Empati nedir? Empati duygusu ne zaman insan sağlığına zararlı olabilir?

//Empati nedir? Empati duygusu ne zaman insan sağlığına zararlı olabilir?

Empati nedir? Empati duygusu ne zaman insan sağlığına zararlı olabilir?

Empati nedir?

Empati, başkalarının duygularını hissetme, ne düşündüğünü anlama yeteneğidir.

Empati, duygudaşlık yani aynı duyguları paylaşmak demektir. Başka birisinin içinde bulunduğu durumu hissetmek, duygularını anlamaktır.

“Empati” terimi geniş bir deneyim yelpazesini tanımlamak için kullanılır.

Empatiye sahip olmak, muhtaç birine yardım etmek isteyeceğimiz anlamına gelmez. Ancak empati genellikle merhametli hareket için atılan ilk adım olarak kabul edilmektedir.

Berkeley Üniversitesi (Kaliforniya/ABD)’ne göre çağdaş araştırmacılar genellikle iki empati türü arasında ayrım yapar:

  • “Duygusal (affektif) empati” başkalarının duygularına yanıt olarak aldığımız duyum ve duyguları ifade eder. Bu, başka birinin ne hissettiğini anlamayı ve dışarı yansıtmayı ya da başkasının korku ve endişesinden dolayı strese girmeyi içerebilir.
  • “Bilişsel (kognitif) empati”, bazen “perspektif alma” olarak da adlandırılır. Bilmeyi veya kavramayı esas alır. Diğer insanların duygularını tanımlama ve anlama kabiliyetimizi ifade eder.

Empati ve otizm hastaları

Araştırmalar, otizm spektrum bozukluğu olan kişilerin empati yapmakta zorlandıklarını ortaya koymaktadır. Otizm spektrum bozukluğu, doğuştan gelen ya da yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan karmaşık bir nöro-gelişimsel bir bozukluktur. Otizmin, beynin yapısını ya da işleyişini etkileyen bazı sinir sistemi sorunlarından kaynaklandığı sanılmaktadır.

İlkel türlerde empati

Empati, beyinlerimizde, bedenlerimizde ve evrim tarihimizde derin köklere sahip gibi görünüyor. İlkel empati formları olan primat akrabalarımızda, köpeklerde ve hatta sıçanlarda empati gözlemlenmiştir.

Empati ve ayna nöron ilişkisi

Empati, beyindeki iki farklı yol ile bağlantılıdır. Bilim adamları, empatinin bazı yönlerinin kafatasımızda bulunan ayna nöronlarıyla izlenebileceğini ifade etmektedir.

Ayna nöron, bir canlının herhangi bir hareketi kendisi yaptığında ve aynı hareketi yapan birini gözlemlediği durumların her ikisinde de ateşlenen nöronlar için kullanılan terimdir. Ayna nöronlar bir başkasının hareketini anlamamıza yardımcı olurlar. Ayna nöron sistemi görsel bilgiyi, bilgiye çevirmektedir. Ayna nöronlar kafatasımızın her iki yarımküresinde bulunan bir sistemdir.

Empati ve hastalarla iletişim kurmak meselesi

Doktor ofisinde hastalarla iletişim kurmak sağlıktaki en sıcak konulardan biridir. Health Affairs tarafından yapılan bir incelemeye göre, “birinci basamakta hekim-hasta etkileşimlerinin kalitesi düşmektedir.”

Olumlu tarafından bakıldığında -az kullanılıyor olsa da- etkili iletişimin gücü ve önemi bütün sağlık uzmanlarınca kabul edilmektedir.

Empati ya da etkili iletişim sağlık bakım araç kutusundaki önemli bir enstrümandır: Daha yüksek hasta memnuniyeti, hastaların ilaçlara daha iyi uyum sağlaması, teşhiste yapılan hataların daha düşük olması ve sonuçta daha az yanlış tedavi vakası vb. doğrudan doğruya hasta-doktor iletişimine bağlıdır. Hatta empati eksikliği hasta sağlığı sonuçlarını etkiler.

Harvard Üniversitesi’nce yayımlanan bir analize göre etkili doktor-hasta iletişimi yani empati;

  • Hastaların duygusal sağlığını iyi yönde etkilemektedir.
  • Hastalık semptomlarının daha iyi anlaşılmasına yardımcı olmaktadır.
  • Hastanın tedaviye verdiği fizyolojik yanıtların doğruluğunu arttırmaktadır.
  • Ayrıca, hastalıktan kaynaklanan ağrı düzeyleri azalmaktadır.

Nöronların tepki vermesi

Birisi bir eylem yaptığında ve biz de bunu gözlemlediğimizde beynimizdeki hücreler ateşlenir. Aynı eylemleri biz yapmış olsaydık, beynimizdeki hücreler yine aynı şekilde ateşlenecekti.

Empati kurmanın genetik temelini ortaya çıkaran araştırmacılar, insanların doğal empatik yeteneklerini geliştirebildiklerini veya kısıtlayabildiklerini de ispatladı.

Empatinin evrimi

Empati bizim ilk olarak duygusal bakımdan başkalarına ulaşmamızı sağlar. Böylece başkalarının içinde bulunduğu durumu anlamamıza yardım eder.

Bu kapasite atalarımızın hayatta kalmasını iki şekilde sağladığı için gelişti. Birincisi, her memeli gibi, yavrularımızın ihtiyaçlarına duyarlı olmamız gerekir. İkincisi, türümüz işbirliği ile birbirine bağlıdır. Bu, sağlıklı, yetenekli grup arkadaşları tarafından çevrelenirsek daha iyi sonuçlar alacağız, daha mutlu olacağız demektir. Çevremizdeki insanlarla ilgilenmek, kültürlü insan olmamızın bir sonucudur.

Bizler empatiyi benzersiz bir insan özelliği olarak düşünme eğilimindeyiz. Primatolog Frans de Waal, maymunların ve diğer hayvanların da empati gösterdiğini söylüyor. Evrim tarihi boyunca insanlar her zaman başkalarının duygularını hissetme eğiliminde olmuşlardır.

Bir zamanlar Amerika Birleşik Devletleri’nin kendine özgü bir yüz ifadesi ile tanınan bir devlet başkanı vardı. Kontrollü bir duygu hareketi yaptığında, alt dudağını ısırıp izleyicilerine “Acınızı hissediyorum!” derdi. Bu gösterinin samimi olup olmadığı bizim konumuz değildir. Tarih boyunca, başkasının kötü durumundan insanların nasıl etkilendiğini anlamaya çalışıyoruz. Empati, insanın ikincil duygusudur. Filmlerde, ekrandaki karakterlere yardım edemeyiz, o karakterlerin içine giremeyiz. Büyük bir geminin batışını çaresizlik içinde izleriz ve çok üzülürüz.

Empati insan toplumu için şarttır. Ahlakımız ona bağlıdır.

Empati, perspektif alma eylemidir. Adam Smith “acı çeken kişiyle zevk içinde yaşayanın yerlerini değiştirin” diyerek empatiyi anlatmaya çalışmıştır.

Ekonominin babası Smith insanın çıkarı ile empati duygusunun hiçbir noktada çakışmadığına işaret etmiştir.

Hayvanlarda empati

Son birkaç on yılda, diğer türlerde empati bulgusunun arttığını gördük. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsünde araştırma psikoloğu Carolyn Zahn-Waxler, küçük çocukların aile üyelerinin iyi veya kötü duygularına nasıl tepki verdiğini incelemek için bazı aileleri ziyaret etti. Aile üyelerine hıçkırma, ağlama ya da boğma taklidi yaptırdı. Asıl amacı çocukların tepkisini gözlemlemek olan Psikolog Zahn-Waxler, bazı evcil hayvanların, insanların ağlamasından, hıçkırmasından, boğulmasından oldukça etkilendiklerini gözlemledi. Waxler’in araştırma sonuç raporunda yer alan bilgiye göre empati yapan evcil hayvanlar sahiplerine yakınlaştılar ve başlarını sahiplerinin kucağına koydular.

Aşırı empati

Acaba bütün insanlar ileri düzeyde eğitilmiş ve kültürlü olsalar ve bu suretle daha fazla empati yapabilselerdi, dünya nasıl olurdu? İşittiğimiz veya gördüğümüz, gazetelerde ve romanlarda okuduğumuz olaylar karşısında göz yaşı dökmek, olayların kahramanlarının acılarını paylaşmak, onlara yardım etmek istemek veya hiç birisini umursamamak… İşte bütün bu tepkilere empati ve merhamet duygularımız karar vermektedir.  Peki, çok empati sahibi olmak, çok merhametli olmak sağlığımız için bir sorun teşkil eder mi?

Psikoloji uzmanlarınca son yıllarda yapılan araştırmalara göre, aşırı empati tükenmişlik sendromuna yol açabilmektedir. Aynı uzmanlara göre merhamet duygusunun insan sağlığı için tehlikesi bulunmamaktadır. Yukarıda da vurguladığımız gibi, hem empati, hem de merhamet duygusu aslında eğitimle geliştirilebilmektedir.

Empati ve merhamet duyguları

Empati ve merhamet duyguları birbirinden farklıdır. Max Planck Enstitüsü biliş ve sinir bilim bölümü araştırmacılarından Tania Singer‘e göre empati ve merhamet farklı biyolojik sistemler ve beyin yapıları tarafından desteklenmektedir. İnsanları etkileyen olaylar karşısında beynimizin aynı sinir ağı aktive olmaktadır. Böylece empati duyabilmekteyiz. Ancak, eğer başkasının acısının fazlaca hissedilmesi durumunda, bir çeşit “empatik stres” durumu ortaya çıkmaktadır. Empatik stres durumundaki bir kişi, olayın geçtiği filmi, haber bültenini vb. kapatmak isteyecektir. Tania Singer “empati tükenmişlik sendromuna (burnout) yol açabiliyor” demektedir.

Tükenmişlik sendromu ve empati

Konuyla ilgili olarak Ulm Üniversitesi’nden sosyal psikolog Stefan Pfattheicher, empatik stresin özellikle büyük bir grup insan acı çektiğinde ortaya çıktığını kaydediyor. Pfattheicher’e göre “Aynı anda birden çok insanın acı çekmesi, olayı gözlemleyen insanlarda tükenmişlik sendromuna yol açıyor. Bu da, olayda acı çekenler için yardım toplamayı zorlaştırıyor. Bir grup insan yerine tek tek bireyler söz konusu olduğunda bağış toplamak daha kolay oluyor. Bunun, duyguların körelmiş olmasıyla ilgisi bulunmamaktadır.  Daha çok aşırı yüklenme söz konusudur. Burada empatik stres, merhametin yoluna çıkmaktadır.”

Tania Singer’e göre empatinin aksine olarak, merhamet duygusunun kişiye daha olumlu bir etkisi vardır. Singer, “Böylece, ödüllendirme ve aidiyetle ilişkilendirilen beyin bölgeleri aktive oluyor ve bu, sağlık durumumuzu olumlu etkiliyor” diyor.  Singer’e göre başkalarının acılarını dindirme ve yardım etme konusundaki tutumu belirleyen empati duygusu değil, merhamet duygusu olmaktadır.

Tania Singer’e göre empati gibi merhamet duygusunu da eğitmek, geliştirmek mümkündür. Bunda da meditasyonun yardımcı olabilmektedir. Singer “Hedefli zihinsel eğitim, yetişkinlerde beyinde yapısal değişikliklere de yol açabiliyor.” demektedir.

Acaba empati ve merhamet duygularının eğitilerek geliştirilmesi dünyamızdaki düşmanlıkları sona erdirebilir mi?

Burcu Akın Demirtaş/Eczacı

By | 2017-12-08T13:23:15+00:00 Ekim 29th, 2017|Sağlık|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: