Amerika Çin mücadelesi ve Güneydoğu Asya’daki gelişmeler

//Amerika Çin mücadelesi ve Güneydoğu Asya’daki gelişmeler

Amerika Çin mücadelesi ve Güneydoğu Asya’daki gelişmeler

Amerika yeniden Güneydoğu Asya’da. Amerika Çin mücadelesi ve bölgesel gerginlikler artarak devam ediyor. Güneydoğu Asya’da kim ne istiyor?

Son yıllarda her sahada önemli atılımlar gerçekleştiren komünist Çin, Stalinist yapısıyla, kapitalizmin etkisi altındaki ekonomisiyle süper güç Amerika’ya ve müttefiklerine meydan mı okuyor?

Amerika Çin mücadelesi, ABD’de nasıl karşılık buluyor?

Güneydoğu Asya’daki güç mücadelesinin temelinde gerçekte hangi sorunlar yatmaktadır?

Kore Savaşı ve ardından yaşanan Vietnam Savaşı’ndan sonra Amerika Birleşik Devletleri niçin Güneydoğu Asya’ya dönmek ve Çin’le güç mücadelesine girmek istiyor?

Çin Denizleri sorunu nedir?

‘Amerika Çin mücadelesi’nin en önemli alanlarından birisi, Çin Denizleri’dir. Çin Denizleri sorunu dendiğinde akla şu üç denizdeki hakimiyet meselesi gelmektedir:

  • Güney Çin,
  • Doğu Çin,
  • Sarı Deniz.

Bu denizler, Doğu Asya Bölgesi’nde uğruna bir çok ülkenin mücadele ettiği coğrafi alanlardır.

Çin, kendi kıyılarından çok uzakta olsa da bu denizler üzerinde en fazla hak iddia eden ve uzlaşmaya yanaşmayan ülkedir.

Münhasır ekonomik bölge nedir?

Bir ülkenin sınırlarının denizden ne kadar öteye uzandığı konusu yüzyıllardır tartışılan bir meseledir. Yıllarca süren görüşmelerden sonra 1982 yılında Deniz Hukuku konusunda münhasır ekonomik bölgeleri, askeri kullanım alanlarını, korsanlığı, çevre kirliliğini ve diğer bir çok  konuyu düzenleyen bir Birleşmiş Milletler Antlaşması yapıldı. Bu antlaşma maddeleri gereğince devletler, kendi balıkçılık ve madencilik hakları için 200 mil (322 km) kuralına uyar. Buna ek olarak eğer ülke kıta sahanlıklarının 200 mili aştığını ispatlayabilirse, daha büyük münhasır ekonomik bölge talebinde bulunabilirler. Birçok ülke de böyle yapmaktadır. Münhasır ekonomik bölgeler ticari gemilere açıktır. Her hangi bir devletin hakimiyetinde değildir.

Güvenlik alanı tartışmaları

Çin’in, Tayvan Boğazı ve daha kuzeyindeki Sarı Deniz dahil Güney ve Doğu Çin Denizleri’ne uzanan 200 deniz mili sınırı talebi tartışılmaktadır. Bütün dünya bu suların Çin’in münhasır ekonomik bölgeleri olduğunu kabul eder, fakat Çin buraları güvenlik alanı olarak da gördüğü için o bölgeye girecek yabancı askeri gemi ve uçakları denetleme hakkı istemektedir. Çin Ordusu buna öre hazırlık yapmaktadır.

Münhasır ekonomik bölge nedir?

Bir ülkenin kıyılarından 200 mil (321,8 km) ötesine uzanan, o ülkeye ait balıkçılık ve madencilik hakkı tanıyan bölgedir

Vietnam’ın tutumundaki değişiklikler

Vietnam, Güney Çin Denizi’ndeki Güneydoğu Asya ülkelerinin (Çin, Vietnam, Filipinler, Malezya, Kamboçya) haklarını korumak için artık Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğine ihtiyaç duymaktadır. Amerikalıların Vietnam’ı ulusal çıkar olarak tanımlaması çok eski de değildir. Şimdiyse Vietnam’a yardım etmek mi Amerika için ulusal çıkar meselesi olmalıdır?

Çin Denizleri’nin genel sınırı neresidir?

Çin denizleri sınırı, Çin’in doğusundan ve Tayvan’dan Filipinler’in batısına, Malezya’nın kuzeyine, Vietnam’ın doğusuna kadar uzanır. Günümüzde bölge ülkelerinin bütün dikkatleri Güney Çin Denizi üzerine yoğunlaşmış durumdadır. Çünkü en çok petrol ve doğal gaz yatağının Güney Çin Denizi bölgesinde olabileceği değerlendirilmektedir. Ayrıca, Doğu Asya’nın diğer bütün devletlerine giden deniz ulaşım yolları da Güney Çin Denizi’nden geçmektedir. Filipinler’in batı kıyısı ile Vietnam’ın doğu kıyısı arasındaki mesafe yaklaşık olarak 777 mil (1250 km)’dir. Bir çok gemi, Singapur’dan geçip, Malakka Boğazı’ndan veya kuzeyden Tayvan Boğazı’ndan geçerek bu bölgeye girerler. Çin, Güney Çin Denizi’ni ‘ilgi alanı’ olarak adlandırmaktadır.

Doğu Çin Denizi’ndeki tartışmalı adalar

Güney Çin Denizi bölgesinde bulunan Paracel ve Spratly Adaları -iki küçük ve ıssız ada- özellikle tartışmalı adalardır. Bu adaları çoğu suların kabarması nedeniyle sular altında kalmıştır. Bu adalara sahip olan devlet, 200 millik ayrıcalıklı ekonomi bölgeye sahip olacaktır. Adaların etrafında deniz altında sondaj haklarını elde edecektir. Vietnam’dan ve Çin’in Hainan Adası’ndan eşit uzaklıkta olan Paracel Adaları’nda her iki ülke de hak iddia etmektedir. 1974’te Güney Vietnam ve Çin bu adalar için kısa bir çatışma yaşamıştır. Birleşen Vietnam, Paracel Adaları’nın sondaj hakkını kiraya vermek istedi .Fakat Çin vermemeleri konusunda Vietnam’ı uyardı. Daha güneyde,  Spratly Adaları’da Çin, Filipinler, Endonezya ve Malezya arasında tartışma konusu olmaktadır. Çin, asırlardır bu takım adaların sahibi olduğunu iddia etmektedir. Diğer devletler ise adalarda şimdiye kadar kimse yaşamadığı için Çin’in hakimiyet iddiasını kabul etmemektedir.

Tayvan’ın kuzeyindeki, Doğu Çin Denizi’nde Çinlilerin Daioyotai, Japonların da Senkaku adını verdikleri adalar da küçük ve ıssız adalardır. Ancak bu ıssız adalar deniz petrol yataklarına komşudur. Japonya bu adaların kendisine ait olan Ryukyu Adası zincirine dahil olduğunu, Pekin de Tayvan eyaletine ait olduğunu iddia eder. İlginçtir ki, hem Çin hem de Tayvan bu konuda hemfikirdir. Çinli trol avcıları Daioyotai’de balık avlama hakkına sahip olmak istiyorlar. Japon sahil güvenlik ise onları kovuyor. 2010’da yaşanan bu tarz bir olaydan sonra, Çin neredeyse tekelinde bulundurduğu kıymetli madenleri Japonya’ya ihracı durdurdu. Çin, Japonya’yı iddiasından vazgeçirmek için ekonomik ambargo uyguladı.

Sarı Deniz bölgesindeki sınır sorunu

Daha da kuzeyde, Çin ve Kore arasında Sarı Deniz bölgesinde, Kuzey ve Güney Kore belirlenmemiş deniz sınırları yüzünden sürekli  sorun yaşamakta, tartışmaktadırlar. Çin, Kore Yarımadası bölgesinde yeni bir savaşın çıkmasını istemiyor. Çin, Kuzey Kore’yi hem destekliyor, hem de sakinleştirmeye çalışıyor. Aslında Çin, Sarı Deniz’in güvenli bölge olmasını istemektedir.

Çin’in rakibi mağlup Japonya ise, Amerika denetimine girdi.II. Dünya Savaşı (1939-1945) yıllarında ABD ve Çin müttefik kuvvetlerdi. Birlikte karar veriyor, birlikte hareket ediyorlardı. O dönemde yayılma politikası güden Japonya’nın mağlup edilmesinde ABD-Çin yakın iş birliğinin büyük rolü olmuştur. Ancak II. Dünya Savaşı’ndan hemen sonra,  1946 yılında Çin’deki iç savaştan komünistlerin galip çıkması ve Stalinistlerin iktidarı ele geçirmesi, Rusya merkezli komunizmin yayılmasını önlemeye çalışan ABD’yle Çin’i karşı karşıya getirdi.

1946 yılında hazırlanan yeni anayasa ile Japonya’da her alanda yeniden yapılanma başladı.

Silahsızlandırılan Japonya’nın savunmasını Amerika üstlendi. ABD’nin izni ve onayı ile 1954 yılında Japonya Savunma Kuvvetleri teşkil edildi. Bunun yanında, Amerika Birleşik Devletleri Japonya’nın ekonomik gelişmesine büyük ölçüde destek verdi.

Amerika Çin mücadelesi: Çin Denizleri sorunu

Çin Denizleri sorununda Çin’in politikası nettir: Çin Denizleri Çin’in ilgi alanındadır. Buradaki bütün ekonomik ve askeri faaliyetler, Çin’in bekasını ve güvenliğini tehdit etmektedir.

Amerika Birleşik Devletleri’nin Çin Denizleri ile coğrafi olarak herhangi bir ilgisi yoktur.

Lehine olan maddelere uymuş olsa bile, Amerika Birleşik Devletleri 1982 yılında münhasır ekonomik bölgeler, askeri kullanım alanları, korsanlık, çevre kirliliği vb. konularını düzenleyen Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı henüz parlamentosunda onaylamamıştır. Buna rağmen Çin içinde bulunduğu koşullarda Amerika Birleşik Devletleri’ni tek başına karşısına almak istememektedir.  Bunun en önemli nedenlerinden birisi de, Çin’in bölge ülkeleri ile ittifak sistemi kuramamasıdır. Aslında Çin, geleneksel olarak bölgesel ya da global ölçekte ittifak sistemleri kurmaya yatkın da değildir.

Günümüzde Çin’in hedef aldığı alanlar, Güneydoğu Asya’nın geri kalan ülkelerinin de ilgi alanına girmektedir.

Amerika Çin mücadelesi: Çin’in kalkınması

Soğuk Savaş (1945-1989) sonrasında, özellikle son 30 yıllık dönemde Çin’in gösterdiği ekonomik gelişmede Amerika Birleşik Devletleri ile olan iyi ilişkilerin rolü çok büyüktür.

Çin bir yandan Amerika Birleşik Devletleri’nin global ölçekteki kapitalist firmaları ile ortak üretim ve yatırım anlaşmaları yaparken, diğer taraftan Amerika Birleşik Devletleri’ni en önemli pazar olarak da kullanmaktadır.

Çin’in rakibi sadece Amerika mı?

Güneydoğu ve Doğu Asya’da Çin’in rakibi ya da düşmanı sadece Amerika Birleşik devletleri değildir. Batı tarafından baskı altında ve ambargo altında inleyen, memur maaşlarını ödemekte zorlanan Rusya Federasyonu ile Çin’in ikili ilişkileri bugün için iyi olmasına rağmen, gelecekte Rusya-Çin ilişkilerinin nereye gideceği bilinmemektedir.

Çin neden Rusya’ya yanaşmıyor?

Rusya’nın Batı ambargosu altında olması, Çin-Rusya ilişkilerinin gelişmesine dolaylı olarak engel olmaktadır. Amerika, hiç bir devletin Rusya ile ticaret yapmasını istememektedir. Ukrayna ve Kırım politikalarını revize etmediği takdirde, yakın gelecekte Rusya’ya uygulanan Batı ambargosunun kalkması beklenmemektedir.

Rusya’nın mevcut teknolojisi Amerika ve Batı’nın çok gerisindedir. Halbuki Çin’in ileri teknolojiye ihtiyacı vardır. İleri teknoloji Amerika ve Batı’da vardır.

Giderek artan Çin nüfusuna hayat alanı lazımdır. Çin’in doğal yayılma alanlarından birisi de Rusya Federasyonu ya da Rusya’ya müzahir olan Moğolistan, Kırgızistan ve Kazakistan topraklarıdır. Bu durumda bile Çin’in Amerika Birleşik Devletleri’nin dostluğuna ihtiyacı vardır.

Hindistan potansiyel düşman mı?

Milli geliri Çin’in yarısı olmasına rağmen, Güneydoğu Asya bölgesinin yükselen gücü olan Hindistan, Çin’in önemli bir düşmanıdır.

Çin-Japonya rekabeti

Doğu Asya’nın lider devletleri olan Japonya ve Çin arasındaki kıyasıya rekabet, devam etmektedir. Çin ve Japonya arasındaki en önemli anlaşmazlık konusu ulusal sınırlardır. Doğu Çin Denizi’nde bulunan 7 kilometrekarelik, ıssız  8 küçük ada ve birkaç kayaya ilişkin sınır anlaşmazlığı, 1971’lerden beri devam etmektedir. Bu ıssız adalar günümüzde Japonya’nın sınırları içerisindedir. Ancak, daha önceleri, XIX yüzyılın sonlarına kadar bu ıssız adalar Çin’e aitti. Çin’in “Daioyotai”, Japonya’nın ise “Senkaku” adını verdiği adalara sahip olma mücadelesi, 1971’den sonra hız kazanmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nda Japonya’yı işgal eden Amerika Birleşik Devletleri, 1971’e kadar bu adaları kontrol altında tutmuştur. 1971 yılında Amerika adaları Japonya’ya vermiştir. Bunun hemen sonrasında bölgede petrol rezervlerinin bulunması, Çin ve Tayvan’ı bu adaları geri kazanma yönünde harekete geçirmiştir. Japonya bu adaların kendisine ait olan Ryukyu Adası zincirine dahil olduğunu, Pekin de Tayvan eyaletine ait olduğunu iddia etmektedir.

Çin-Japonya silahlanma yarışı

Sınır anlaşmazlığı ve ekonomik erkabete ek olarak, her iki devlet de askeri güçlerini geliştirmeye çalışmakta, birbirini gözlemlemektedir. Artan silahlanma yarışı Doğu Asya ve Güneydoğu Asya ülkelerini tedirgin etmekte, Amerika Birleşik Devletleri safına yanaştıamaktadır.

Amerika Çin mücadelesi ve Japonya gerçeği

Soğuk Savaş yıllarında ve sonrasında jeopolitik şartlar Japonya’nın güçlenmesini ve kendini savunma olanaklarına kavuşmasını gerektiriyordu. Çünkü II. Dünya Savaşı’ndan galip ayrılan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB)’nin Uzak Doğu’daki nüfuzunu arttırması, Çin’de 1946’da komünistlerin iktidarı ele geçirmesi, SSCB denetiminde olan Kuzey Kore’nin Kore yarımadası genelinde denetimi tamamen ele geçirmek istemesi Amerika’yı Güneydoğu Asya’da komünist devletlere karşı güçlü bir cephe oluşturmaya mecbur bırakıyordu. Amerika, çıkarlarına uygun düştüğü için Japonya, Güney Kore, Tayvan, Filipinler gibi bölge ülkelerinin gelişmesine destek verdi. Kendi ittifak sistemini oluşturmaya çalıştı.

Amerika Çin mücadelesi ve diğer ülkeler

Güneydoğu Asya’da bulunan ve hızla gelişmekte olan ülkelerin çoğunluğu, Amerika Birleşik Devletleri ile iyi ilişkiler içinde olmak istemekte, Amerikan ordusuna askeri üs olanakları sağlamaktadır. Çünkü, bölge ülkeleri için Amerika Birleşik Devletleri  hem Çin yayılmasına karşı güvenlik kalkanı hem de iyi bir pazardır. Ayrıca, Amerikalı global firmalar,  yatırım yaparken Amerika ile iyi ilişkileri olan ve çoğunlukla demokratik ülkeleri tercih etmektedir.

Çin ve ikmal yolları meselesi

Dünyanın en kalabalık ülkelerinden ikincisi olan Çin’in kalkınması için ham maddeye ihtiyacı vardır. Başta petrol olmak üzere, Çin’e gelen bütün ham madde ikmal yolları, Amerika Birleşik Devletleri tarafından denetlenmekte, kontrol edilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası sularda bile olsa, istediği gemiyi durdurabilmekte, gemide arama yapabilmekte; istediği uçağı zorla inişe zorlayabilmektedir. Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri’nin bu tür davranışlarını sorgulayabilecek bir mekanizma mevcut değildir.

By | 2017-07-26T01:41:39+00:00 Temmuz 26th, 2017|Amerika|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: