Şehirlerde savaş: Stalingrad ve Berlin şehir savaşları

Şehirlerde savaş: Stalingrad ve Berlin şehir savaşları

Şehirlerde savaş, en ölümcül savaş şeklidir. Şehirlerde savaş, belirsizlikler içerisinde asimetrik savaştır. Askeri uzmanlara göre şehirlerde savaş, tahrip edicidir, yıkıcıdır, uzun sürelidir.

Bu yazıda Stalingrad ve Berlin şehir savaşları özelinde, genel olarak şehir savaşları incelenecektir.

Şehirlerde savaş esnasında bir askeri birlik caddede ilerlerken, hemen altındaki kanalizasyonda bir pusu timi saklanabilir. Logar kapağının altına bir el yapımı patlayıcı (EYP) düzeneği yerleştirilmiş olabilir. Korunaklı bir bina çatısına yerleşmiş bulunan keskin nişancılar, seçkin hedeflere ateş edebilir. Çok katlı bir binanın giriş katına giren birlik, daha binaya girerken kapıya tuzaklanmış bir patlayıcının infilakı ile paramparça olabilir. Binaya girmeyi başaran birlik, üst kattaki, yan odadaki, alt kattaki bir düşman birliğinden haberdar olmayabilir. Elektrik ve telefon kabloları her hangi bir noktaya yerleştirilmiş olan el yapımı patlayıcıların ateşleme düzeneklerini harekete geçirerek patlamaya sebep olabilir.

İşte bu ve benzer sebeplerden dolayı şehir savaşları rastgele, basit ve kaba planlama ile yapılamaz.

Şehirlerde savaş

“Düşmanlarımız artık, bizim devasa ordumuzla açık arazide karşı karşıya gelip yok olmaktansa, bizi şehirlerde savaşa zorlamaktadır.” 

(Emekli Albay John F. Antal, City Fights)

En ölümcül savaş: Şehirlerde savaş

Şehirlerde savaş, diğer tüm muharebeler arasında en ölümcül olarak bilinenidir. Yerleşik yapılara sahip şehirler ortaya çıktığından beri bu hep böyle cereyan etmiştir. Dünya tarihinin görmüş olduğu en büyük konvansiyonel ordular bile sokak savaşlarında ağır kayıplara uğramış veya mağlup olmuşlardır. Hitler’in emriyle Rusya’yı işgale yeltenen Alman ordu birlikleri, Stalingrad Şehir Savaşı (1942-1943)’nda mağlup olmuş, II. Dünya Savaşı’nın kaderi değişmiştir.

Sovyet yönetimi Stalingrad’ın önemini iyi biliyordu. Stalin’in adını taşıyan bir kentin alınması Ruslar için psikolojik bir darbe olacak ve Hitler’e etkili bir propaganda argümanı sağlayacaktı. Rus idareciler, eli silah tutan Rusları Stalingrad’ı savunmak için savaşa çağırdı.

Savaşın bu evresinde Kızıl Ordu, Alman ordusuna göre hızlı operasyon yürütme yeteneğinde fazlasıyla yetersizdi. Ancak geniş kentsel alanlarda yürütülecek sokak çatışmalarında, hafif piyade silahları zırhlı ve mekanize birliklere oranla daha etkin olmaktaydı. Çünkü, zırhlı ve mekanize birliklere üstünlük sağlayan ateş gücü ve hareket kabiliyeti, şehir içinde bir anlam ifade etmiyordu. Kızıl Ordu’da zaten zırhlı ve mekanize birlikler eksikti.

Alman piyade birliklerinin eğitimlerinde, yerel istihbarat temini, irtibat tesisi, çabuk atış, engellerden geçiş, engelleri imha, pusu ve tuzaklardan kurtulma ve genel olarak yakın mesafeden çatışma konuları önemli bir yer almıştı. Dolayısıyla yakın mesafeli sokak çatışmalarında Alman piyadesi ve istihkamcıları oldukça eğitimli idi.

Stalingrad’ı kuşatan Alman kuvvetleri, onları zaferden zafere götüren yıldırım savaşı tekniklerini bir kenara bıraktı. Zırhlı ve mekanize birliklerin zayiatı fazla olacağından, Almanlar Stalingrad’ın işgalinde yaya piyadeye öncelik verdi. Bina bina, hatta oda oda inatla direnen Kızıl Ordu savunmasına rağmen, Almanlar üç ay içinde Stalingrad’ı güneyinden kuşatmaya muvaffak oldu. Ruslar direniyor, Almanlar ise ulaşım merkezi olan Stalingrad’dan vazgeçmiyordu. Ancak Ruslar pes etmediği için ve yaklaşan kış nedeniyle sokak savaşlarında Almanların ilerleme hızı giderek yavaşladı. 164 gün süren Stalingrad şehir savaşında Almanlar mağlup oldu. Her iki tarafın toplam insan kaybı 2 milyondan fazlaydı.

Şehirlerde savaş ve taktik uygulamalar

Şehirlerde savaş, özellikle seri ateş gücüne sahip silahlar ve el yapımı patlayıcılar ortaya çıktığından beri daha da ölümcül hale gelmiştir. 1453’te İstanbul’un fethinde Türk ordusunun şehre girdikten sonra yaptığı şehir muharebeleri ile Rusların Birinci Çeçenistan Savaşı (1996) esnasında, Grozni’de yaptıkları şehir savaşları uygulanan taktikler ve karşılaşılan düşman tipi gibi nedenlerle birbirinden farklıdır.

Şehirlerde savaş ve karmaşık arazi sorunu

‘Şehirlerde savaş, şehirlerin içinde yapılan mücadele, ‘karmaşık arazide savaş’ olarak nitelenir. Normal bir gözlemci için ‘şehirlerde savaş’ kavramı, şehirlerin kuşatılması gibi eski savaş taktiklerini akla getirebilir. Ancak, Berlin, Stalingrad, Hue ve Beyrut şehir savaşlarını yakından takip eden profesyonel askerler için şehir savaşları ölüm, yıkım ve tahribat demektir. İkinci Dünya Savaşı sonlarına doğru Rus Ordusu Berlin şehir savaşında 360 000 askerini kaybetmiştir. Şehirlerde savaş, her profesyonel askerin kaçındığı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır. Ayrıca, düşmanlarımız gelecekte şehirlerde savaş yöntemini daha çok kullanmak isteyeceklerdir.’

Tümg. Robert H. Scales, ABD Ordusu.

Şehirlerde savaşlar gelişen teknoloji ve değişen silah sistemleri yüzünden bir öncekine benzemeyecektir. Ancak şurası kesindir ki, sokak savaşları en ölümcül muharebe tipi olma özelliğini koruyacaktır.

Sonuç:

Askeri harekatlarda şehirler tarih boyunca her zaman stratejik role sahip olmuşlardır. Coğrafi konumları, yer altı ve yer üstü zenginlik kaynakları veya sembolik değerleri (Stalin’in adını taşıyan Stalingrad gibi) gibi etkenler yüzünden tarih boyunca icra edilen savaşlarda şehirler stratejik hedef olarak belirlenmişlerdir. Bu temel konsept, bugün de geçerliliğini korumaktadır. Enerji üretim tesisleri, su depoları, hastane, köprü, havaalanı, demiryolu, liman gibi kilit önemdeki alt yapı olanakları, sağlık ve ulaşım gibi kritik hizmetlerin varlığı, ilerleme mihveri üzerinde bulunması ve diğer askeri gerekçelerle, şehirler önemlerini gelecekte de koruyacaktır. Üstelik, dünya çapında büyüyen şehirleşme, gelecekteki askeri operasyonların kentsel ortamlarda cereyan etme olasılığını arttırmaktadır.  Tarihten ve şehirlerde yapılmış olan eski dönemlerdeki savaşlardan alınan dersler, kentsel çevrelerin önemli operasyonlarda büyük  zorluklar sunduklarını, çok büyük zayiata neden olduklarını, şehirlere giren orduların kolay kolay çıkamadıklarını göstermektedir. Belirli bir kentsel alanın karmaşık yapısı, askeri operasyonların planlama, karar verme, yürütme ve değerlendirilmesine doğrudan etki etmektedir. Komutanlar ve karargahları, şehirlerin karmaşık yapıları ve bu yapıların operasyonlara etkileri hakkında özel bilgilere sahip olmalıdır. Bütün bu özel bilgiler komutanın harekat planını geliştirmesi, beklenmedik durumlara karşı tedbir geliştirmesi için için hayati önemdedir. Aksi durumda iyi eğitilmiş, iyi organize olmuş birliklerce savunulan ve bu niteliği ile uzun sürmesi muhtemel olan ‘şehirlerde savaş’ta, mağlubiyet kaçınılmazdır.

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay