Afganistan Savaşı ve Haklı Savaş Teorisi

Afganistan Savaşı ve haklı savaş teorisinin uygulanması

Bazı siyasi analizciler tarafından Ekim 2001’de ABD liderliğinde başlatılan Afganistan Savaşı ‘haklı savaş teorisi’ için özel örnek gösterilmektedir.

2001-2014 yılları arasında icra edilen, 26 000 sivilin öldürüldüğü, 30 000’den fazla insanın yaralandığı Afganistan Savaşı gerçekten meşru ve “haklı savaş”a örnek midir?

  • Afganistan Savaşı uluslararası hukuk açısından ‘haklı savaş’ olarak nitelenebilir mi?
  • 13 yıl süreyle Afganistan’ı bombalayan ABD liderliğindeki uluslararası güçler, Afganistan Savaşı’nı başlatmakta ve sürdürmekte haklı mıydı?

Afganistan Savaşı’na doğru

ABD ve NATO müttefikleri, 11 Eylül 2001 saldırılarının faili olarak El Kaide’yi görmüşlerdi. ABD liderliğindeki savaş çığırtkanları, 2001 saldırılarının faili olarak gördükleri El Kaide teröristlerine destek ve ortam sağladıkları gerekçesiyle özellikle Afganistan’da etkin olan Taliban rejimini devirmek amacıyla Ekim 2001’de Afganistan’a taarruz ettiler.

Ekim 2001’de başlayan savaşta; Afgan aşiret liderlerinin ve Afganistan’da Taliban rejimiyle mücadele eden ve yaygın olarak ‘Kuzey İttifakı’ adıyla anılan devrik hükümet güçlerinin desteğiyle Aralık 2001’de Taliban rejimi devrildi. Çok sayıda El Kaide teröristi ya öldürüldü ya da Pakistan’ın sınır bölgelerine kaçmak zorunda bırakıldı. Kabil’de Batı yanlısı bir hükümet kuruldu.

Taliban rejiminin kalıntılarına, Helmand ili ve Güney Afganistan’daki çevre illerde hakim olan yeni kurulmuş Batı yanlısı Kabil hükümetine muhalif dinci militanlara ve diğer güçlere karşı uzun bir savaş yürütüldü.

Afganistan Savaşı ve Taliban
Afganistan Savaşı ve Taliban

Afganistan Savaşı neden ‘haklı savaş’ olarak görülebilir?

Afganistan Savaşı pek çok bakımdan ‘haklı savaş’ olarak görülebilir. Öncelikle savaş, genel olarak Batı’nın ve özelde ABD’nin New York ve Washington Eyaletleri’ne yönelik 11 Eylül Saldırıları’nın faillerine karşı başlatılmıştır. Bu boyutuyla Afganistan Savaşı, terörizm tehdidine karşı ABD ve Batı’nın savunma biçimi olarak yani ‘meşru müdafaa’ gerekçesiyle haklı görülebilir.

Afganistan Savaşı’nın amacı

Ayrıca bu tip tezleri savunanlara göre Afganistan’a yönelik Ekim 2001 taarruzu açıkça ifade edilmiş bir amaca da sahipti: El Kaide’yle bağlantısı açık ve tartışmasız bir biçimde kurulmuş olan Taliban rejiminin devrilmesi.

Meşru otorite

Afganistan savaşı’nda ABD ve müttefikleri, NATO tarafından desteklendiği gibi ABD’nin ebedi rakipleri durumunda olan Rusya ve Çin tarafından da desteklenmişti. Yani bu görüşü savunanlara göre ABD Ekim 2001’de başlayan Afganistan Savaşı süresince, özellikle başlangıçta meşru otorite olarak hareket etmiş sayılabilir.

Son olarak 11 Eylül 2001 saldırılarının failleri, yani El-Kaide ve Taliban, şiddet içermeyen baskılarla ve sadece ‘diplomasi’ ile güvenilir bir biçimde kısa zamanda etkisiz hale getirilemezdi.

  • Örneğin BM, El kaide ve Taliban özelinde ortaya çıkan yeni tip İslami terörizm tarafından küresel güvenliğe karşı yaratılan tehdide karşılık verecek yetenek, otorite ve iradeye sahip değildi.

Afganistan Savaşı ve Taliban militanları

Afganistan Savaşı neden ‘haksız savaş’ olarak görülmelidir?

Bazı eleştirmenlere göre Afganistan Savaşı ‘haksız savaş’ olarak değerlendirilmelidir. Afganistan Savaşı’nın haklı görülecek bir tarafı yoktur. Onların argumanlarında şu unsurlar vardı:

Editörün Önerisi>>  Realist akım nedir? Uluslararası ilişkilerde realizm etkisi

• Küresel hegemonya isteği

Öncelikle ABD’nin küresel hegemonyasını pekiştirme isteği veya Orta Doğu’daki petrol kaynakları üzerindeki kontrolünü güçlendirme arzusuyla motive olması kapsamında ‘Afganistan Savaşı’nın amacı ve niyetleri haksız olabilir. Bu bakımdan Afganistan’a saldırı, hukuki temellerden yoksun, hukuki dayanağı bulunmayan bir saldırı olarak görülmelidir.

• BM Güvenlik Konseyi kararı yoktur

İkincisi, 1991 Körfez Savaşı’nın aksine, Afgan Savaşı’na spesifik bir BM Güvenlik Konseyi kararıyla izin verilmemiştir. Bu yüzden Afganistan Savaşı sürecinde ABD ve müttefikleri meşru otorite olarak görülemez.

• Amaç uygun değildir

Afganistan Savaşı’nın amacı uygun seçilmemiştir. El-Kaide’yi desteklediği için Afganistan ve Pakistan’da kök salmış Taliban’ın tamamen yok edilmesinin hedeflenmiş olması, gerçekçi değildir. Nitekim iki ay gibi kısa bir sürede Kabil’deki Taliban hükümeti devrilmiştir. Ancak, 2001-2014 yılları arasında üstün teknoloji kullanılarak icra edilen Afganistan Savaşı süresince gerilla taktikleri kullanmakla yetinen Taliban mağlup edilememiştir. Esasen bölge halkınca desteklenen Taliban’ın imha edilemeyeceği gerçeğini ABD’nin öngörememiş olması düşündürücüdür. Belki de Afganistan Savaşı’nın kamu oyuna açıklanan hedefi, yanıltıcıdır. 13 yıl süren Afganistan Savaşı, Hristiyan dünyasına karşı radikal Müslümanların cihat duygularını daha da keskinleştirmiştir. Karşı-isyan hareketi Afganistan’dan diğer bölge ülkelerine ve hatta Orta Doğu ve Afrika’ya sıçramıştır. 2014 yılında Irak’ta ortaya çıkan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD)’ne ilham veren örgütler gerilla savaşı yürüten El-Kaide ve Taliban’dır.

Afganistan Savaşı esnasında ABD en modern silahları kullandı.
Afganistan Savaşı esnasında ABD en modern silahları kullandı.

• Esirlere kötü muamele yapılmıştır

Savaş esirlerine yaptığı muamele (Guantanamo Körfezi’ne gönderilip orada işkenceler uygulanması) ve El Kaide ve Taliban üslerine yönelik olarak sık sık sivil ölümlerine yol açan saldırılar düzenlemesi nedeniyle ABD genel kabul gören savaş anlaşmalarını ihlal etmiştir.

• Adalet meselesi

İslamcılara göre adalet, ABD liderliğindeki işgalci güçlerin değil, Müslüman dünyasını sömürmek isteyen yabancıları söküp atmak isteyen bu maksatla kutsal savaş anlamına gelen ‘cihat’ı ilan etmiş bulunan Taliban ve El Kaide’nin yanındadır.

Afganistan Savaşı ve haklı savaş ilkeleri

Savaşa haklı gerekçelerle başvurma  (Jus ad bellum) ilkeleri açısından ABD’nin Afganistan’a müdahalesine bir göz atmakta fayda var.

»Son çare (gereklilik ilkesi):

Güce başvurmadan önce, şiddet içermeyen tüm seçenekler denenmiş olmalıdır. 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra ABD silahlı müdahaleye başvurmadan evvel Taliban ve El-Kaide’ye yönelik ‘şiddet içermeyen’ başkaca hiç bir seçeneği denemeye gerek duymamıştır. ABD Başkanı George W. Bush, 11 Eylül 2001’de düzenlenen intihar saldırıları ile ilgili olarak 16 Eylül 2001 günü yaptığı bir konuşmada saldırılara karşı başlattığı savaşı ‘Haçlı seferine’ benzetti. Başkan Bush, ulusal güvenlik konusunda danışmanlarıyla Camp David’de dün yaptığı istişare toplantısının ardından başkent Washington’a dönüşündeAmerikan vatandaşlarına hitaben yaptığı konuşmada, ”Terörizme karşı bu Haçlı Seferi, bu savaş zaman alacaktır. Amerikalılar sabırlı olmalıdır” dedi.

Editörün Önerisi>>  Asimetrik savaş nedir? Asimetrik savaş taktikleri nelerdir?

»Haklı neden:

Klasik bir ilkedir. Askeri bir saldırıya karşılık olarak kullanılan ‘meşru müdafaa’yı dikte eder. Buna göre savaşın amacı maruz kalınan bir haksızlığı gidermek olmalıdır. Bu açıdan bakılınca, ABD’nin 11 Eylül 2001 günü ‘klasik savaş taktiği’ dışında olsa bile, modern terörizm yöntemleri kullanılarak saldırıya uğradığı, 3000’den fazla insanın hayatını kaybettiği konusu nettir. Bu saldırılar, ABD açısından ‘meşru müdafaa’ hakkını doğurmakta, Afganistan Savaşı’na haklılık payesi çıkarmaktadır. Ancak, net olmayan konu, 11 Eylül 2001 günü intihar eylemini gerçekleştirenlerin hakikaten El-Kaide veya Taliban bağlantılı olup olmadıklarıdır. Bunu da en iyi ABD yönetimi bilmektedir.

»Meşru otorite:

Bu ilke, spesifik birey ve gruptan çok, genellikle egemen bir devletin kanunen oluşmuş hükümeti olarak yorumlanır. 11 Eylül 2001 saldırıları icra edilirken Afganistan devleti Taliban tarafından yönetilmekteydi. Tohumları ABD tarafından atılmış olmasına rağmen, ABD kontrolundan çıktığı için Taliban hükümeti, ‘terörist’ olarak niteleniyordu. Yani, o dönemde Taliban yönetimi başta Birleşmiş Milletler ve ABD olmak üzere Batı’lılarca meşru bir yönetim olarak kabul edilmiyordu. Yine de 11 Eylül 2001 saldırıları icra edilirken, Afganistan’ın büyük bir kısmını ‘çağ dışı yöntemlerle’ de olsa idare eden bir Taliban hükümeti görevde idi. Tartışmalı da olsa, Kabil’de taliban hükümetinin var olması, ABD’nin Afganistan Savaşı’nı başlatmasına haklı bir gerekçe oluşturabilir.

»Doğru niyet:

Savaş, intikam veya zarar verme arzusundan daha çok ahlaken kabul gören amaçlar (haklı nedenle örtüşebilen veya örtüşmeyen) temelinde yürütülmelidir. ABD’nin El-Kaide ve Taliban’a zarar vermek amacıyla Afganistan özelinde başlattığı savaş haklı görülebilir. Çünkü, o dönemde Taliban ve El-Kaide’nin ABD veya diğer bir Batı’lı devlete benzer saldırıları düzenleyip düzenlemeyeceğinin garantisi yoktur. 11 Eylül 2001 saldırılarının baş şüphelisi El-Kaide ve Taliban olarak kabul edildiği takdirde, bu terör örgütlerine ‘zarar verilmesi’ doğru niyetlidir.

»Makul bir başarı şansı:

Savaşlar, hiçbir amaç veya faydaya yönelik olmaksızın insanların yaşamlarını kaybetmesine yol açacak umutsuz amaçlar uğruna yapılmamalıdır. ABD liderliğindeki uluslararası güçler Afganistan Savaşı’na tek bir amaçla başlamışlardır: El-Kaide ve Taliban’ı yok etmek. Elbette başta ABD Başkanı George W. Bush olmak üzere, Afganistan Savaşı’na karar verenler, dünya genelinde El-Kaide ve Taliban’ı tamamen yok edemeyeceklerini biliyorlardı. Ancak, uygar dünyaya yönelik yeni ‘intihar saldırıları’nı önlemek için, baş şüpheli olarak görülen Taliban ve El-Kaide’ye zarar verilmeliydi. Afganistan savaşı ABD ve uluslararası koalisyon güçleri için ‘umutsuz bir savaş’ değildi.

»Orantısallık:

Savaş, saldırıya verilecek karşılığın ölçülü ve orantılı olması anlamında daha fazla kötülük değil, daha fazla iyilik doğrumalıdır.

  • Topyekün işgal doğru olabilir mi?

    Sınır ihlaline karşı Afganistan’ın topyekün işgali haklı bir tepki değildir. 11 Eylül 2001 intihar saldırıları Taliban destekli olarak El-Kaide militanlarınca ABD’de icra edilirken, Afganistan ülkesi -bazı bölgeler hariç- Taliban hükümetince idare edilmekteydi. O dönemde idare şekli ‘şeriat’tı. Taliban’ın amacı şeriat idaresini başta Pakistan olmak üzere komşu ülkelere de ihraç etmekti. “Orantısallık” açısından bakılınca bir ölçüde ABD ve uluslararası güçlerin çok büyük bir güç üstünlüğü ile Afganistan Savaşı’nı başlattıkları söylenebilir. Ancak, bu noktada Afganistan’ın tarihi, coğrafyası, halkının dayanıklığı ve Taliban taktikleri dikkate alınmak zorundaydı. Afganistan coğrafyası, bir savaş için dünyanın en zor coğrafyalarının başında gelmekteydi. Taliban’ın özünü oluşturan çoğunluk Afganistan halkı dünyanın en savaşçı insanlarından oluşmaktaydı. Afganistan halkı, tarihinde Britanya İmparatorluğu’nu ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ordularını mağlup eden nadir halklardandı. Dağlarda muharebe ve gerilla savaşının ustalarıydı. Bütün bu açılardan bakılınca, ABD ve uluslararası koalisyon güçlerinin Afganistan Savaşı’na sevk ettikleri güçlerin Taliban ve El-Kaide’ye göre çok fazla olduğu iddia edilmez.

Afganistan Savaşı doğru ilkelerle sevk idare edilmiş midir (Jus in bello)?

♦ Ayrım:

Sivillerin ve savaşa katılmayanların masum olduğu temelinde kuvvet, yalnızca askeri hedeflere yöneltilmelidir. Dolayısıyla sivillerin ölümü veya yaralanması, yan zarar olarak da bilinen, yalnızca bir kaza sonucunda ve meşru hedeflere yönelik planlı saldırıların kaçınılmaz kurbanları olarak kabul edilebilir. Bu ilke açısından bakılınca, 2001-2014 yılları arasında icra edilen, 26 000 sivilin öldürüldüğü, 30 000’den fazla insanın yaralandığı Afganistan Savaşı’nın doğru ilkelerle (Jus in bello) yürütüldüğünü söylemek zordur.

♦ Orantısallık:

Jus ad bellum‘la örtüşen bu ilke, kullanılan gücün, kabul edilebilir askeri hedeflere erişmek için gerekli olandan ve savaşı başlatan nedenden daha fazla olmamasını ifade eder. Yukarıda da açıklandığı gibi, ABD ve uluslararası güçlerin Afganistan Savaşı’na tahsis ettikleri askeri gücün orantısallık ölçüsünün dışına çıktığını söylemek zordur. Nitekim, 2001-2014 yılları arasında tam 13 yıl devam etmesine rağmen, Afganistan Savaşı’na üstün kuvvetlerle katılan ABD ve Batı’lı güçler, Taliban’ı tamamen imha edememiştir.

♦ İnsaniyet:

Ele geçirilmiş, yaralı veya kontrol altında (savaş esiri) olan düşman personeline karşı hiç bir zaman güç kullanılmaması. Diğer jus in bello ilkeleriyle beraber bu ilke zaman içerisinde ‘savaş hukuku’ olarak resmiyet kazanmıştır. Basından edinilen bilgilere göre değerlendirildiğinde, ABD’nin ele geçirdiği Taliban ve El-Kaide militanlarına güç kullanmadığını ve işkence yapmadığını söylemek zordur. Özellikle Taliban ve El-Kaide militanları için 2002 yılında Küba ‘daki Guantanamo Körfezi askeri üssünde tesis edilen Guantanamo Kampı tam bir işkence merkezi olarak kullanmıştır.  Benzer şekilde ABD ve müttefikleri tarafından ele geçirilen El-Kaide ve Taliban militanlarına Afganistan savaş alanında nasıl davranıldığı bilinmemektedir.

Anahtar kelimeler: Afganistan savaşı

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

Bir Cevap Yazın