandan farklı bir görüş gelmeye başladı: ABD elçiliğinde yaşananlar, Hue kuşatması ve hava üslerine yapılan saldırılar milyonlarca Amerikalı’yı televizyon ekranlarına kilitlemişti.

Bu tarihe kadar Vietkong gerillaları genelde kırsal alanda etkin olduğundan Amerikan halkının pek dikkatini çekmemişti. Şimdi ise ilk kez önemli kentlerde görünüp ortalığı yakıp yıkmışlardı. Amerikalılara savaşın sonuna yaklaşıldığı ve kazanılabileceği söylenmişti; bu görüntüler ise tam tersini söylüyordu. Birdenbire savaşın amacı belirsizleşiverdi. Bir anda her yerde birden bitiveren bu düşman karşısında Güney Vietnam istikrarını nasıl koruyabilecekti?

Vietnam Savaşı’nın sonu görünmüyordu!

Amerikalılar kesin bir zafer kazandıklarını nasıl ilan edebileceklerdi? Savaşın sonu görünmüyordu.

Amerika’da yapılan anketler savaşa karşı keskin bir dönüş yaşandığını ortaya çıkardı.

Ülkenin dörtbir köşesinde savaş karşıtı gösteriler başladı. Başkan Lyndon Johnson’ın bugüne dek Güney Vietnam’ın denetim altına alınmakta olduğunu söyleyen askeri danışmanları, artık hiç de o kadar iyimser olmadıklarını itiraf ettiler.

Mart ayında yapılan New Hampshire Demokratik Parti aday seçiminde savaş karşıtı görüşleri taşıyan Senatör Eugene McCarthy karşısında aldığı ağır yenilgi Johnson’ı şaşkına çevirdi. Kısa bir süre sonra başkanlık seçiminde tekrar aday olmayacağını ve Vietnam’ daki Amerikan güçlerini yavaş yavaş geri çekeceğini açıkladı.

Gerçekten de Tet Saldırısı Vietnam Savaşı’nın dönüm noktası oldu ama savaşın gidişi Westmoreland ve kurmaylarının öngördüğü yönde değildi.

Gri gözlü Tanrıça Athena bu lafa gülümsedi ve onu okşarken ifadesi değişti; artık harika şeyler dokuduğundan kuşku duyulmayan, uzun boylu, güzel bir kadın oluverdi. Canlı bir sesle yanıtladı.

“Senin (Odysseus) yanında bulunacak olanlar, keskin zekâlı ve bir yılan kadar hilekar olmalı, hatta bir tanrı bile ikiyüzlülükle sana reverans yapabilir. Sen!

Seni gidi bukalemun!

Bitmek bilmeyen hilelerin sahibi!

Burda, kendi ülkende stratejilerine bir son vermez ya da bir an için büyü yapmaya ara vermez misin?…

Biz ikimiz de hile ustasıyız. Şu anda yaşayan herkesten daha iyi plan yapıyorsun ve öykü anlatıyorsun. Tanrılar arasında benim şöhretim de bilgelik ve aldatmaca üzerinedir.”                  

ODYSSEY, HOMEROS, MÖ IX. YY.

Tet Saldırısının Analizi

♦ ABD’nin değerlendirmesi:

Amerikalı strateji uzmanlarına göre Vietnam Savaşı’nın başarısı doğal olarak ordunun yeteneklerine bağlıydı.

Amerikan Genelkurmayı’nın stratejisi şu idi: Üstün ateş gücü ve manevra yeteneği ile olabildiğince fazla sayıda Vietkong gerillası öldürülecek, kırsal kesimin denetimi ele geçirilecek, bu suretle Güney Vietnam hükumetinin istikrarı sağlanacaktı.

Bir kez Güney Vietnam yeterince güçlenince, Kuzey Vietnam zaten savaşmaktan vazgeçecekti.

♦ Kuzey Vietnam’ın ana fikri:

Kuzey Vietnamlılar ise savaşa daha farklı bakıyorlardı. Karakter yapılarına ve uygulamalarına dayanarak çatışmaları daha geniş ölçekte algılıyorlardı.

Güney’in siyasi durumuna bakınca Amerikan arama ve yok etme operasyonlarının Güney Vietnamlı köylüleri yabancılaştırdığını görüyorlardı. Buna karşılık Kuzey Vietnam köylülerini kendi taraflarına çekmek için ellerinden geleni yapıyor, milyonlarca sessiz taraftar ordusu topluyorlardı.

Soru:

Vietnamlı çiftçilerin yüreklerini ve akıllarını ele geçirmeyi başarmadıkça Amerikalılar Güney’i nasıl güvenli bir yer durumuna getirebileceklerdi?

Kuzey Vietnamlılar ayrıca 1968 yılında başkanlık seçiminin yapılacağı Amerikan siyaset sahnesine de bakıyorlardı.

Üstelik gördükleri kadarıyla Amerikan toplumunda bu savaş yaygınlıkla desteklenmesine karşılık içtenlikle desteklenmiyordu. Vietnam Savaşı tarihte ilk kez televizyondan yayınlanıyordu; ordu savaş hakkındaki bilgileri denetlemeye çabalıyordu ama ekrandaki görüntüler olup biteni anlatmaya yetiyordu.

Kuzey Vietnamlılar görüş açılarını genişletmeyi ve savaşın küresel koşullarını incelemeyi sürdürdüler. Bu çalışmanın sonunda en parlak strateji olan Tet Saldırısı’nı gerçekleştirdiler.

Güney’deki köylülerin arasından oluşturdukları taraftar ordusuyla ülkenin her köşesine sızmayı başardılar, Tet tatili bahanesinin ardına gizlenerek silah ve malzeme taşıdılar.

Vietnam Savaşı’nda medyanın önemi

Vurdukları hedefler yalnızca askeri anlamda değil televizyon için de çok önemliydi: Saygon’da, Amerikan medyası yerleştiği noktalarda (CBS haber sunucusu Walter Cronkite o tarihte bu noktalardan birini ziyaret etmekteydi) gerçekleştirdikleri saldırılar göz kamaştırıcıydı; Hue ve Khe Sanh da Amerikalı gazetecilerin yoğun olduğu bölgelerdi.

Elçilikler, saraylar, hava üsleri gibi simgesel önemi olan, medyanın ilgisini çeken yerleri de hedef aldılar.

Televizyona yansıdığında son derece dramatik (ve aldatıcı) biçimde Vietkong’un her yerde bulunduğu, Amerikan bombalarını, barışa yönelik çalışmalarının işe yaramadığı izlenimini verecekti.

Vietnam Savaşı’nda etkisel olarak Tet Saldırısı’nın amacı yalnızca askeri hedefler değil, ekran karşısındaki Amerikan halkıydı.

Özellikle seçim yılında Amerikan halkı inancını yitirince, savaşın kaderi belli olacaktı.

Kuzey Vietnamlıların bir tek meydan savaşını bile kazanmalarına gerek yoktu ve aslında hiçbir çarpışmayı kazanamadılar. Ama görüş açılarını savaş meydanlarından politika ve kültüre kadar genişletince, savaşı kazandılar.

Savaş ya da muharebeyi kazanmak

Bizler her zaman en yakınımızdakilere bakarız, hedeflerimize giden en kısa yolu seçeriz ve elimizden geldiğince çok çarpışmayı kazanarak savaşı kazanmayı deneriz. Küçük düzeylerde düşünüp şu anda var olan olaylara tepki gösteririz ama bu küçük bir stratejidir.

Yaşamda hiçbir şey tek başına gerçekleşmez; her şey birbiriyle bağlantılıdır ve çok daha geniş koşulları vardır.

Bu bağlamda yakın çevrenizin dışında hareketlerinizin etkilediği kişileri, genel olarak kamuoyunu, tüm dünyayı, çağdaş yaşamda her seçimin siyasi sonuçları olduğundan siyaseti, kültürü, medyayı, halkın sizi nasıl gördüğünü kapsar.

Strateji uzmanı olarak göreviniz…

Bir müthiş strateji uzmanı olarak göreviniz görüş açınızı tüm yönlerde genişletmektir; yalnızca geleceğe doğru bakmanız yeterli değildir, çevrenizdeki dünyayı düşmanınızdan daha geniş kapsamlı görmeniz gerekir.

Stratejileriniz böylece daha sinsi ve karşı konulması daha zor bir hal alacaktır.

Olaylar arasındaki bağlantıları dizginleyebilecek, bir çarpışmanın bir sonrakini hazırlamasını sağlayacak, kültürel bir darbenin siyasi bir darbeye gitmesine yol açacaktır.

Savaşı düşmanınızın ihmal ettiği noktalara çekerek büyük bir şaşkınlığa uğratacaksınız. Yalnızca müthiş stratejiler müthiş sonuçlar doğurur.

Savaş, politikanın başka yollarla devam ettirilmesidir. CARL VON CLAUSEWITZ, (1780-1831)

Savaşın Anahtarı

Binlerce yıl önce biz insanlar kendimizi hayvanların düzeyinin üzerine çıkardık ve bir daha geriye dönüp bakmadık.

Mecazi anlamda bu evrimsel ilerlemenin anahtarı konuşma yeteneği ve bunun sağladığı mantıksal karar verme, çevremizdeki dünyayı daha geniş görebilme yetisi gibi sahip olduğumuz vizyon gücüydü.

Bir hayvan kendini bir avcıdan korumak için duyularım ve içgüdülerine dayanır; köşenin ardını ya da ormanın öteki ucunu göremez.

Buna karşılık biz insanlar tüm ormanın haritasını çıkarabilir, tehlikeli hayvanların alışkanlıklarını ve hatta doğayı inceleyebilir, çevremiz hakkında daha geniş, daha derin bilgi edinebiliriz.

Tehlikeler ve biz

Tehlikeleri daha yanımıza yaklaşmadan önce görebiliriz. Genişleyen bu vizyon soyuttur: bir hayvan şimdiki zamana kısılı kalırken biz onu geçmişte ve mantığımızın izin verdiğince ileride de görebiliriz. Görüşümüz zaman ve mekanda genişledikçe dünyaya hakim olmaya başladık.

Ne var ki, bu yolun bir noktasında mantıklı yaratıklar olarak geçirdiğimiz evrim durdu.

Tüm ilerleyişimize karşın, benliğimizin bir kısmı hayvan olarak kaldı ve bu kısım ancak yakın çevremize tepki verebiliyor, içinde bulunduğumuz anın ötesini düşünemiyor.

İkilimdeyiz…

Yaşadığımız ikilem hâlâ bizi etkiliyor: karakterimizin mantıksal ve hayvansal yönleri sürekli olarak çatışma içinde olduğundan neredeyse tüm adımlarımızın beceriksizce atılmasına yol açıyor.

Bir amaca ulaşmak için mantıklı düşünüp plan yapıyoruz ama hareketin en sıcak anında duygularımıza kapılıp perspektifimizi yitiriyoruz. İstediğimizi elde etmek için kurnazlık ve strateji kullanıyoruz ama istediğimizin gerekli olup olmadığını ya da elde etmenin nasıl bir sonuç doğuracağını düşünmek için zaman harcamıyoruz.

Mantıksallığın geniş vizyonu

Mantıksallığın geniş vizyonunun bize getirdikleri çoğu zaman karakterimizin tepkisel, duygusal hayvan yanı daha güçlü olduğundan gölgeleniyor.

Bizlere oranla eski Yunanlılar insan ırkının hayvandan mantıklı canlıya geçiş sürecine daha yakındılar.

Onlara göre bizim çift yönlü karakterimiz bir trajediydi ve trajedinin kaynadığı sınırlı vizyondu.

Oedipus Rex gibi klasik Yunan trajedilerinde oyunun kahramanı doğruyu bildiğini, içinde hareket edecek kadar dünyayı tanıdığını varsayar ama aslında duyguları ve arzuları görüşünü sınırlar. Yaşam, kendi davranışları ve kimliği hakkında kısmi bir perspektife sahip olduğundan sağduyusuz davranır ve çevresine acı verir.

Oedipus sonunda yaşadığı tüm talihsizliklerdeki kendi rolünü algılar ve trajik sınırlamasının simgeleri olan gözlerini kendi elleriyle ayar. Dış dünyayı görebiliyor ama içine dönüp kendini göremiyordur.

Strateji ustası Odysseus

Sonra Odysseus’u görüp sordu: “Şimdi sevgili çocuğum bana bu adamı anlat. Boyu Aganzemnon’dan bir karış kısa ama göğsü ve omuzları daha geniş. Zırhı yerde duruyor ve o, asker saflarını bir boğa gibi dolaşıyor. Adeta gümüş tüylü koyun sürüsünün arasında dolaşan kalan tüylü bir boğaya benziyor.”

Zeus’un kızı Helen yanıtladı: “Bu adam Laertes’in oğlu, strateji ustası Odysseus’dur, Ithaca dağlarında doğup büyümüştür. Her hileyi bilir ve çok derin düşünür.”

Antenor ona dönüp akılcı bir gözlemini açıkladı. “Sözleriniz çok isabetli hanımefendi. Odysseus buraya bir kez daha sizin uğrunuza bir elçi olarak Menelaus ile birlikte gelmişti. Onları büyük salonda ağırladım ve iki adamın karakteriyle aklının derinliğini öğrendim.

Bir grup Truvalı arasında Menelaus geniş omuzlarıyla göze çarpıyordu ama oturdukları zaman Odysseus daha soylu görünüyordu. Halkın önünde konuşup bilgeliğin büyüsünü sözcükleriyle örme sırası onlara gelince, Menelaus çok açık, çok kısa konuştu çünkü fazla konuşkan değildi. Ama daha yaşlı olduğundan önce o konuştu.

Ardından strateji ustası Odysseus ayağa kalktı, gözleri yere dikili, olduğu yerde durdu. Elindeki bastonu hiç kıpırdatmadan sımsıkı tutuyordu. Onun zekâ yoksunu, donuk, suratsız bir soytarı olduğunu düşünebilirdiniz. Ama bir kez ağzını açınca sözcükler bir tipide yağan kar tanecikleri gibi dökülüverdi. Hiçbir ölümlü bundan sonra Odysseus ile rekabet edemezdi ve görüntüsünü bir daha onun aleyhine kullanmadık.”

İLYADA, HOMEROS, MÖ IX. YY.

Olimpos Dağı’ndaki tanrılar

Yine de Yunanlılar daha yüksek bir insan varlığı olasılığını fark etmişlerdi.

Ölümlülerin yaşadığı düzeyin çok üstünde Olimpos Dağı’ndaki tanrılar dünyayı, geçmişi, geleceği kusursuz bir açıyla görebiliyorlardı ve insan ırkı hayvan ırkıyla olduğu kadar onlarla da bazı noktaları paylaşıyordu; benliklerimizin hem hayvansal hem de ilahi varlıksal kısımları vardı.

Üstelik başkalarına oranla daha ilerisini görebilen, hayvansal yönünü denetleyebilen, harekete geçmeden önce düşünen derinliğe sahip kişilerdi ve aralarında en iyileri bizleri hayvanlardan ayıran mantıkla karar verme gücünü kullanabilenlerdi.

İnsanlığın aptallığına (sınırlı vizyon) karşılık Yunanlılar bir ideal insan sağduyusunun varlığını hayal etmişlerdi. Bunun simgesi ise attığı her adımdan önce düşünen Odysseus idi.

Ölülerin dünyası Hades’i ziyaret ettikten sonra Odysseus atalarının geçmişiyle bağlantı kurmuştu; her zaman öğrenmeye meraklı bir kişi olmuştu ve hem kendini hem diğer insanları tarafsız bir gözle inceliyor, gerek kendi gerekse onların hareketlerinin uzun vadeli sonuçlarını düşünüyordu. Başka bir deyişle tıpkı tanrılar gibi geleceğe bakma becerisine sahipti.

Kaynaklar:

¹ 33 Stratejide Savaş, Robert Greene, Joost Elffers, Altın Kitaplar (2007).

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay