Türk adı ve anlamı, Türk adının tarihteki kaynakları

Türk adı ve anlamı, Türk adının tarihteki kaynakları

Türk adı ile anılan Türkler, 3000 yıldan beri hakim oldukları toprakları vatan bellemiş, bu topraklarda egemenliğini ilan etmiş, kendi devletlerini kurmuşlardır. Türkler, uzunca bir dönem üç kıta’da at koşturmuş, bulunduğu coğrafyaya hükmetmiştir.

Bir zamanlar üç kıtaya hükmeden ve Türk olarak anılan Türk soyu bugün Anadolu’ya çekilmiştir. Balkanlar, Kuzey Afrika, Arap Yarımadası, Kafkaslar ve Güney Rusya bölgeleri terk edilmiş, Akdeniz, Karadeniz ve Hazar Denizi artık Türk denizleri olmaktan çıkmıştır.

Türk birliği meselesi

Orhun -Yenisey yazıtlarından Namık Kemal’e, İsmail Gaspıralı’dan Ali Hüzeyinzade’ye, Ahmet Ağaoğlu’ndan, Ali Merdan Topçubaşı’ya, Yusuf Akçura’dan Ziya Gökalp’a kadar bütün Türk mütefekkirleri “Türk birliğine” hayatlarını adamışlardır. Ancak ne fikirde, ne dilde, ne de işte birlik sağlanabilmiştir.

Türk adı ve propagandalar

Adının başında “Türk” sözcüğü bulunan Türkiye’de “Atatürk, Ben Türküm, Ne Mutlu Türküm Diyene!” demek kolay değildir. Bu kapsamda Rum, Arap, Fars, Çerkez, Boşnak, Gürcü, Kürt milliyetçisi olmak iyidir de, Türk olmak, Türkler için çalışmak, Türkler için gelecek planlamak, ayıptır, hatta çok kötü bir “ırkçılık”tır. O yüzdendir ki, Türk milliyetçiliğini birileri ayaklar altına almak istemekte, bir diğeri ise “Türk ırkı diye bir şey yoktur!” diyebilmektedir.

Bilinçli bir şekilde Türklük bilinci yoğun propaganda teknikleri ile unutturulmak istenmektedir.

Bazıları da Türklüğü, Türk milliyetçiliğini “çıkar aracı” olarak kullanmaktadır.

Türk adı, anlamı ve Türk adının tarihi süreç içindeki kaynakları konusunda çalışmak, araştırma yapmak mevcut tehdit ortamında her Türk evladının vazifesi olmalıdır.

En büyük görev ise soyu sopu belli olan, art niyetli olmayan Türk bilim adamlarına düşmektedir. Her halde bu görev bir Ermeni’den, bir Rum bilim adamından beklenmemelidir.

Aşağıdaki yazıda Türk adının anlamı ve kaynakları ele alınmıştır. Bu çalışma yapılırken çoğunlukla “yabancı kaynakların” kullanılmış olması, üzücüdür. Utanç vericidir. Bu denli hassas bir konuya olan ilgisizliğin ve bilgisizliğin göstergesidir.

Editörün Önerisi>>  Kimlik hırsızlığı: Kimlik bilgilerimiz çalındığında ne yapmalıyız?

Türk adı ve entegrasyon çelişkisi

Modern çağda boy birliğine, etnik birliğe ‘entegrasyon’ derler. Ancak konu Türkler ve Türk Birliği olunca ona Şovenizm, Panislamizm, Pantürkizm kulpu takılır.

Ali Bey Hüseyinzade 1905 yılında şunları yazmıştır: “Avrupalılar ve Avrupalılarla birlikte bazı komşularımız Panislamizm diye diye neredeyse bizi, biz Müslümanları pazarlamışlardır. Fakat bugün perdenin arkasında cereyan eden olaylar bize açık bir şekilde gösteriyor ki, Panislamizm, yani ittihat-i İslam’ın hiç bir alameti bile görünmediği halde mükemmel bir Avrupa Pan-Hıristiyanlık mevcut imiş.”

Bugünkü yazımızın konusu gittikçe unutturulmaya çalışılan “Türk” adının kökenleridir.

Türk adı’nın kökenleri

M.Ö. 1800 yıllarında, Çin’in kuzeyinde ‘Tik’ adlı bir kavmin yaşadığı Çin kaynaklarında anlatılmaktadır. Buradaki ‘Tik’ ile Türk arasında bir ilişki kurmak isteyenler olmuşsa da, bunun ciddiye alınması olanaksız görünmektedir.

İran efsanelerinde ‘Turan’ ile Türk aynı kökene bağlanmak isteniyor. Bunun ne derece doğru olduğu bilinemiyor. Ancak, ‘Tur’ kökünün Türk ile ilgisi olması olasıdır. Avesta’nın Sanskritçe tercümesinde, ‘Tura’ ve ‘Turuşkah’ olarak gösterilen kavim adını Türklere ait olduğu sanılmaktadır.

Türk adı, bugünkü anlatımıyla, ilk defa M.S. VI. Yüzyıl ortalarında Çin kaynaklarında yer almaktadır. Bu kaynaklarda, Türklerden, Çince telaffuzla ‘Tu-kü-e’ (Tukyu)lerden uzun uzadıya söz edilir. Aynı yüzyıllarda, Bizans kaynaklarında da ilk defa olmak üzere Türk adından söz edildiği saptanmıştır.

Türk adının, VI. Yüzyıl ortalarına kadar tanınmamasının nedeni, boy ve oymak halinde yaşamalarından ve bağlı bulundukları liderin ismiyle anılmalarından ileri geliyordu. Örneğin; Hunlar, Uygurlar, Hazarlar, Avarlar, Gazneliler, Karahanlılar, Selçuklular, Kumanlar, Peçenekler, Oğuzlar, Göktürkler gibi.

Müslümanlığın kabulünden sonra Türk adı

Türk adı, Türkler’in İslamiyetle karşılaşmasından sonra genelleşmiş ve etnik anlam kazanmıştır.

VIII. Yüzyıl başlarında, Araplar Mavera-ün-nehr’e gelince, Türklerle temas etmişler ve Türkçe konuşan bütün Türk boy ve oymaklarına, ayrı adlarına bakmaksızın Türk adını vermişlerdir.

Editörün Önerisi>>  Ermeniler neden tehcir edildi?

İslamiyeti kabul eden Türkler, kendilerini bundan sonra Türk diye isimlendirmişler ve bu suretle, Türk adı gittikçe geniş bir anlamda, yani Türk ırkından gelen bütün kavimlerin adını ifade eder olmuştur.

Çinliler’e göre Türk adı

Türk adının anlamına gelince; Türklerle çok eskiden beri temas halinde olan Çinliler, Türk adını açıklamak teşebbüsünde bulunmuşlardır. Bu konuda, ‘Suy-şu’ adlı eserde şöyle deniliyor: “Türklerin (T’u-kü-e), eteğinde kamp kurdukları dağ bir miğfer şeklinde olduğu için, bu kavmin dilinde ‘miğfer’e ‘Tu-kü-e’ denildiğinde, onlar kendilerini ‘T’u-kü-e’ diye adlandırırlar.”

Türk sözünün en eski açıklama şekli bu suretle Çinliler tarafından yapılmış ve halk etimolojisine dayandırılmıştır. Bu izah; galiba, bir Türk-Moğol sözü olan ve ‘miğfer’ anlamına gelen ‘tugulgu’ ile ilgilidir.

Arapça’da Türk adı

İslam bilim adamlarının bazıları, Türk adını Arapça’daki bırakmak, terk etmek anlamına gelen Türk ile açıklamak istemişlerdir.

Bu açıklamaların hiç biri ilmi değere sahip değildir.

H. Vambery’e göre Türk adı

Türk adının ilmi açıklaması H. Vambery ile başlar. Vambery, “Die Primitive Cultur des Turkot Tarischen Volkes” adlı eserinde; Türk sözcüğünün ‘Töre, Törü, Töremek” ile açıklanabileceğini iddia etmiş ve bu köklerden gelen Türk adının “Yaratılmış olmak” anlamına gelen bir sözle ilgili olduğunu belirtmiştir. Bu açıklamaay göre; “Türk-mahluk” yani “adam” demek oluyordu. Tanınmış Türkologlardan J. Nemeth, bu görüşe kesin olarak karşı çıkmıştır. Nemeth, Türk sözünü açıklamak için elde mevcut Türkoloji malzemesien başvurmuş ve esaslı delilleri ortaya çıkarmıştır. F.K. Müller’in Doğu Türkistan’da, Turfan’da ortaya çıkardığı Uygurca metinler arasında Türk sözü tespit edilmiştir.

Nemeth bu metinlere dayanarak, Türk sözünün kuvvet-kudret anlamına geldiğini ifade etmiştir. Nemeth bir çok örnek vermek suretiyle  bu görüşünü ispat etmeye çalışmıştır.

Editörün Önerisi>>  Neden Türk Tarihini Öğrenmeliyiz?

Orhun Yazıtları’nda Türk adı

Türk adı, Türk kaynaklarında ilk olarak Orhun yazıtlarında yer almıştır. Orhun yazıtlarını çözen Wilhelm Tomsen, kitabelerin en son tercümesinde Türk sözünü, “Kudret ve kuvvet” anlamına alıyor. Türk adının önceleri bir şahıs (Uruğun başı), sonra bir aile ve nihayet bütün bir Uruğun ismi olduğu anlaşılıyor. Bu Uruğun önem kazanıp, diğer uruğları hakimiyeti altına alarak Kağan’ın mensup olduğu soya bağlanınca, bu da “devlet kuran, kağana tabi olan” bir zümreyi ifade eden bir anlam taşımaya başlamış olmalıdır. Yazıtlarda Türk deyince alelade bir kavim, bir grup değil, “Kağana itaat eden” bir zümre veya uruğlar birliği kastediliyor. Bu durumda göz önünde tutulursa, Türk sözünün, kudret veya kuvveti ifade ettiği gibi, kanun ve nizam olan bir millet anlamına geldiğini de söylemek mümkündür.

Kaynaklar:

¹ Mutlu Altay, Türkler İçin Ne Diyorlar? Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, 1984.

² Dr. Almagül İSİNA, Ortak Değerlerimize Ne Kadar Bağlıyız?

Bir Cevap Yazın