Savaş ve Barış: Realist, Liberal ve Eleştirel Görüşler

Savaş ve Barış: Realist, Liberal ve Eleştirel Görüşler

Savaş ve barış üzerine görüşleri üçe ayırabiliriz: Realist görüşler, liberal görüşler ve eleştirel görüşler. Bu görüşler arasındaki benzerlikler ve farklar nedir? 

Savaş ve barış: Realist görüş

Realistler için savaş, uluslararası ilişkiler ve dünya siyasetinin süreklilik arz eden bir unsurudur. Savaş olasılığı güç politikasının kaçınılmaz dinamiklerinden doğar: Devletler ulusal çıkar peşinde koşarken kaçınılmaz olarak diğerleriyle çatışırlar. Bu çatışma her zaman olmasa da bazen askeri yöntemlerle yürütülür. Realistler şiddete dayalı güç politikasını iki şekilde açıklar.

Savaş ve Barış: Realist Görüş
Savaş ve Barış: Realist görüş
  • İlk olarak klasik realistler, siyasal toplumlar içinde ve arasındaki rekabetin, insan doğasındaki kendini arayış, rekabet ve saldırganlığa yönelmiş içsel eğitimlerin bir yansıması olduğunu ileri sürerler. Bunu devlet bencilliği olarak açıklarlar.
  • İkinci olarak neo-realistler, uluslararası sistemin anarşik olması nedeniyle devletlerin hayatta kalmak ve güvenlik elde etmek için kendi başlarının çaresine bakmak zorunda olduğunu söylerler. Bunun da askeri güç elde ederek başarılabileceğini ileri sürerler. Özellikle saldırgan realistlere göre bu da savaş olasılığını artırır.

Bütün realist görüş sahipleri, savaş ve barış arasında farkı yaratan temel unsurun güç dengesi olduğu konusunda hemfikirdir.

Devletler, zafer olasılığının az olduğu değerlendirmesini yaptıklarında savaştan kaçınırlar. Dolayısıyla savaş ve barış konusundaki kararlara, savaşa başvurma ya da ondan kaçınmanın rasyonel çıkarlar tarafından dayatıldığı bir tür kar-zarar analiziyle ulaşılır. Bu görüşe göre barışı korumak isteyen devletler, saldırganları caydırmak ve başka devletlerin üstün konuma geçmesini engellemek için savaşa hazırlanmak zorundadır.

Savaş ve barış: Liberal görüş

Liberaller, barışın, uluslararası ilişkilerin hiçbir şekilde otomatik olarak gerçekleşmeyen doğal hali olduğuna inanır.

Liberal bakış açısına göre savaş, her biri kaçınılabilecek olan üç grup koşuldan kaynaklanır.

Savaş ve Barış: Liberal Görüş
Savaş ve Barış: Liberal görüş
  • Öncelikle realist değerlendirmelerin bir yankısı olarak liberaller, devlet bencilliğinin çatışma ve savaş olasılığına yol açabileceğini kabul ederler. Bununla birlikte liberaller, ulus-üstü organlar yaratarak uluslararası anarşinin yerine uluslararası hukukun üstünlüğünün koyulması gerektiğine inanırlar.
  • İkinci olarak liberaller, savaşın genellikle ekonomik milliyetçilik ve otarşi ile ilişkili olduğunu, ekonomik olarak kendi kendine yeterli olma arayışının devletleri birbirleriyle çatışma eğilimine soktuğunu savunurlar. Bununla birlikte, barışa ulaşmak, serbest ticaret ve ekonomik bağımlılığın diğer biçimleri yoluyla ve özellikle bunlar ekonomik maliyetlerini artırarak savaşı düşünülemez hale getirdiklerinde mümkündür.
  • Üçüncü olarak bir devletin savaş veya barışa olan eğilimi, ciddi oranda onun anayasal karakteri tarafından belirlenir. Otoriter devletler, iç ve dış politikada amaçlarına ulaşmak için güç kullanmaya alışık oldukları için militarist ve yayılmacı eğilimler taşırlar. Demokratik devletler en azından diğer demokratik devletlerle ilişkilerinde daha
Editörün Önerisi>>  Savaşın esas nedenleri nelerdir? Savaşın nedenlerini açıklayan teoriler

Savaş ve barış: Eleştirel görüşler

Marksist gelenek içerisinde yer alan eleştirel teorisyenler, savaşı temelde ekonomik terimlerle açıklama eğilimindedir.

  • Örneğin; Lenin’e göre Birinci Dünya Savaşı, Afrika ve başka yerlerde sömürge kazanımları için yapılmış emperyalist bir savaştır. Dolayısıyla aslında savaş, başka yöntemlerle ekonomik avantaj elde etme arayışı olduğu için savaşın nedenleri kapitalist ekonomik sistemde bulunabilir. Böyle bir değerlendirme, barışın en iyi garantisinin sosyalizm olduğuna işaret eder. Çünkü sosyalist hareketlerin enternasyonalist inanış tarafından şekillendirilen belirgin savaş karşıtı ve hatta pasifist eğilimleri vardır.

Chomsky anarşist gelenek içerisinde yer alır. Bu görüşteki eleştirel teorisyenler, dünyanın en güçlü devletlerinin küresel ekonomik ve siyasal çıkarlarını korumak veya genişletmek için doğrudan ya da dolaylı olarak savaşı kullandıklarına inanırlar. Bu nedenle hegemonik savaş olgusuna özel ilgi gösterirler. Dolayısıyla savaş hegemonya ile yakından ilgilidir. Barış ise küresel gücün yalnızca radikal bir biçimde yeniden dağıtılması ile inşa edilebilir.

Feministlerin düşünceleri

Feministler, kendi açılarından savaş ve barış konusunda toplumsal cinsiyet perspektifini benimsemiştir.

Savaşlar temel olarak yalnızca erkekler arasında yürütülmekte kalmaz. Aynı zamanda realistlerin çatışma dolu ve şiddet eğilimli uluslararası politika algısı, bencil çıkar, rekabet ve üstünlük arayışı hakkındaki erkeksi varsayımlarının yansımalarıdır.

Özellikle kültürel feministlere göre savaşın nedenleri ya erkek cinsiyetinin savaşkan doğasından ya da ataerkil kurumlardan kaynaklanır.

Buna karşıt olarak feministler, ya kadınların ‘doğal’ barışçılığı ya da dünyadaki deneyimlerinin insanların birbiriyle bağlantısı ve işbirliğine vurguyu teşvik etmesi temelinde kadın ve barış arasında gördükleri yakın ilişkiye dikkat çekerler.

Kaynaklar:

¹Andrew Heywood, Küresel Siyaset, Adres yayınları (2014)

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay