ABD’nin Afganistan Savaşı ve Afganistan Savaşı’ndan alınan dersler

//ABD’nin Afganistan Savaşı ve Afganistan Savaşı’ndan alınan dersler

ABD’nin Afganistan Savaşı ve Afganistan Savaşı’ndan alınan dersler

ABD’nin Afganistan Savaşı (2001-2014), ABD tarihinin en uzun süreli savaşıdır. 2400’den fazla ABD askerinin öldürüldüğü savaşın ABD’ye maliyeti aylık 4-6 milyar dolar olmuştur.

Bir halkı hiçbir şey bir savaştan daha çabuk sakinleştiremez. 11 Eylül 2001 saldırısından hemen sonra Başkan Bush liderliğindeki ABD’nin saldırının sorumlusu olarak gördüğü Taliban’ı imha etmek maksadıyla 7 Ekim 2001’de başlattığı Afganistan Savaşı, bütün ABD halkını tek bir amaç etrafında birleştirmeye yetti.

Afganistan şşgal harekatı, ya da ABD’nin Afganistan savaşı, 350 milyonluk ABD halkının öfkesinin yatıştırılması açısından gerekli görülüyordu. Bu yüzden Başkan Bush 16 Eylül 2001’de saldırıyı gerçekleştiren teröristlere karşı “Haçlı Seferi” ilan etti.

Haçlı Seferi kavramının kullanılması, İslam dünyasını kızdırmıştı ama, bu Başkan George W. Bush’u fazla da ilgilendirmiyordu. Süper güç ABD, 11 Eylül 2001’de ilk defa kendi kıt’asında saldırıya uğramıştı, her ABD’li için kabul edilemezdi.

Aralık 2001’de yapılan Bonn zirvesinde ISAF (International Security Assistance Force)’in kuruldu. Bununla bütün NATO İttifakı’nın ABD safında olmak üzere Afganistan’da savaşa katılması karara bağlandı.

ABD’nin Afganistan Savaşı

ABD’nin Afganistan topraklarını işgali, beklenenden hızlı gerçekleşti. Bölük pörçük Taliban kalıntılarının süper güç ABD ordusunu durdurması zaten beklenmiyordu. Rusya bile “arka bahçesi” olan Afganistan’ın ABD tarafından işgaline ses çıkarmıyordu, belki de çıkaramıyordu. Çünkü, ABD çok kızgın, adeta yaralı aslan durumundaydı. Halbuki, 1979’da Afganistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) askerleri tarafından işgal edildiğinde, Rusların başını çektiği komünist işgal güçlerine karşı gerilla savaşına başlayan Afgan halkının desteğinde en başta ABD vardı. Tarih tezatlarla doluydu ya bu da onlardan biri olmalıydı.

Bugün olduğu gibi o gün de ABD, süper güç idi. Bütün ABD yayın kuruluşları önceden Afganistan’a gönderildi. Naklen yayımlanan gösterişli hava indirmeleri ve kara operasyonları Afganistan topraklarında birbirini takip etti.

Ancak, günler ilerledikçe Taliban liderliğindeki dinci örgütlerin gerilla saldırıları başladı.

2006’dan sonra daha da geniş kapsamlı Taliban operasyonları kaydedildi. Her bir gerilla saldırısını diğeri izliyordu. İttifak askerlerinden kimin nerede öldürüleceğini Taliban tayin ediyordu.

Gerilla saldırılarını planlayan Taliban, İran, Pakistan gibi komşu ülke topraklarında da üs bölgeleri tesis ediyordu.

ABD’nin Afganistan Savaşı ve coğrafya etkisi

Afganistan dünyanın en yüksek rakımlı topraklarına sahipti. Dağlar, düzenli ABD ordusunun operasyonlarına olanak vermiyor, en seçkin generallerin komuta ettiği süper güç ABD ordusu vadiler arasında pusuya düşüyor, kayıp veriyordu.

Afganistan’ın olağanüstü coğrafi yapısının yanında, Afgan halkının etnik yapısı, töreleri, savaşçı gelenek ve görenekleri, dini inançları da ABD’nin Afganistan harekatını zora soktu. Afgan halkı tarih boyunca nice büyük devletleri topraklarında yok etmiş, savaş tecrübesi kazanmıştı.

Yıllar süren işgal harekatına rağmen ABD bir bütün olarak Afganistan işgalini başarıya ulaştıramadı.  Zamanla Afganistan, ABD’nin sivil ve askeri kaynaklarını eritmeye başladı. Kimilerine göre ABD’de patlak veren 2008 ekonomik krizinin temel nedenleri Afganistan (2001) ve Irak işgalleri (2003) idi.

11 Eylül 2001 saldırılarını sözde Taliban örgütü üstlendi. En azından o yıllarda yapılan araştırmalardan elde edilen deliller, saldırının arkasında Taliban Örgütü’nün varlığına işaret ediyordu. Ancak, aradan 16 yıl geçmesine rağmen, saldırıyı kimin planladığı hala kesin olarak ortaya çıkarılabilmiş değildir. Günümüzde de 11 Eylül saldırıları ile ilgili olarak üretilen senaryoların ardı arkası kesilmemektedir.

ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarının intikamını almak için dünyanın en önemli askeri gücünü Afgan dağlarına yığdı. Afganistan’a komşu olan ülkelerde bile askeri üsler tesis etti. Hatta Soğuk Savaş (1945-1989) döneminde ABD’nin en önemli düşmanı olan Ruslar, Afganistan’ı işgal eden Amerikan askerlerine Rusya’nın hava sahasını kullanma izni bile verdi.

Acaba Ruslar aklını mı kaçırmıştı?

Ruslar, ebedi düşmanları olan ABD’ye nasıl böylesine açık gönüllülükle yardım edebilirdi?

Batının en önemli askeri uzmanları Rusların Amerikalılara verdiği desteğin önemi konusunda Rusya’ya methiyeler düzüyordu. 1979’da Afganistan’ı işgal eden Ruslar, sekiz yıl sonra hezimete uğramış bir şekilde Afganistan’ı terk etmek zorunda kalmıştı. Acaba Afganistan’da savaşmanın zorluğunu bilen Ruslar, ABD’nin de aynı hezimete uğramasını mı bekliyordu?

Afganistan, çeşitli NATO ülkeleri tarafından yönetilmek üzere, bölgelere/sektörlere ayrıldı. Her bir sektör lideri devlet, kendisine tahsis edilen sektörde askeri ve sivil operasyonlar icra etmekte serbestti. Kosova’da da aynısı yapılmıştı. Belki de NATO, bir eski komünist taktiği olan “böl-parçala-yut” taktiğini uyguluyordu. Başlangıç noktası hatalarla dolu olan bu taktik de Afganistan’da başarılı olamadı.

Günümüzde ünlü ABD’li uzmanlar ABD’nin Afganistan Harekatı esnasında nerelerde hata yaptığını araştırıp duruyorlar. Konuyla ilgili olarak yazılan yüzlerce kitap, ancak kitapçı raflarını süslüyor. Görünen o ki ABD siyasi ve askeri hatalarınden ders almak istemiyor.

ABD’nin Afganistan Savaşı’nın sonuçları:

ABD’nin Afganistan harekatı geçmişten ders almasını bilenler için çok önemli derslerle doludur.

Tarihten ders alsa idi ABD Afganistan’ı yavaş yavaş işgal edebilir, zulüm, işkence ve öldürmeyle 11 Eylül 2001 saldırılarının intikamını almak yerine, Afgan halkının kalbini kazanmayı deneyebilirdi. Görünen o ki Afganistan’da hedef alınan Taliban örgütü yok edilememiştir. Hatta ABD’nin zaman ilerledikçe gizli gizli Taliban ile görüşmeler yaptığı da basına yansımıştır.

Şartlar ne kadar zor olursa olsun, bir devletin idaresinden sorumlu olanlar “kin ve nefretle” hareket etmemelidir. Bunun en güzel örneğini II. Dünya Savaşı döneminde İngiltere’yi yönetmiş olan Winston Churchill’de görmek mümkündür.(Ahmet AKIN)

Hitler Almanyası tarafından sürekli olarak bombalanan İngiltere’yi savaş yıllarında idare etmek kolay olmamıştır. Ancak Churchill hiç bir zaman duygularıyla hareket etmemiş, sabırla, akılla II. Dünya Savaşı’nın galip devleti olmayı başarmıştır.

II. Dünya Savaşı’nın en zorlu günlerinde savaş yıkıntıları arasında yöneticilerinden umut vaat eden açıklamalar bekleyen İngiliz halkına “Kan, meşekkat, ter ve göz yaşından başka vaat edecek bir şeyim yok (I have nothing to offer but blood, toil, tears, and sweat.)”  diyebilme iradesini gösterebilmek kolay değildi.

Churcill aceleyle, panik halinde kararlar alsaydı, Avrupa’yı kasıp kavuran Hitler Almanyası belki de Churcill’i tuzağa düşürecek, İngiltere’yi işgal edecekti.

Ama Churcill hata yapmadı. Churcill koltuğunu değil hep ülkesini düşündü. Harp kuralları neyi gerektiriyorsa, Churcill onu yaptı.

11 Eylül 2001 saldırıları olduğunda, George W. Bush, müthiş bir panik içindeydi.  En kısa zamanda bir düşman bulunmalı ve süper güç ABD ordusu bu düşmanı ezmeli, yok etmeliydi. Bu acelecilik Bush’un kafasını Afgan dağlarına vurmasına neden olmuştur.

Benzer bir hatayı Fransa İmparatoru Napolyon, Rusya Seferi (24 Haziran-30 Aralık 1812) esnasında yapmıştır.

2016 itibariyle Afganistan’da ölen ABD askeri sayısı 2 400’ü geçmiştir. ABD’nin kazancı ise “sıfıra sıfır, elde var sıfır”dır.

“Kapitalizmin doğal ahlaksızlığı, nimetleri adaletsiz paylaşmasıdır; sosyalizmin doğal faziletiyse sefaleti eşit paylaşmasıdır.”  (W. Churcill)

Kaynaklar:

¹ U.S. War in Afghanistan

Ahmet Akın, (E) Kurmay Albay

By | 2017-03-26T17:04:37+00:00 Mart 26th, 2017|Harp ve Strateji|0 Comments

About the Author:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?

%d blogcu bunu beğendi: