Caydırma politikası: Caydırma ve çevreleme politikası uygulamaları

//Caydırma politikası: Caydırma ve çevreleme politikası uygulamaları

Caydırma politikası: Caydırma ve çevreleme politikası uygulamaları

Caydırma politikası, korkutmaya ve cesaret kırmaya dayanır. Caydırma politikası yenidir ve Soğuk Savaş’la ilişkilendirilir. Çevreleme politikası ise, uluslararası politikada yeni bir kavram değildir. Tarih boyunca, ülkeler başka ülkeleri saldırıdan caydırmak için ordular kurdular, ittifaklar yaptılar

Soğuk Savaşı istisnai yapan, iki rakip süper güç arasında savaşla sonuçlanmayan uzatmalı bir gerginlik dönemi olmasıydı. Soğuk Savaş alışılmadık seyriyle uluslararası ilişkiler konusunda benzersiz bir perspektif sunar ve bu süreçte yapılan iki dış politika seçiminin dinamiklerine ışık tutar: Caydırma politikası ve çevreleme politikası.

Soğuk Savaş sırasında ve nükleer silahların sahneye çıkmasıyla birlikte, süper güçler bir saldırı gerçekleştikten sonra savunma yoluyla karşı koymaktan çok tehdit yoluyla göz korkutmaya bel bağladılar. Soğuk Savaş dönemi caydırma politikası büyük Amerikan ve Sovyet nükleer cephaneliklerinin korunmasıyla yakından bağlantılıydı, ama aynı zamanda güç dengesi mantığının bir uzantısıydı.

Nükleer tehditle caydırıcılık, süper güçlerden her birinin ötekinin avantaj elde etmesini, dolayısıyla aralarındaki güç dengesinin bozulmasını engellemeye çalışmasının bir yoluydu. Caydırıcılık sık sık ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki gerilimi artırdı.

Caydırma politikası teorisi

Caydırma politikası teorisi esas olarak II. Dünya Savaşı’ndan sonra, bir askeri strateji olarak ortaya çıktı. ‘Caydırma politikası’nın temelinde nükleer silahların kullanılması vardı. Çünkü nükleer silahlar, o güne kadar görülmemiş ölçüde öldürücü ve yıkıcı etkiye sahipti. Düşman bir devlet eğer nükleer bir silaha sahip değilse, nükleer silahı olan bir devlet düşmanına istediklerini zorla yaptırabilirdi.

Nükleer silahı olmayan bir devletin nükleer silahı olan bir devleti mağlup edebilmesi için, hiç beklenmedik bir anda, sürpriz bir taarruzla, rakip devlet nükleer silahlarını kullanmaya fırsat bulamadan onu mağlup etmesi gerekmektedir. Caydırma politikası teorisi, zorlama, sindirme teorisi olarak da ifade edilmektedir.

Caydırma politikası teorisine göre, her an kullanılabilecek bir güç, örneğin nükleer güç, pazarlık aracı olarak kullanılabilir.

Caydırma politikası uygulamasının yani caydırıcılığın işlediğini kanıtlamak her zaman kolay değildir. Yapay nedensellikler kurma tehlikesi her zaman vardır.

Bir profesör verdiği derslerin filleri sınıftan uzak tuttuğunu söylüyorsa ve o vakte kadar sınıfa hiç fil gelmemişse, bu iddianın aksini ispatlamak zor olacaktır. Böyle iddiaları şayet olsaydı hipotezleriyle test edebiliriz: Dersi veren başka biri olsaydı, fillerin sınıfa gelme olasılığı ne olurdu?

Çevreleme politikası

Caydırıcılık kavramı çevreleme politikası ile bağlantılıydı. Soğuk Savaş sırasında çevreleme politikası, liberal bir ekonomik ve siyasi dünya düzeninin gelişmesi için Sovyet komünizmini çevrelemeye yönelik belli bir Amerikan politikasına gönderme yapıyordu. Ama terim o sırada ortaya çıkmış olsa bile, caydırma politikası gibi çevreleme politikası da Soğuk Savaş’la birlikte ortaya çıkmadı.

Çevreleme politikası yüzyıllardır en önemli dış politika araçlarından biridir. 18. yüzyılda muhafazakar Avrupa monarşileri Fransız Devrimi’nin benimsediği özgürlük ve eşitlik ideolojisine, ondan da önce Katolik Kilisesi Karşı Reform’da Reform’un ve Martin Luther’in ideallerinin yayılmasını çevrelemeye kalkıştı.

Çevreleme politikası biçimleri

Çevreleme politikası uygulamasının değişik biçimleri vardır. Çevreleme politikası savunmacı ya da saldırgan olabilir. Savaş ya da ittifaklar şeklinde askeri güç kullanabilir; ticaret blokları ya da yaptırımlar şeklinde ekonomik güç kullanabilir; düşünce ve değerleri teşvik etmek biçiminde yumuşak güç kullanabilir.

ABD Soğuk Savaş sırasında, komünizmi çevreleme politikası ile daha sınırlı bir politika olan Sovyetler Birliği’ni çevreleme politikası arasında gidip gelmiştir.

Truman’ın Çevreleme politikası Soğuk Savaş döneminde  görülen ilk büyük politik uygulamaydı.  ABD, komünizmin uygulandığı topraklardan, diğer bölgelere yayılmasını önlemek için çok sayıda değişik stratejiler kullandı.

Çevreleme politikası, Amerika Birleşik Devletleri’nin Doğu Avrupa ve Asya’da komünist yayılmaya müdahale etmesini şiddetle tavsiye eden diplomat George Kennan tarafından ortaya atıldı.  Bunu başarmanın yollarından biri, NATO’yu kurarak Batı Avrupa ülkelerinin komünist yayılma politikasına karşı savunulmasıydı.

Çevreleme politikası temelinde 1954-1973 yılları arasında cereyan eden ve 3 milyondan fazla insanın ölmesiyle sonuçlanan Vietnam Savaşı‘ndan sonra ABD çevreleme politikası konusunda daha az gayret göstermiştir.

NATO’nun caydırma politikası

Nükleer silahlar, konvansiyonel silahlar ve füze savunma güçlerinin yanında NATO’nun caydırıcılık için genel yeteneklerinin ana bileşenidir. NATO’nun nükleer silah politikası, 2010 yılında kabul edilen ‘Stratejik Konsepti’ne ve 2012 yılında yayımlanmış olan ‘Caydırıcılık ve Savunma Durumu İncelemesi’ne dayanmaktadır.

NATO’nun nükleer kuvvetlerinin temel amacı düşmanı caydırmaktır. Nükleer ve konvansiyonel yeteneklerin uygun bir karışımına dayalı olan caydırma politikası, NATO’nun genel stratejisinin temel unsuru olmayı sürdürmektedir.

NATO, nükleer silahların kontrolü, silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasını önleme konusunda kararlıdır. Nükleer silahlar var olduğu sürece NATO nükleer bir ittifak olarak kalacaktır.

NATO’nun nükleer politikası, 28 Müttefik Devlet ve Hükümet Başkanı tarafından kabul edilen iki belgeye dayanmaktadır:

♦ 2010 Stratejik Konsepti

♦ 2012 Caydırıcılık ve Savunma Durum İncelemesi

Kasım 2010’da Lizbon’da düzenlenen NATO Zirvesinde Müttefik Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından kabul edilen 2010 Stratejik Kavramı, caydırma politikası da dahil olmak üzere İttifak’ın ana görev ve ilkelerini belirler. Stratejik Kavram, NATO’yu nükleer silahsız bir dünya için koşullar yaratma hedefine yöneltir. Ancak, dünyada nükleer silah olduğu sürece NATO nükleer bir ittifak olarak kalacağını teyit eder:

“İttifak’ın en büyük sorumluluğu, Washington Antlaşması’nın 5. maddesinde belirtildiği gibi topraklarımızı ve halklarını saldırıya karşı korumak ve savunmaktır.”

“Nükleer ve konvansiyonel kapasitelerin uygun bir karışımına dayanan caydırma politikası, genel stratejimizin ana unsurudur. Nükleer silahlar var olduğu sürece, NATO nükleer bir ittifak olarak kalacaktır.”

“Nükleer kuvvetler temelinde komuta-kontrol ve istişare düzenlemeleri yapılırken, müttefiklerin kolektif savunma planlamasına nükleer roller konusunda mümkün olan en geniş katılımını sağlayacağız.”

Potansiyel yeni üyeler de dahil olmak üzere tüm NATO üyeleri, İttifak’ın nükleer silahlarla ilgili politikasına bağlılıklarını ve bu politikanın tüm Müttefiklere getirdiği yükümlülükleri kabul etmişlerdir.

ABD’nin caydırma politikası

Caydırma politikası onlarca yıldır ABD savunma stratejisinin ana hatlarından birisini oluşturdu. Ancak, son yıllarda caydırma politikası konusunda siyasi ve askeri açıdan çok belirgin değişiklikler oldu. ABD, yakındaki tek bir rakip yerine, her biri farklı yeteneklere ve risk toleranslarına sahip olan bir dizi olası uzak düşmanla karşı karşıya. ABD, bu yeni ortamda, caydırmayı politikanın etkili bir aracı olarak nasıl sürdürebileceğini analiz ediyor. Siyasi liderler, caydırma politikası uygulamasını, strateji için vazgeçilmez bir siyaset aracı olarak görüyor. CSIS Başkan Yardımcısı James A. Lewis’in Brzezinski Enstitüsü‘ndeki konuşmasına göre, ABD’li politika yapımcıları son yıllarda yeni tehdit şekillerini ve bunlarla ilgili olarak caydırma politikası önceliklerini düşünmeye ya da tartışmaya zaman ayırmamışlardır.

Uzmanlara göre caydırma politikası için sadece nükleer silahları düşünmek yeterli değildir.  Her hangi savaş türüne karşı olursa olsun, caydırma politikası ABD siyaset yapımcılarının çok önemli bir sonuç alma vasıtası olmayı sürdürecektir.

Caydırma politikası, ABD savunma stratejisinin ve dış politikasının bir parçası olarak hala önemini korumaktadır.

Sadece nükleer caydırmaya olan bağımlılık istenmeyen veya istikrarı bozucu etkilere neden olabilecektir.

Siber güvenlik ve nükleer cephaneliklerin yeri hakkındaki tartışmalar siyasi açıdan tehdit oluşturmaya devam etmektedir.

Kaynak:

¹ Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak, Joseph S. Nye, Jr.& David A. Welch, İşbankası Kültür yayınları, 2015.

² Deterrence Policy

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay

By | 2018-01-14T23:39:55+00:00 Ocak 14th, 2018|Harp ve Strateji|0 Yorum

About the Author:

KKK’lığından emekli (2012) topçu kurmay albay. Çeşitli Kara Kuvvetleri birliklerinde batarya, tabur ve alay komutanlığı yaptı. 1997-2003 yılları arasında Güneydoğu Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanlığı Karargahı’nda, 2005-2008 yılları arasında Heidelberg Kara Unsur Komutanlığı Karargahı’nda görev yaptı. 10 yıldan fazla süren NATO görevlerini müteakip, Dağ ve Komd.Tug.K.Yrdc. (Hakkari) ve 3.Taktik P.Tüm.Kur.Bşk. (Hakkari) görevlerinde bulundu. NATO, Küresel Siyaset, Küresel Terörizm konularında serbest yazardır. İngilizce ve Almanca bilmektedir. “Siber Savaşlar ve Uluslararası Çatışmalar (New York Eyalet Üniversitesi/ABD) ve “Savaş Paradoksları (Princeton Üniversitesi/ABD) konularında sertifika sahibidir.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: