Çin Ordusu: Çin Ordusu'nun iç ve dış siyasetteki rolü

Çin Ordusu: Çin Ordusu’nun iç ve dış siyasetteki rolü

Batı kamuoyunda, Çin Ordusu’nun gerçekten Çin Komünist Partisi’nin kontrolünde kalıp kalmadığı yönünde endişeler vardır. Bu konu uluslararası alanda dikkatle izlenmektedir.

Küresel Çin politikası üzerine iddialı basın açıklamalarının Çin Halk Cumhuriyeti içindeki donanma subayları tarafından yapılması Çin Halk Cumhuriyeti Donanması’nın rolüne ilişkin özellikle endişe doğurmuştur. Bununla birlikte, bu konu üzerine alakamız, Ordu’nun Çin dış politikası karar alma sürecindeki rolünün ne kadar ileri gittiği ile sınırlıdır.

Parti-ordu ilişkilerinde reform dönemi sırasında pek çok değişiklik olmuştur, söz konusu değişiklikler ordunun devlet ile ilişkilerini de içermektedir.

Çin Ordusu, Çin Komünist Partisi rekabeti

Çin Ordusu, Çin Komünist Partisi’nden daha geniş otonomiye sahip olmak için girişimlerde bulunurken, hükümet  Çin Ordusu üzerinde daha fazla yönetim kontrolü istemiştir.

Çin Komünist Partisi de ordu üzerinde daha fazla siyasi kontrole sahip olmak istemiştir. Belki şaşırtıcı bir şekilde, üçü de amaçlarının bir bölümüne ulaşmışlardır.

Çin Ulusal Savunma Kanunu

1997’de Ulusal Halk Kongresi devletin Çin Ordusu üzerindeki yetkisini sınırlı da olsa arttıran ve ordunun kanunlara göre idare edilmesini sağlayan Ulusal Savunma Kanunu ve ilgili diğer bazı kanunları kabul etmiştir.

Çıkarılan yeni kanunlarla Çin Ordusu, Çin Komünist Partisi ile ilişkilerinde daha geniş bir otonomiye ulaşmıştır. Bu, ordunun daha fazla profesyonellik arayışı bağlamında etkin olmuştur.

1990’ların ortalarına gelindiğinde, Çin Ordusu “daha şirketleşmiş, profesyonel, otonom ve hesap sorulabilir bir ordu” haline gelmiştir. Bu duruma Çin Silahlı Polisi’nin geliştirilmesi de yardımcı olmuştur. Bu şekilde, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun Kültür Devrimi ve 1989 Tiananmen Meydanı krizi gibi durumlarda ele aldığı iç güvenlik sorumluluğu azaltılmıştır.

Çin Ordusunun siyasetteki varlığının azalması

Çin Ordusunun siyasetteki varlığının azalması, ordunun güvenlik ve dış politika ile ilgili Çin Komünist Partisi kurumlarındaki varlığının da azaltılması olarak yansımıştır.

Subaylar, Ulusal Halk Kongresi, Parti kongreleri, Merkez Komite ve Politbüro gibi Çin liderlerini seçen Çin Milliyetçi Partisi kurumlarında bulunmaktadırlar. Subayların liderlik değişimi zamanlarında rolleri daha önemli hale gelmektedir. Çin Ordusu, Politbüro’da temsil edilmektedir.

Editörün Önerisi>>  Amerika Çin mücadelesi ve Güneydoğu Asya'daki gelişmeler
Çin Ordusu
Çin Ordusu

Merkez Askeri Komisyonu (MAK)

Çin Halk Cumhuriyeti’nde, ordunun Çin liderlerine görüşlerini arz ettiği esas kanal Merkez Askeri Komisyonu (MAK) ve Küçük Öncü Gruplar (KÖG)’dır.

Ordu ve Parti arasındaki bağlar genelde bir tür ortak yaşam olarak anılmaktadır. Erken dönem Çin Halk Cumhuriyeti liderleri, ya Çin Ordusu mensuplarıydılar ya da devrimi gerçekleştiren Parti-ordu içerisinde siyasi komiser görevindeydiler.

Bu durum Mao ve Deng dönemlerinde merkezi bir özellik olarak kalmıştır. Ancak Deng’in halefleri Jiang Zemin ve Hu Jintao dönemlerinde değişmiştir.

Önceki önderlerin aksine, söz konusu iki önderin askeri geçmişleri veya tecrübeleri yoktur. Ve askeri liderler ile önceki jenerasyonların paylaştığı tecrübeleri ve bağları paylaşmamaktadırlar. Öte yandan askeri liderler de seleflerinin sahip olduğu siyasi tecrübeye sahip değildirler.

Ortak yaşam alanındaki bu daralma, Çin Ordusu’nun Komünist Parti’ye sadakati üzerinde artan endişelere neden olmuştur. Söz konusu endişe ordunun milli güvenliği sağlamak için 1989’da verdiği kuşkulu tepki ile de güçlenmiştir.

Sık sık Çin Ordusu’nun, Parti ordusu (Parti’yi koruyan ordu) olması yerine (milleti koruyan) ulusal bir ordu olması gerektiği vurgulanmaktadır.

Ordu içinde Parti’nin mutlak liderliği ilkesini desteklemesi gerektiğine dair tartışmalar vardır. Öte yandan buna itiraz eden emirler de yayınlanmaktadır.

Kendi adına ordu, Komünist Parti ile siyasi açıdan daha düşük derecede iç içe olmayı istemiştir.

Siyasi komiserlerin konum ve ideoloji ile siyasi beyin yıkamaya ayrılan vaktin zaman kaybına neden olan bir süreç olduğuna dair bir görüş vardır. Bu görüş Tiananmen sonrası dönemde güçlenmiştir.

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (ÇHKO) liderleri, ÇHKO’nun askerliğe alım ve terfide siyasal sadakat kriterinden ziyade, teknik kriterler ile profesyonelleşmenin teşvik edilmesini daha çok arzu etmişlerdir.

Ordu hala asıl işlevinin Kültür Devrimi’nde toplumsal düzeni koruduğu veya Tiananmen trajedisi zamanında yaptığı gibi milleti değil de Parti’yi korumak olduğunu kabul etmektedir.

Ancak, Tiananmen olayı, Parti içinde ordunun sadakatine dair soru işaretleri yaratmış, ayrıca ordunun toplumsal istikrarı korumadaki rolünü de gündeme getirmiştir. 1990-91 döneminde diğer komünist devletlerin yaşadığı problemler Parti’nin “silaha hükmetme” ilgisini güçlendirmiştir.

Editörün Önerisi>>  Çin Dış Politikası: 1949'dan bugüne Çin dış politikasındaki gelişmeler

Tiananmen olayının etkileri

Tiananmen olayı, Komünist Parti içinde ordunun sadakatine dair soru işaretleri yaratmış, ayrıca ordunun toplumsal istikrarı korumadaki rolünü de gündeme getirmiştir.

Çin Ordusu her ne kadar artık ana karar alma organlarında güçlü bir şekilde temsil edilmemektedir. Yine de Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun dış politika üzerinde daha dolaylı etkiye sahip olduğuna dair halen devam eden bir Batı endişesi bulunmaktadır.

Ordu nüfuzunu bir kaç değişik yolla kurabilmektedir.

Ordu nüfuzunu bir kaç değişik yolla kurabilmektedir. Esas metot MAK’dır.

MAK sıkça buluşarak ve üyelerine kendi görüşlerini lidere (ve zaman zaman yardımcısına) sunma fırsatı tanımaktadır.

Son dönemde, Çin Halk Kurtuluş ordusu (ÇHKO) içerisindeki stratejik planlama departmanının, MAK’ın liderliğini ve Çin’in ordu kurma sürecini güçlendirmek amacıyla kurulduğu iddia edilmektedir.

Daha önce belirtildiği gibi, Jiang Zemin, ordunun milli güvenlik, Tayvan, ABD, Japonya ve bölgesel füze savunması gibi dış politika konularındaki çıkarlarına hassas davranmıştır.

Shambaugh, Jiang Zemin’in tecrübesizliği ve sınırlı ordu bağlantılarına rağmen söz konusu hassasiyetin, ordunun desteğini kazanmasında kilit rol oynadığını ifade etmektedir.

Ayrıca, zaman zaman, ordunun liderliğe Tayvan, ABD, Japonya ve Hindistan konusundaki siyasi endişelerini içeren mesajlar gönderdiği ifade edilmektedir.

Ordunun, Jiang Zemin ve Dışişleri Bakanı Qian Qichen’in ABD’nin Tayvan Devlet Başkanı Lee Teng Hui’ye 1995 yılında vize vermesinin ardından MAK bünyesinde özeleştiri yapılması gibi gelişmelerde kendisini gösterdiği aktarılmaktadır.

Bazı durumların söz konusu süreci tetiklediği göz önündeyken, Yinhe hadisesi (1993’te bir Çin gemisinin İran’a kimyasal silah yapımında kullanılacak materyal taşıdığına dair ABD’nin iddiası) veya Lee Teng Hu’ye vize verilmesi olayında yaşananların benzerlerinin Deng sonrası dönemde kaç defa ortaya çıktığı, muvazzaf veya emekli subaylardan mesajların gidip gitmediği yönünde sorular mevcuttur.

Çin Halk Cumhuriyeti Donanmasının artan deniz devriyeleri, başarılı uydusavar tatbikatları veya anti-gemi füzeleri gibi yeni askeri ekipman gösterileri, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Çin dış politikasında daha aktif olduğuna yönelik korkuları artırmaktadır.

Swaine, “ordunun milli güvenlik dahil temel strateji veya siyaset çıktılarını dikte ettiğine dair neredeyse hiç kanıt bulunmadığını” savunmaktadır.

Ayrıca, Çin’in sivil liderlerinin dış politikanın tüm önemli yönleri üzerinde nihai yetki kullandıklarını fakat sadece, dış politika için önemli olabilecek iki tip eylemde kesin ve nihai kontrol sağlamadıklarını belirtmiştir. Bunlar: yerlerinden bağımsız olarak askeri denemeler ve faaliyetler ile Çin sınırları dışında yapılan askeri operasyonlardır.

Dış politika güdümünde yaşanan sorunlar

Çin liderleri diplomatik yapı ve dış politika arasında koordinasyonu sağlayacak yapılara ve süreçlere sahip değillerdir. Kriz zamanlarında, söz konusu koordinasyon yapılarının eksikliği daha belirgin olmaktadır.

Aşağı yukarı son on yılda, Çin ordusu aktif olarak diğer ülkelerin ordularıyla askeri teatilere ve işbirliğine yönelmiş durumdadır. Bununla birlikte Çin büyükelçiliklerinde çok sayıda askeri ateşe görev yapmaktadır.

Muvazzaf Çin Ordusu subaylarının kamuoyu önünde dış politika tartıştığı ve Çin kamuoyunu dış politika konularında etkilemekte oldukları görünmektedir.

Ordu yayınları dış politika konuları hakkında makaleler içermekte, subaylar gazetelere makaleler yazmakta, radyo ve televizyonda dış politika konuları hakkında görüş bildirmektedirler.

Söz konusu olay şaşırtıcı bir biçimde nükleer konularda aşikardır fakat daha sürdürülebilir olarak geniş bir yelpazede farklı hassas milliyetçi konular üzerine yapılmaktadır.

Bunun bir örneği, bir Çin uçak gemisini de içerecek açık denizler donanmasının kurulmasının gerekliliği hadisesinde kamuoyu desteğini kazanma çabaları olmuştur.

Ross’a göre, “Çin askeri yayınları popüler okuyuculara yöneltilerek, içinde sadece İngiltere, Fransa ve Rusya’nın değil Brezilya, Hindistan, Japonya, Güney Kore ve Tayland’ın da bulunduğu, Çin’in büyük güç statüsüne rakip olabilecek veyahut bu statü üzerine Çin’den daha az iddia sahibi olan ülkelerin denizcilik yeteneklerinin abartıldığı” sonucuna varmıştır.

Kaynaklar:

¹ Çin Dış Politikası, Stuart Harris, Matbuat Yayın Grubu, 2014.

Ahmet AKIN, (E) Topçu Kurmay Albay