Çözüm Süreci: Sun-Tzu Felsefesi Işığında Çözüm Süreci

//Çözüm Süreci: Sun-Tzu Felsefesi Işığında Çözüm Süreci

Çözüm Süreci: Sun-Tzu Felsefesi Işığında Çözüm Süreci

2009-2015 yılları arasında Türkiye gündemini meşgul eden “Çözüm Süreci” ile ilgili olarak hazırlamış olduğumuz aşağıdaki analiz, o tarihlerde AK Partililerin Çözüm Süreci’ne karşı olanları “hain” ilan ettikleri, küfür ve hakarete boğdukları bir ortamda, 10.04.2013 tarihinde, benim imzamla yine bu sitede yayımlanmıştı.

Çözüm Süreci, altı yıl sonra, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri’nde AK Parti’nin TBMM’nde çoğunluğu kaybetmesi, 20 Temmuz günü Adıyaman merkeze bağlı Kömür beldesinde  bir askerimizin operasyon esnasında, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar İlçesi’nde, 22 Temmuz 2015 günü 2 polis memurumuzun evlerinde uyurken başlarından tabancayla vurularak şehit edilmesi ile fiilen sona ermiştir.

Bugünlerde Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan ve O’nun akil insanları dahil, ‘Çözüm Süreci’ni ağzına alan kalmadı. PKK adına hükümetle görüşmeleri sürdürenlerin, yani Çözüm Süreci’nin en ön planda olanlarının çoğu ya hapiste, ya gözetim altında ya da yurt dışına kaçmış durumda.

Başta Yalçın Akdoğan ve Beşir Atalay olmak üzere, AK Parti’den çözüm sürecinde aktif rol oynayanlar koltuklarını kaybettiler.

20 Temmuz 2015’ten sonra, il, ilçe, köy ve beldelerimizi işgal eden/etmeye çalışan PKK’lılarla yapılan “hendek savaşlarında” yüzlerce güvenlik görevlimiz şehit ya da gazi oldu. Görünüşe göre devletin her kademesinde ‘Çözüm Süreci’nin doğruluğuna olan inanç çok yüksekti; beklenti çok fazlaydı. Peki o günlerde  Öcalan ve PKK için kim ne demişti?

  • “Kürt sorunuyla ilgili ilerleyen günlerde çok iyi şeyler olacak.” (Abdullah Gül)
  • “PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim.” (R.Tayyip Erdoğan)
  • “İmralı kendi üstüne düşen görevi yaptı.” (R.Tayyip Erdoğan)
  • “Olumlu gelişmeleri yakaladığımız zaman kaldığı yerden niye devam etmesin. Buna mani bir hal yok ama bütünüyle bu süreç maalesef, bölücü terör örgütünü arkasına almış olan Parlamento’daki siyasi parti tarafından baltalandı, parçalandı.” (R. Tayyip Erdoğan)
  • “Abdullah Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncelerimiz.” (Beşir Atalay)
  • “Öcalan Türkiye’nin demokratikleşme sürecine katkı sağlayan bir yerde duruyor. (Mehmet Metiner)
  • “PKK Bağımsız Kürdistan için silah kullanabilir.” (Mehmet Metiner)
  • “Ben Öcalan’ın süreci diğerlerinden daha doğru okuduğunu düşünüyorum. Belki televizyon imkânı, birçok tartışma programı izlemesi rol oynamıştır. Suriye’de vesaire birçok ülkede farklı aşamalardan geçti. Onlarca yıldır bu işlerin içinde olduğu için farklı bir bakış açısı da vardır. Olayları okuma kabiliyeti ve tecrübesi vardır. Dikkat ederseniz onun verdiği mesajlar diğerlerinin verdiği mesajlara göre sürecin geleceğini daha çok düşünen bir hassasiyeti yansıtıyor.” (Yalçın Akdoğan)
  • “Abdullah Öcalan Ortadoğu’da Türkiye’nin önünü açıyor.” (Yiğit Bulut)
  • “Dağa çıkışlar eskiye oranla daha nitelikli hal aldı.” (Bülent Arınç)
  • “Bu katılımların bugünkü amacının geçmişte olduğu gibi silahlı eylem yapacak, ölecek veya öldürecek nitelikte değil başka amaçlarla olduğu düşünüyoruz.” (Bülent Arınç)
  • “Öcalan’ı da zor duruma düşürdüğünüzü bilmiyorsunuz. Siz kimin sözcülüğünü yapıyorsunuz da Öcalan’ı itibarsız hale getirmek istiyorsunuz?” (Bülent Arınç)
  • “Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağı açmayı suç olmaktan çıkardık.” (Bülent Arınç)
  • “Öcalan bölgenin ve Türkiye’nin reel politiğini daha sağlıklı değerlendiriyor. Geçmişteki yaklaşımıyla şimdiki arasında pozitif fark var. O yüzden tekrar bu süreç başladı. “(Sadullah Ergin)
  • “Öcalan, dünyanın geleceğini iyi okuyup Kürtlerin, PKK’nın, kendi tabanının önüne yeni bir hedef koymuştur. “(Yasin Aktay)
  • Öcalan’ın çok geniş bir prestij alanı var. Nadir insanlardan birisi. (Etyen Mahçupyan)
  • “Öcalan dediğiniz adam için bebek katili falan deniyor ama şunu da söylemek lazım. Öcalan çıktı Nevruz’da gayet kapsayıcı ve geleceği gösteren bir konuşma yaptı. Helalleşme çağrısı yaptı. Eğer biz Türk milleti, devlet olarak buna yanıt vermezsek olmaz. Çünkü bu karşılıksız bırakılacak bir konuşma değildi. Eğer Öcalan’ın Nevruz’da uzattığı eli havada bırakırsa bunun vebali altında kalırız.” (Nihal Bengisu Karaca)
  • “PKK bir terör örgütü değildir. 100 kişiyle sınır karakoluna saldıran, ağır makineli tüfekler kullanan, halktan destek alan, 30 bin ölüme rağmen varlığını sürdüren bir örgüte terör örgütü demek kendini kandırmaktır. Dolayısıyla Öcalan’a terörist demek, denize ‘göl’ demek gibi bir şey: Bir Kürt ulusalcısı olarak, siyasi amacına ulaşmak için şiddeti kullanan bir politikacıdır Apo. “(Emre Aköz)
  • “Öcalan bu süreçte çok sorumluluk bilinci ile hareket ediyor. Bence çözüm sürecinin ilerleyen aşamalarında Öcalan’ın konumunu Türkiye artık tartışmalı.” (Abdulkadir Selvi)
  • “PKK Ülke dışına çıkacaktı, çıkmadı. 100’ün üzerinde saldırıları oldu. Bütün bölgeyi, iş adamlarını haraca bağladı, vergi daireleri kurdu, asayiş birimleri kurdu, kimlik kontrolleri yaptı, mahkemeler kurdu. Çözüm sürecinde bölgede paralel devlet gibi yapılandı. Bunların tamamı çözüm sürecine aykırı ve çözüm sürecini bozacak şeyler. Kendileri de söz verdikleri tek şeyi yaptılar, ateşkes ilan ettiler. Ama burada hep sorgulanan ‘Hükümet ne yaptı?’. Hükümet defalarca yasa çıkardı, operasyonları durdurdu. Devlet hep idare etmek zorundadır, tolere etmek zorundadır. Devlet toleranslı davrandı.” (Galip Ensarioğlu)

Sun-Tzu felsefesi ışığında, hiç bir resmi istihbarat kaynağından bilgi temin etmeden, sadece kendi “askeri tecrübelerimi” kullanarak hazırladığım aşağıdaki analizi, siyasetçilerimizin ve onların emrindeki idarecilerimizin “ders almaları” için bir kere daha yayımlamak gereğini duydum.

Sorumlu bir vatandaş olarak benim kendi evimde, dört duvar arasında yapmış olduğum analizi, devleti idare edenlerin yapmamış olmalarını, hatta yıllarca yanlışta ısrar etmiş olmalarını anlamak kolay değildir.

Takdir okuyucularımıza aittir.

By | 2017-11-15T14:18:02+00:00 Kasım 15th, 2017|Harp ve Strateji|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: